(Geçen makalenin devamı)
Dünyanın en eski uygarlıklar beşiği Anadolu’da antik çağ öykülerinde giyim kuşamla ilgi bilgilere yer verilmiştir. “Friğya’nın Üç Taşı –Aslantaş – yılan taş – mal taş“ Gordion boyalı ev (MÖ 490) Frigya kadınları resmedilmiştir…
Oyalar , danteller ve diğer işlemeler, cepken, yelek, yemeni, bindallı, kemer, çorap, mendil, heybe, kilim ile kadın giysileri çevresine dikilen ipek veya iplikten süsleme veya süslenme amacı ile yapılan örgü oymalı süslerdir. İlk insandan itibaren her toplumun kendine özgü süslenme geleneği ve alışkanlıkları kuşaktan kuşağa yansıtılır.
Yaratıcılığın ve işçiliğin birleştiği bir sanat olan “dantel”, 16.yy. da tanınmış ve Fransız Akademi sözlüğüne girmiştir. MÖ. 2000’lere uzanan bazı ege antik öykülerinde ve masallarında bu konulara yer verildiği görülmektedir.
Anadolu kadını yaşamını, duygularını, öykülerini, ruhunu ve esintilerini renklerle simgelerle oyalara aktarmıştır. Özgün ve özeldir. İsimleri yöreden yöreye değişmektedir. Dünya literatürüne ” Türk Danteli ” olarak girmiştir. Tığ, iğne, mekik ,firkete gibi araçlarla yaratılan oyalar yapıl tekniklerine ve kullanılan araçla doğrultusunda değişik adlar almaktadır:
İğne , Tığ, mekik, firkete, koza, yün, mum, boncuk, kumaş oyalar adıyla anılırlar. Dantelin rengi ile bazı mesajların verildiği de öne sürülür. Örneğin sarı renk; üzüntü ve kederi, beyaz sümbül; sadakati, mor sümbül; yapan kadının aşık olduğunu, yeşil renk; yeni evlenmiş kadının mutlu olduğunu, pembe renk; mutluluğu ve sevinci simgelermiş.
İsimlerini, Hayvanlardan alan oyalar, bitkilerden alanlar, çeşitli nesnelerden alanlar, figürlerden alan oyalar… Anonim manilerde ve türkülerde seslendirilirler.
“Mühür gözlüm seni elden / Sakınırım kıskanırım/ Uçan kuştan esen yelden/ Sakınırım kıskanırım.”
“Evlerinin önü fişne fidanı/ Dolanı dolanı buldum odanı/ Anası büyütmüş körpe fidanı/ Yandım Allah yandırma beni/ Dalgın uykulardan kaldırma beni.”
“Gidene bak gidene/Gül sarılmış dikene/ Allah sabırlar versin /Hasiretlik çekene..”
“Sürmedenlik mileyem/Başına mor güleyem/ Bi yandan kapı komşıy/Bi yandan sevgiliyem.”
“Kaşların karasına/ Gül koydum arasına/ Seni merhem dediler/Gönlümün yarasına.”
“Kurbanım men kaşına/ Taç yakışır başına/ Bir gün seni görmesem/ Yanarım ataşına.”
“Keten gömlekli yarim/ Beyaz bilekli yarim/ Asker olmuş gidiyor/ Aslan yürekli yarim.”
“Söğüdün erenler/Çeviririn gidenleri/(Ah)Ne güzel baş bağlayor/Söğüdün güzelleri…” (Bilecik-Söğüt/Mustafa şimşek- Muzaffer Sarısözen)
(Devamı var)

