“Bir işi ruhunu vererek yaptığında, içinde bir nehrin, bir neşenin aktığını hissedersin.” RUMİ
“İnsanlar, kıyafetlerine göre karşılanır, bilgilerine göre uğurlanırlar” özdeyişinde, kıyafet ve bilgi insanı tanımlayan çok önemli iki değer olarak ifade edilir ve duygu, düşünce ve yaşam felsefesi taşır.
“Ay doğar aşmak ister / Al yanak yaşmak ister /Benim divane gönlüm/ Yare kavuşmak ister/ türküler, maniler ve deyişler gönüllerin sesi ve rengi oyaları anlatırlar. Duyguları, düşünceleri, yaşamın sayfalarını ve felsefesini, kültürü ve sanatı oyalardan okuruz.
“Yemenimde hare var/Yüreğimde yare var… veya “Mendilimde gül oya/Gülmedim doya doya…” ve daha yüzlerce türkünün verdiği mesaj, yüreklerin sesi ve hayatın seyridir. Kültürel zenginliği anlatan türkü, şiir ve öykü gibi sanat ürünleri , görsel ve ruhsal duyarlılıkları tatlı ve acı anıları dillendirirler.
“ Anadolu kadının zarif ve duygulu ruhu ile üretilen oya sanatı tamamen Anadolu’ya özgü bir halk kültürü değeridir.. Bu konuda çalışan vakfımızın “Oya Projesi” ülkemiz için çok ciddi bir tanıtım aracıdır…”( 1)
İlk insandan başlayarak günümüze uzanan süreçte insanlar, ülkelerine, geleneklerine, mesleklerine, yaşlarına, yaşadıkları bölgelere ve inançlarına göre, çeşitli giyim kuşamları ile kendilerini ifade ederler. Dünya giyim tarihinde, papirüsün, derilerin, kürklerin, keçenin, sofun, basmanın, ipek, gutnu ve kaşmir kumaşları ile terzilerin de özel bir yeri bulunmaktadır.
Kültür temelleri üzerine kurulan Cumhuriyetimizin giyimleri, yaşam koşulları ile yaşam felsefesine ve benliğine damga vuran halk kültürünün sembolüdür. Yaşanılan coğrafya noktaları, üretim malzemeleri, iklim, eğitim, inanç, sosyal ve kültürel değerler giyim-kuşam kültürünü etkilemektedir.
Türkülerde, manilerde, atasözlerinde giyimlerin özelliklerini ve yaşamın sayfalarını buluruz:
“Yeşil yazma başında /Oyaları kaşında / Yeter beni beklettin/ Çeşmelerin başında.”
“Yemenimin yeşili/ Kayıp ettim eşimi/ Mendilim sende dursun/ Silersin göz yaşını.”
“Sarı yazma incesi/ Dağların yeşilcesi/ Gitti daha gelmiyor/ Gönlümün eğlencesi.”
“Sarı yazma bağlama/ Ciğerimi dağlama/ Ben gider tez gelirim/ Ellere bel bağlama.”
Geleneksel el sanatlarımızın özgün ve en zarif örneklerinden birisi de oyalarlardır. Değişik kaynaklarda Oya, ince bir dantel olarak tanımlanmıştır.
Halkımız, zevkini, estetik anlayışını, hoş görüsünü, pratikliğini, duygusallığını felsefesini ve diğer karakterlerini ürettiği el sanatlarına yansıtmıştır. Ulusların kimliğini ve benliğini temsil eden el sanatları, insanın var oluşu ile birlikte, yaşadığı doğa koşullarına göre ortaya çıkmış, renklenmiş ve şekillenmiştir.
(Devamı var)

