Bazen rakamlar sadece rakam değildir.
Bir yüzde, bir istatistik ya da bir grafik olarak görünür ama arkasında koskoca bir hayat saklıdır. Bugün de öyle bir rakamın karşısındayız.
DMD hastası Göktuğ Kurt’un tedavisi için başlatılan yardım kampanyası henüz yaklaşık %14 seviyesinde.
Kimileri için bu sadece bir oran olabilir.
Ama ben o yüzdeye baktığımda, zamanla yarışan bir çocuğu görüyorum. Babası tarafından sırf hasta olduğu için terk edilen minik bir kalp görüyorum. En önemlisi de kendime şu soruyu soruyorum;
“Ya Göktuğ benim evladım olsaydı?”
İnanıyorum ki bu soruyu gerçekten yüreğinden soran hiç kimse kayıtsız kalamaz.
Çünkü anne baba olmak sadece biyolojik bir bağ değildir. Anne baba olmak; bir çocuğun acısını hissedebilmektir. İnsan olmak ise tanımadığı bir çocuğun gözyaşına bile sessiz kalmamaktır.
Bugün Milas’ın önünde önemli bir sınav var.
Bu sınavın adı siyaset değildir.
Bu sınavın adı ekonomi değildir.
Bu sınavın adı görüş ayrılığı değildir.
Bu sınavın adı vicdandır.
Milas, tarih boyunca dayanışmayı bilen insanların yaşadığı bir şehir oldu. Yangınlarda, depremlerde, sel felaketlerinde insanlar birbirinin yarasını sardı. Komşuluk kültürüyle, paylaşma duygusuyla övündük.
Peki şimdi ne değişti?
Neden bir çocuğun yaşam mücadelesinde aynı birlik ruhunu yeterince hissedemiyoruz?
Elbette hayat kolay değil.
Ekonomik sıkıntılar hepimizi etkiliyor.
Geçim derdi her evin kapısını çalıyor.
Bunu görmezden gelmek mümkün değil.
Ama vicdanın büyüklüğü, verilen paranın miktarıyla ölçülmez.
Bazen 50 lira…
Bazen 100 lira…
Bazen sadece bir sosyal medya paylaşımı…
Bazen bir telefon…
Bazen bir arkadaşına “Bu kampanyayı gördün mü?” demek…
İşte bütün bunlar, bir çocuğun umut yolculuğunda büyük birer adıma dönüşebilir.
En tehlikeli şey ise duyarsızlığın normalleşmesidir.!!
Çünkü bir toplum, başkasının acısına alışmaya başladığında, aslında kendi insanlığından da bir parça kaybetmeye başlar.
Göktuğ bugün bizim yardımımıza ihtiyaç duyuyor.
Yarın aynı kaderin kimin kapısını çalacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.
Hayatın garantisi yok.
Hiç kimse “Benim başıma gelmez.” diyemez.
Belki de bu yüzden yardımlaşma, sadece iyilik yapmak değil; yarın kendimiz için de daha vicdanlı bir toplum inşa etmektir.!!
Bugün sosyal medyada saatler geçiriyoruz.
Dakikalar içinde binlerce videoyu izliyoruz.
Bir paylaşımı saniyeler içinde milyonlarca kişiye ulaştırabiliyoruz.
O halde neden Göktuğ’un sesi de aynı hızla büyümesin?
Neden Milas, tek yürek olup Türkiye’ye örnek olmasın?
Neden insanlar yıllar sonra, “Bir çocuk vardı… Biz onu yalnız bırakmadık.” diyemesin?
Belki de eksik olan para değil.
Eksik olan, birbirimizi harekete geçirecek o ilk adımdır.
Çünkü iyilik de cesaret ister.
Bir kişi başlar.
Sonra on kişi olur.
Sonra yüz kişi…
Sonra binler…
Ve bir bakmışsınız ki imkansız denilen şey gerçekleşmiş.
Bu nedenle bugün kimseyi suçlamıyorum.
Kimseyi yargılamıyorum.
Sadece Milas’ın vicdanına sesleniyorum.
Esnafa sesleniyorum.
Sanayiciye sesleniyorum.
Çiftçiye sesleniyorum.
Memura sesleniyorum.
Öğrenciye sesleniyorum.
Emekliye sesleniyorum.
Sivil toplum kuruluşlarına, odalara, derneklere, spor kulüplerine, iş insanlarına ve bu şehrin geleceğine inanan herkese sesleniyorum.
Gelin, bu mücadeleyi sadece Göktuğ’un ailesinin omuzlarında bırakmayalım.
Çünkü bir çocuğun yükü, tek bir ailenin taşıyabileceği kadar hafif değildir.
Milas, bugüne kadar birçok konuda örnek oldu.
Şimdi sıra, vicdanıyla örnek olmaya geldi.
Belki hepimiz büyük yardımlar yapamayız.
Ama hepimiz bir şey yapabiliriz.
Ve bazen bir şehrin kaderini değiştiren şey, milyonlar değil; aynı anda atan binlerce vicdan olur.
Unutmayalım…
Bir gün bu kampanya bitecek.
Göktuğ ya sağlığına kavuşacak ya da bu süreç tarihin sayfalarında yerini alacak.
Fakat geriye tek bir soru kalacak;
“Biz o gün ne yaptık?”
İşte bu sorunun cevabı, sadece Göktuğ’un değil, Milas’ın da hafızasında yaşayacak.
Çünkü bazı çocuklar sadece ailelerinin değil, bütün bir şehrin evladıdır.
Ve bir şehrin gerçek büyüklüğü; nüfusuyla, binalarıyla ya da bütçesiyle değil, en çaresiz evladını ne kadar sahiplendiğiyle ölçülür.
Son olarak zaman evet zaman daralıyor Göktuğ için yarın yaparım yarın söylerim değil, hemen yaparım hemen söylerim demeli ve harekete geçmeliyiz.!!

