(Geçen makalenin devamı)
Dama çıktım, soğuk aldım oluyor on beş gün.
Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!
İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.
Hadi aktarmıyayım… Kim getirir ekmeğimi?
Oturup kör gibi nâmelerde el açmak iyi mi?
“Kör Neyzen” şiirinde (s.107); Halk çalgısından bahsederken, saza yüklediği görev ve devamında mimarimizin önemli yapı taşlarından olan şadırvan, ihmal edilmemiştir. Kör neyzenin keşkülü alamaması, Türk mutfağının önemli bir yemeğini anlatmaktadır.
Kırık sazıyla ederken zaman zaman feryâd,
Gelirdi gûşuna onlukların tanîniyle.
……………………….
Şadırvanın, körü altında salkıyan saçağı
Delinmemiş mi? Buluttan coşup gelen yağmur,
O şak beden uzanıp bir sicim gibi aşağı,
Zavallı keşkülü baktım yavaşça kamçılıyor,
Duyunca kör, bunu bir cûş-i merhamet sandı,
Uzandı keşküle, heyhât, işte aldandı:
Morarmış elleri boş çıktı, sâde ıslandı!
“Kocakarı ile Ömer” şiirinde (s.126); Türk yemek kültüründen örnek vererek sosyal sıkıntıyı anlatırken, o anı bizlere yansıtmaktadır.
Biraz yemek komuyorsun?
-Yemek mi? Çömleği sen,
Tirit mi zannediyorsun? İçinde sâde su var;
Çakıl taşıyla beraber bütün zaman kaynar!
…………………………
Sokuldu haymeye, indirdi arkasından unu;
-Bırak da testiyi yerleştirin kenâra şunu.
Uzandı testiye, yağ koydu, sonra un kattı.
Akif şiirinde, halk mutfağından örnekleri ustalıkla anlatmaktadır. Tüm bu anlatımlarında yaşamın zorlukları aktarılmakta, halk kültürümüzün içinde önemli bir yeri olan, tarım kültürümüzden, Safahat’ın birinci kitabındaki “Dirvâs” şiirinde (s.146) bahsedilmektedir. Anadolu tarımı konusundaki gözlemleri genel mesajlarındaki kullandığı önemli bir unsurdur.
(Devamı var)

