1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ahmet Özger
  4. Mesele Makine Parkı Değil, Şehrin Geleceğini Yönetebilmek
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mesele Makine Parkı Değil, Şehrin Geleceğini Yönetebilmek

featured

Son zamanlarda Milas Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarında sıkça karşımıza çıkan bir görüntü var.

Yeni makineler…

Yeni araçlar…

Yenilenen makine parkı…

Yeni çöp kamyonları…

Ve bunların tanıtım videoları…

Elbette belediyelerin araç ve makine parkını yenilemesi kötü bir şey değildir.

Tam tersine…

Çöp toplayan aracın eski olması, iş makinesinin sürekli arıza yapması, belediyenin hizmet üretmek için ihtiyaç duyduğu araçların yetersiz kalması elbette kabul edilemez. O yüzden öncelikle takdir edelim sn. Başkan ve ekibini.

Ama burada başka bir soru sormamız gerekiyor;

Bir şehrin bütün meselesi gerçekten makine parkını yenilemek midir?

Bence değil.

Hatta asıl mesele bundan çok daha büyük.

Çünkü bir belediyenin başarısını sadece kaç tane yeni araç aldığıyla ölçmeye başladığımız gün, şehir yönetimini de araç filosu yönetimine indirgemiş oluruz.

Oysa Milas’ın önünde bugün çok daha büyük meseleler var.

Ve bu meselelerin bazıları bir çöp kamyonundan çok daha büyük.

Milas’ın 50 yıllık su planı nerede?

100 yıllık su planımız var mı?

Milas büyümeye devam ederse bugün kullandığımız su kaynakları bize kaç yıl yetecek?

Bodrum’un artan su ihtiyacı Milas’ı nasıl etkileyecek?

Yeni yerleşim alanları açılırken altyapı buna hazır mı?

Bugün nüfusu artan bir Milas’ın 20, 30, 50 yıl sonraki nüfusunu kim hesaplıyor?

Şehrin büyüme sınırları nedir?

Nerede yapılaşacağız?

Nerede tarım yapacağız?

Nereleri kesinlikle koruyacağız?

Bunların cevabını bilen var mı?

İşte benim asıl merak ettiğim mesele bu.

Çünkü şehir yönetmek, bugün çıkan arızayı gidermekten ibaret değildir.

Şehir yönetmek, yarın çıkacak problemi bugünden görebilmektir.

Bir belediye başkanı yalnızca bugün çöpün toplanmasını değil, 20 yıl sonra o çöpü nereye ve nasıl taşıyacağını da düşünmek zorundadır.

Sadece bugün açılan yolu değil, 30 yıl sonra o yolda kaç aracın seyahat edeceğini hesaplamak zorundadır.

Sadece bugünün suyunu değil, yarının suyunu da planlamak zorundadır.

Sadece bugünün otogarını değil, geleceğin ulaşım sistemini düşünmek zorundadır.

Milas’ın bugün trafik problemi var.

Yollarımızın önemli bir bölümü şehir nüfusunun ve araç sayısının artışına yetişemiyor.

Çevre yolları, bağlantı yolları, kavşaklar, otoparklar, toplu ulaşım…

Bütün bunlar birbirinden bağımsız meseleler değil.

Bunların tamamı şehir planlamasının parçalarıdır.

Peki Milas’ın ulaşım master planı nedir?

Şehrin 20 yıl sonraki ulaşımı nasıl olacak?

Otogarımız ne zaman Milas’ın gelecekteki ihtiyaçlarına cevap verecek hale gelecek?

Yeni bir otogar yapılacaksa nereye yapılacak?

Şehirlerarası ulaşım ile şehir içi ulaşım nasıl entegre edilecek?

Bunların hepsinin bir cevabı olması gerekiyor.

Çünkü bir şehrin otogarını sadece bina olarak düşünürseniz, birkaç yıl sonra yine aynı sorunu yaşarsınız.

Oysa otogar dediğiniz şey ulaşım sisteminin merkezidir.

Aynı şekilde yolları sadece asfalt olarak görürseniz, her yeni asfalt çalışması birkaç yıl sonra yeni bir trafik sorununa dönüşebilir.

Milas’ın artık parça parça değil, bütün olarak planlanmaya ihtiyacı var.

Bir başka büyük mesele ise deprem ve doğal afetler.

Türkiye’nin yaşadığı büyük depremleri hepimiz gördük.

Milas da deprem gerçeğinin dışında değil.

Peki bizim afet planımız ne durumda?

Toplanma alanlarımız yeterli mi?

Bu alanlar vatandaş tarafından biliniyor mu?

Olası bir depremde hangi yollar kullanılacak?

Hangi yollar acil ulaşım güzergahı olacak?

Hastanelere nasıl ulaşılacak?

İtfaiyenin, ambulansın ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelleyecek noktalar tespit edildi mi?

Kırsal mahallelerimiz için ayrı afet planlarımız var mı?

Yangın riskine karşı hazırlığımız ne durumda?

Sel ve taşkınlara karşı ne kadar hazırız?

Bunlar sosyal medyada bir dakikalık tanıtım videosuna sığmayabilir.

Ama bir şehrin geleceğini belirleyen asıl meseleler bunlardır.

Ben belediyenin yeni makine almasına karşı değilim.

Tam tersine, ihtiyaç varsa alınmalıdır.

Çöp kamyonu da alınmalıdır.

Ekskavatör de alınmalıdır.

İş makinesi de alınmalıdır.

Ama vatandaşın görmek istediği şey sadece “kaç makine aldınız?” değildir.

Vatandaş şunu bilmek istiyor:

“Benim şehrimi 20 yıl sonra nerede görmek istiyorsunuz?”

İşte mesele burada başlıyor.

Bir vizyonunuz varsa, makine parkınız da o vizyonun bir parçasıdır.

Ama vizyonunuz yoksa, yenilenen makine parkı tek başına başarı hikayesi değildir.

Çünkü makine araçtır.

Asıl mesele amaçtır.

Milas’ın önümüzdeki 50 yılı için bir şehir vizyonuna ihtiyacımız var.

Hatta 100 yılı düşünmek zorundayız.

Çünkü bugün vereceğimiz her karar, çocuklarımızın yaşayacağı Milas’ı şekillendirecek.

Bugün imara açtığımız bir alanı yarın geri alamayız.

Bugün kaybettiğimiz bir tarım arazisini yarın yeniden tarım arazisine çeviremeyiz.

Bugün kirlettiğimiz su kaynağını yarın kolayca temizleyemeyiz.

Bugün yanlış yere yaptığımız bir yolu, yarın şehrin bütün ulaşım sistemini değiştirmeden düzeltemeyiz.

O nedenle artık belediyecilik anlayışımızı değiştirmemiz gerekiyor.

Günü kurtaran belediyecilikten, geleceği kuran belediyeciliğe geçmemiz gerekiyor.

Milas’ın bir 50 yıllık şehir vizyon belgesine ihtiyacı var.

Bu belgede su olmalı.

Ulaşım olmalı.

Tarım olmalı.

Turizm olmalı.

Sanayi olmalı.

Tarihi miras olmalı.

Yeşil alanlar olmalı.

Mesire alanları olmalı.

Deprem ve afet planlaması olmalı.

Kırsal mahalleler olmalı.

Atık yönetimi olmalı.

Enerji olmalı.

İklim değişikliği olmalı.

Nüfus projeksiyonu olmalı.

Ve en önemlisi, bütün bunların birbirleriyle bağlantısı kurulmalı.

Milas’ın geleceğini bir bütün olarak görmek zorundayız.

Ben belediyenin makine parkını yenilemesini eleştirmiyorum.

Ben makine parkını yenilemenin belediyeciliğin vizyonu gibi sunulmasını sorguluyorum.

Çünkü Milas’ın sorunu sadece eski makineler değildir.

Milas’ın sorunu, geleceği bugünden yeterince konuşmamaktır.

Yeni bir çöp kamyonu elbette gereklidir.

Ama 50 yıl sonra Milas’ın içme suyunun nereden geleceği daha önemlidir.

Yeni bir iş makinesi elbette gereklidir.

Ama 30 yıl sonra Milas’ın ulaşımının nasıl sağlanacağı daha önemlidir.

Yeni bir araç elbette gereklidir.

Ama olası bir depremde vatandaşımızın nerede toplanacağı daha önemlidir.

Ve belki de hepsinden önemlisi şudur:

Milas’ın nasıl bir şehir olacağına kim karar verecek?

Bugünün ihtiyaçları mı?

Yoksa yarının vizyonu mu?

Ben ikinci cevaptan yanayım.

Çünkü biz çocuklarımıza sadece çalışan belediye makineleri değil, yaşanabilir bir şehir bırakmak zorundayız.

Milas’ın artık daha fazla tanıtım videosundan önce daha fazla vizyon toplantısına ihtiyacı var.

Daha fazla araçtan önce daha fazla plana…

Daha fazla reklamdan önce daha fazla projeye…

Ve günü kurtaran açıklamalardan önce, geleceği anlatan bir yol haritasına…

Çünkü belediyecilik sadece “ne aldık?” sorusunun cevabı değildir.

Asıl soru şudur;

“Ne yapmak istiyoruz?”

Ve daha önemlisi,

“Çocuklarımıza nasıl bir Milas bırakmak istiyoruz?”

İşte o sorunun cevabını verebildiğimiz gün, gerçekten şehir yönetmeye başlamış oluruz.

Yoksa yeni makineler gelir…

Bir süre sonra onlar da eskir.

Ama doğru kurulmuş bir şehir vizyonu, nesiller boyunca yaşamaya devam eder.

Milas’ın ihtiyacı sadece yeni makinalar değil; yeni bir şehir aklı, yeni bir vizyon ve geleceği bugünden görebilen bir yönetim anlayışıdır.

Mesele Makine Parkı Değil, Şehrin Geleceğini Yönetebilmek