Milas’ın Karnesini Kim Tutmalı?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Siyasetçinin sözüne değil, yaptığı işe bakın!

Seçim zamanı herkes adaletten, refahtan, şeffaflıktan ve hizmetten söz ediyor. Peki seçim bittikten sonra verilen sözlerin kaçını hatırlıyoruz? Daha önemlisi, hangisinin gerçekleştiğini, hangisinin kağıt üzerinde kaldığını takip ediyoruz?

Siyaset, güzel cümleler kurma yarışı değil; kamu gücünü milletin yararına kullanma sorumluluğudur. Bu nedenle iktidarı da muhalefeti de aynı ölçüyle değerlendirmek zorundayız.

Milas’ta sözü değil, sonucu ölçelim.

Milas’ın gündemi belli. Sodra Dağı’nın seyir terası ve teleferik fikri yıllardır konuşuluyor. Milas Kültür Yolu Projesi’nin hangi aşamada olduğu, neden ilerlemediği ve tamamlanması için nasıl bir takvim öngörüldüğü kamuoyuna açık biçimde anlatılmalı. Bunlar yalnızca birer proje değil; şehrin turizmden alacağı payı büyütme fırsatıdır.

Öte yandan çevre yolu meselesi, maden kamyonlarının şehir içi trafiğine etkisi, bozulan yollar ve altyapı çalışmaları sonrasında yenilenmeyi bekleyen cadde ve sokaklar günlük hayatı doğrudan ilgilendiriyor. Güllük’te deniz ve çevre hassasiyeti, Ören’de turizm ve kıyı düzeni, Bafa’da doğal ve kültürel mirasın korunması da ertelenebilecek meseleler değil.

Yusufça yolu gibi mahalle sakinlerinin ulaşımını etkileyen sorunlarda da vatandaş, yalnızca açıklama değil, işin ne zaman başlayacağını ve ne zaman biteceğini bilmek istiyor. MUSKİ, AYDEM ve diğer kurumların sorumluluğundaki altyapı sorunlarında ise kurumlar arasındaki yetki tartışması, hizmetin gecikmesine mazeret olmamalı; sorumlu kurum ve çözüm takvimi açıkça ortaya konulmalı.

Elbette her sorun belediyenin yetkisinde değil. Tam da bu nedenle hangi kurumun sorumlu olduğu, hangi işlemin yapıldığı ve hangi aşamada engel bulunduğu net biçimde açıklanmalı.

Peki, denetimi kim yapacak?

Önerim basit; Milas’ta her yıl kamuoyuna açık bir “Hizmet ve Vaat Karnesi” yayımlansın.

Milas Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kamu kurumları; kendi yetki alanlarındaki projeleri, bütçeleri, ihale bedellerini, harcama gerçekleşmelerini ve tamamlanma tarihlerini anlaşılır bir tabloda paylaşsın. Tamamlanan işler, devam eden projeler, geciken hizmetler ve henüz başlanmayan vaatler ayrı ayrı gösterilsin. Gecikmelerin gerekçesi ve yeni takvim de açıklansın.

Vatandaşlar, mahalle muhtarları, meslek odaları, yerel basın ve sivil toplum kuruluşları bu tabloyu düzenli olarak takip etsin. Altı ayda bir kamuya açık değerlendirme toplantısı yapılsın. Sorulara belgelerle cevap verilsin; eksiklikler için düzeltme takvimi oluşturulsun.

Bu çağrı herhangi bir partiyi hedef almıyor. Aksine, işini doğru yapan yöneticinin başarısını görünür kılarken eksik hizmetin de gerekçesini ortaya çıkaracak bir sistem öneriyor. Denetim, peşinen suçlamak değildir. Sayıştay bulguları dahil denetim raporları dikkatle incelenmeli; iddialar kesinleşmiş yargı kararlarıyla karıştırılmamalıdır.

Ekonomide de adalette de aynı ölçü geçerli olmalı. Enflasyonun düşmesi önemlidir; fakat vatandaşın alım gücündeki değişim de izlenmelidir. Adalet saraylarının büyüklüğü kadar, hukuka güven ve adalete erişim de değerlendirilmelidir.

Milas’ın ihtiyacı, kimin daha çok konuştuğunu yarıştırmak değil; kimin hangi sorunu çözdüğünü belgelemektir.

Çünkü kamu bütçesi hiçbir partinin şahsi malı değildir. Seçilmiş olmak, hesap vermekten muaf olmak anlamına gelmez.

Milaslı hemşehrilerim, gelin artık yalnızca vaatleri dinlemeyelim; verilen sözleri birlikte takip edelim. Her projeye bir takvim, her harcamaya şeffaflık, her gecikmeye açıklama isteyelim.

Siyasetin gerçek karnesi, seçim afişlerinde değil; tamamlanan yollarda, çözülen su sorunlarında, korunan kıyılarda ve vatandaşın hayatında görülür.

Milas’ta da Türkiye’de de ölçümüz aynı olsun; Hakikat, adalet ve hesap verebilirlik.

Milas’ın Karnesini Kim Tutmalı?