Milas’a 5 Nefes Noktası

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Bir şehir sadece binalardan, yollardan ve kaldırımlardan ibaret değildir.

Bir şehrin gerçek zenginliği, insanlarına sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.

Çocukların güvenle oynayabildiği…

Gençlerin spor yapabildiği…

Yaşlıların oturup sohbet edebildiği…

Ailelerin ekonomik kaygı yaşamadan bir araya gelebildiği…

İnsanın birkaç saatliğine şehir gürültüsünden uzaklaşıp nefes alabildiği alanlar da bir şehrin en temel ihtiyaçları arasındadır.

Milas’ın bugün önemli eksikliklerinden biri de budur.

Milas’ın en az 4-5 büyük, nitelikli ve mümkün olduğunca ücretsiz kullanılabilecek mesire ve yaşam alanına ihtiyacı vardır.

Üstelik bunun için sıfırdan hayali yerler aramaya da gerek yok.

Milas’ın kendi doğal ve coğrafi değerleri bize önemli fırsatlar sunuyor.

Bunların başında Akgedik Barajı ve Sodra etekleri geliyor.

Fakat benim önerim yalnızca iki alanla sınırlı değil.

Milas’ın farklı bölgelerinde kurulacak “5 Nefes Noktası”, zaman içerisinde ilçenin tamamına yayılabilecek bir sosyal yaşam ağına dönüştürülebilir.

  1. AKGEDİK DOĞA VE SU PARKI

Akgedik Barajı çevresi, doğru planlama yapılması halinde Milas’ın en önemli rekreasyon alanlarından biri olabilir.

Burada amaç baraj çevresini betonlaştırmak değil, tam tersine doğayla uyumlu bir yaşam alanı oluşturmak olmalı.

Yürüyüş ve bisiklet yolları…

Seyir terasları…

Piknik alanları…

Çocuk oyun alanları…

Açık hava spor alanları…

Gölgelikler…

Temiz ve erişilebilir WC’ler…

Engelli vatandaşlarımız için uygun yollar…

Ve belirli noktalarda belediyenin işlettiği sosyal tesisler.

Ayrıca doğa yürüyüşleri, bisiklet etkinlikleri, açık hava eğitimleri ve gençlik organizasyonları yapılabilir.

Akgedik, sadece gidilip piknik yapılan bir yer değil;

Milas’ın doğayla buluşma noktası haline gelebilir.

  1. SODRA YAŞAM VE SEYİR PARKI

Sodra etekleri ise şehrin hemen yanı başında olması nedeniyle farklı bir konsepte sahip olabilir.

Burada daha çok günlük kullanıma yönelik bir yaşam alanı düşünülebilir.

Sabah yürüyüşleri…

Koşu parkuru…

Spor alanları…

Çocuk oyun alanları…

Aile piknik bölümleri…

Seyir noktaları…

Açık hava etkinlik alanları…

Ve mümkünse küçük bir açık hava kütüphanesi.

Düşünün;

Bir vatandaş iş çıkışı evine gitmeden önce burada yarım saat yürüyüş yapıyor.

Bir genç arkadaşlarıyla basketbol oynuyor.

Bir anne çocuğuyla oyun alanında vakit geçiriyor.

Bir emekli bankta oturup kitabını okuyor.

İşte şehir yaşamının kalitesi biraz da budur.

  1. MİLAS ÇOCUK VE AİLE PARKI

Milas’ın ayrıca özellikle çocuklara ve ailelere yönelik büyük bir yaşam alanına ihtiyacı var.

Burada çocukların farklı yaş gruplarına göre kullanabileceği oyun alanları bulunabilir.

Macera parkuru…

Tırmanma alanları…

Bisiklet eğitim parkuru…

Mini spor sahaları…

Doğa eğitim alanları…

Çocuk atölyeleri…

Aile piknik alanları…

Ve güvenli yürüyüş yolları.

Bu alanın en önemli özelliği ise çocukların ekranlardan uzaklaşıp doğayla ve arkadaşlarıyla buluşabileceği bir ortam oluşturmak olmalı.

Çünkü çocuk parkı sadece salıncak ve kaydıraktan ibaret değildir.

Çocukların sosyalleşmeye, üretmeye, hareket etmeye ve keşfetmeye ihtiyacı var.

  1. MİLAS GENÇLİK VE SPOR PARKI

Gençleri de ayrıca düşünmek zorundayız.

Bir şehir gençlerine alan açamıyorsa geleceğine de alan açamıyor demektir.

Bu nedenle dördüncü alanı gençlere ayırabiliriz.

Basketbol…

Voleybol…

Futbol…

Kaykay ve paten alanları…

Koşu parkuru…

Açık hava fitness alanları…

Masa tenisi…

Satranç alanları…

Ve gençlerin bir araya gelebileceği sosyal alanlar.

Burada zaman zaman açık hava konserleri, gençlik festivalleri, spor turnuvaları ve kültürel etkinlikler düzenlenebilir.

Böylece gençlerin yalnızca alışveriş merkezlerinde veya kafelerde vakit geçirdiği bir şehir anlayışının dışına çıkabiliriz.

  1. MİLAS KÜLTÜR, SANAT VE DOĞA PARKI

Beşinci alan ise diğerlerinden biraz farklı olabilir.

Burası Milas’ın tarihini, kültürünü ve sanatını doğayla buluşturan bir açık hava yaşam alanı olabilir.

Açık hava sergileri…

Yerel sanatçıların eserleri…

El sanatları stantları…

Kitap etkinlikleri…

Şiir ve edebiyat buluşmaları…

Fotoğraf sergileri…

Yerel ürün tanıtımları…

Açık hava sineması…

Küçük konserler…

Ve çocuklara yönelik kültürel etkinlikler.

Milas’ın yalnızca tarihi eserlerini ziyaret edilen noktalar olarak değil, yaşayan bir kültür şehri olarak tanıtmasının yollarından biri de bu olabilir.

BU ALANLAR NASIL İŞLETİLECEK?

Burada projenin en önemli noktalarından biri işletme modeli.!

Benim önerim basit.

Vatandaşın temel kullanımından ücret alınmamalı.

Aile çantasını alıp gelecek.

Piknik yapacak.

Yürüyecek.

Çocuğunu oynatacak.

Spor yapacak.

Kitap okuyacak.

Bunun için ücret ödemeyecek.

Ancak alanların içerisinde belediyenin işleteceği kafeterya, kır lokantası, sosyal tesis, etkinlik alanı veya benzeri ticari bölümler bulunabilir.

Buralardan elde edilen gelir yine alanların bakımına aktarılabilir.

Yani amaç;

vatandaştan para kazanmak değil, alanı kendi kendini sürdürebilir hale getirmek olmalı.

Üstelik bu alanlarda mümkün olduğunca yerel üreticilere de yer verilebilir.

Milas’ın zeytini…

Zeytinyağı…

Balı…

Peyniri…

Yerel ürünleri…

El emeği ürünleri…

Böylece mesire alanları sadece sosyal yaşam alanı değil, aynı zamanda yerel ekonomiyi destekleyen noktalar haline gelebilir. Ancak önemli bir noktada burada belediye tesisleri kiraya vermemeli bizzat kendi işletmelidir.

BETON DEĞİL, DOĞA

Fakat bir şartımız olmalı.

Bu alanları yaparken “mesire alanı” adı altında doğayı yok etmemeliyiz.

Her yere beton dökmek…

Her yere bina yapmak…

Ağaçları kesip yerine beton oturma alanları koymak…

Bunlar bizim aradığımız şehircilik değildir.

Tam tersine;

minimum yapı, maksimum yeşil alan anlayışı benimsenmelidir.

Yağmur suyunun değerlendirilmesi, güneş enerjisinden yararlanılması, doğal gölgelendirme, atıkların ayrıştırılması ve su tasarrufu gibi uygulamalar projelerin temel unsurları olabilir.

Böylece Milas yalnızca mesire alanı yapmış olmaz.

Sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmuş olur.

 

ALAN DEĞİL, BİR ŞEHİR VİZYONU

Aslında konuştuğumuz şey beş tane park yapmak değil.

Konuştuğumuz şey bir şehir vizyonudur.

Milas büyüyor.

Nüfusu artıyor.

Yapılaşma artıyor.

Trafik artıyor.

İnsanların günlük hayatındaki stres artıyor.

Böyle bir şehirde yeşil alan ihtiyacı da artıyor.

Bugün yapmazsak yarın çok daha pahalıya yapmak zorunda kalacağız.

Çünkü boş arazi azalacak.

Arazi değerleri artacak.

Ve çocuklarımıza “Keşke zamanında düşünseydik” demekten başka bir şey kalmayacak.

Oysa bugün hala fırsatımız var.

Akgedik’te…

Sodra’da…

Milas’ın farklı bölgelerinde…

5 Nefes Noktası oluşturabiliriz.

Sonra bunu 5’te bırakmayıp 10’a, 15’e çıkarabiliriz.

Mahalle ölçeğinde küçük parkları, ilçe ölçeğinde büyük yaşam alanlarını birbirine bağlayan bir Milas Yeşil Alan Ağı oluşturabiliriz.

Çünkü belediyecilik yalnızca bugün yaşayan insanlara hizmet etmek değildir.

Yirmi yıl sonra bu şehirde yaşayacak çocukları da düşünmektir.

Ben Milas’ın daha fazla betonlaşmaya değil, daha fazla yeşile ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Daha fazla binaya değil, daha fazla buluşma alanına…

Daha fazla AVM’ye değil, daha fazla doğaya…

Daha fazla ücretli sosyal alana değil, herkesin ulaşabileceği kamusal alanlara…

Kısacası;

Milas’ın nefes almaya ihtiyacı var.

Ve bunun için çok büyük hayaller kurmaya gerek yok.

Bazen bir belediyenin yapabileceği en değerli hizmet, insanların ücretsizce oturabileceği bir gölge, çocukların güvenle koşabileceği bir çim alan ve yaşlıların huzurla sohbet edebileceği bir banktır.

Çünkü şehirleri sadece binalar büyütmez.

İnsana ayrılan alan büyütür.

Milas’a da artık biraz daha fazla insan alanı açmanın zamanı geldi.

Milas’a 5 Nefes Noktası