“Ben sosyal medyadan paylaşırım, müşteriyi bulurum, komisyonumu alırım; kim nereden bilecek?” diyenler varsa, 05 Eylül’de yayımlanan düzenlemeye bir göz atsın. Bazılarının biraz canı sıkılabilir!
05 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 595) yayımlandı.
Peki vatandaşın anlayacağı dille bu düzenleme ne diyor?
En basit ifadeyle: İnternette ve dijital platformlarda yapılan ticari faaliyetlerin vergi açısından takibinin kapsamı genişliyor. Üstelik konu sadece klasik alış-veriş siteleri değil. Yeni düzenlemede özellikle; alım, satım, kiralama, ilan ve reklam faaliyetlerinden söz ediliyor. Dahası, taşınmazların satılması ve kiralanmasına yönelik ilanlar da açık şekilde düzenlemenin içerisinde. Yani konu doğrudan gayrimenkul sektörüne de dokunuyor.
BİR ÖRNEKLE ANLATALIM
Ahmet Dayının bir arsası var. Ahmet Dayı kendi arsasını satmak için ilan verebilir. Burada tek başına garip bir durum yok. Ama Mehmet Dayının ne arsası var ne evi, buna rağmen sosyal medya hesabında bugün Ahmet’in arsasını, yarın Ayşe’nin evini, ertesi gün Hüseyin’in tarlasını paylaşıyor. “Satılık, detaylar için özelden yazın.” Telefonlar geliyor. Alıcıyı satıcıyla buluşturuyor. Satış gerçekleşince de: “Ben müşteriyi buldum, benim hakkım ne olacak?” diyerek komisyonunu alıyor. Fakat ortada kayıtlı bir emlak işletmesi, gerekli yetkilendirmeler, fatura veya vergisel kayıt bulunmuyor. İşte yeni dönemde dijital ortamda gerçekleştirilen bu tür faaliyetlerin görünürlüğü giderek artıyor. Çünkü 595 Sıra No’lu Tebliğ ile kapsam yalnızca klasik elektronik ticaret faaliyetleriyle sınırlı bırakılmıyor. İnternet dâhil her türlü dijital ortamın alım, satım, kiralama, ilan ve reklam amacıyla kullanılması açık şekilde düzenleme kapsamına alınıyor.
SOSYAL MEDYA DA İŞİN İÇİNDE
Düzenlemenin bence en dikkat çekici taraflarından biri burası. Tebliğde “Sosyal Ağ Sağlayıcılar” ifadesi açıkça yer alıyor. Taşınır ve taşınmazların satılması veya kiralanmasına yönelik ilanların yayımlanmasına imkân sağlayan yer sağlayıcılar ile sosyal ağ sağlayıcılar için bildirim yükümlülükleri düzenleniyor.
Hangi bilgiler?
- Hizmetin sağlandığı internet adresleri,
- Hizmet verilen gerçek veya tüzel kişinin ad-soyad/unvan bilgileri,
- TCKN gibi mükellefiyetin tespit edilmesine yarayan bilgiler,
Ve en önemlisi: Taşınmaz satış ve kiralama işlemlerine ilişkin ilan bilgileri. Üstelik Tebliğ bunların birer aylık dönemler itibarıyla Başkanlık sistemlerine bildirilmesini öngörüyor. Burada önemli bir ayrıntıyı özellikle belirtelim: Bu hüküm, “Emlakçı her ay ilanlarını tek tek Gelir İdaresine bildirecek” anlamına gelmiyor. Tebliğde söz konusu aylık bildirim yükümlülüğü, ilanların yayımlanmasına imkân sağlayan yer sağlayıcılar ve sosyal ağ sağlayıcılar üzerinden düzenlenmiş durumda.
“INSTAGRAM’DAN PAYLAŞTIM, KİM GÖRECEK?” DÖNEMİ
İşte burada bazılarına küçük bir kötü haberimiz olabilir. Dijital ortam sandığımız kadar görünmez bir yer değil. Bir kişi sürekli olarak kendisine ait olmayan evleri, arsaları ve tarlaları satış veya kiralama amacıyla yayımlıyor, müşteri buluyor ve bunun karşılığında gelir elde ediyorsa; “Ben emlakçı değilim, sadece sosyal medyada paylaşıyorum.” demek her geçen gün daha az ikna edici hale geliyor. Çünkü bir düşünün: Ayda bir ilan verdiniz, bu olabilir. Ama hesabınızda sürekli;
- SATILIK TARLA
- SATILIK DAİRE
- KİRALIK İŞYERİ
- FIRSAT ARSA
ilanları varsa ve bunlar farklı kişilere aitse, artık ortada cevaplanması gereken basit bir soru oluşur: “Siz burada sosyal medya kullanıcısı mısınız, yoksa ticari faaliyet mi yürütüyorsunuz?” İşte vergi idaresinin görmek istediği noktalardan biri de bu.
DEVLETİN ELİNDEKİ VERİLER ÇOĞALIYOR
Bugün gayrimenkul sektörüne yalnızca tek bir sistem üzerinden bakmamak gerekiyor.
- İlan platformları var.
- Dijital ilanlar var.
- EİDS gibi yetkilendirme sistemleri var.
- Vergi kayıtları var.
- Tapu işlemleri var.
Şimdi sosyal ağlar ve diğer dijital ortamlar üzerinden elde edilebilecek bilgiler de bu tabloya daha güçlü biçimde ekleniyor. Bütün bunların anlamı şu: Dijital dünyada yapılan ticari faaliyetlerin izini sürmek giderek kolaylaşıyor. Elbette bu, sosyal medyada evinin fotoğrafını paylaşan herkesin inceleneceği veya her ilanın otomatik olarak cezaya dönüşeceği anlamına gelmez. Böyle bir yorum doğru olmaz. Ancak sürekli, sistematik ve gelir elde etmeye yönelik kayıt dışı ticari faaliyetler açısından çemberin daraldığını söylemek yanlış olmayacaktır.
KAYITLI EMLAKÇI VERGİSİNİ ÖDERKEN
Meselenin bir de hakkaniyet tarafı var. Bir tarafta;
- Ofis açan,
- Vergi mükellefi olan,
- Yetki belgesini alan,
- Faturasını kesen,
- Vergisini ödeyen,
- Personel çalıştıran,
- İlan platformlarına ücret ödeyen,
- Mevzuatın getirdiği sorumlulukları yerine getiren gayrimenkul işletmeleri bulunuyor.
Diğer tarafta ise hiçbir yükümlülüğe katlanmadan sosyal medya üzerinden başkalarının taşınmazlarını pazarlayıp komisyon almaya çalışanlar varsa burada ciddi bir haksız rekabet ortaya çıkıyor. Kayıt altında çalışan sektör temsilcisinin yıllardır itiraz ettiği nokta zaten bu.
Dolayısıyla kayıt dışıyla mücadele konusunda atılan adımlar, işini mevzuata uygun yapan emlak işletmelerinin korkacağı değil, aksine desteklemesi gereken gelişmelerdir.
SON SÖZÜMÜZ DE “GİZLİ EMLAKÇILARA” OLSUN
- Facebook’ta başka
- Instagram’da başka
- WhatsApp gruplarında başka
- Bir arkadaşın yeri var
- Bir tanıdığın arsası satılık
- Abi sende müşteri varsa getir, derken bir bakmışsınız hesabınız küçük bir emlak ofisine dönmüş.
Sonra da: “Ben emlakçılık yapmıyorum ki!” Eeee…İlanlar başka şey söylüyorsa bunu anlatmak biraz zorlaşabilir.
05 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni düzenleme bize bir kez daha gösteriyor ki dijitalleşme yalnızca ticareti kolaylaştırmıyor. Denetimin imkânlarını da artırıyor. O nedenle işini kayıtlı, belgeli ve vergisini ödeyerek yapanların hayıflanacağı fazla bir şey yok. Ama yıllardır kayıt dışı şekilde bu işi meslek haline getirip “Sosyal medyadan yapıyorum, kim bilecek?” diye düşünenler varsa onlar biraz üzülebilir.
Hatta müsaade edelim; biraz da hayıflansınlar. Çünkü görünen o ki; ilan dijital olabilir ama kazanç gerçek. Kazanç gerçekse, vergisi ve sorumluluğu da gerçek.

