Bizimde Sevgi Yoluna İhtiyacımız Yok Mu?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Bazen bir şehrin ihtiyacı kilometrelerce asfalt değildir.

Bazen yeni bir bina, yeni bir kavşak, yeni bir beton alan da değildir.

Bazen şehrin ihtiyacı, insanı insana yaklaştıracak küçük ama anlamlı bir dokunuştur.

İşte ben Milas için böyle bir şey hayal ediyorum;

Bir Sevgi Yolu…

Peki neden olmasın?

Milas’ın tarihi, kültürü ve insan dokusu düşünüldüğünde, Sevgi Yolu sıradan bir yürüyüş parkuru olarak düşünülmemeli. Burası insanların yürüdüğü, oturduğu, sohbet ettiği, çocukların oynadığı, gençlerin kendini ifade ettiği ve geçmişle geleceğin buluştuğu bir kent yaşam koridoru olabilir.

Ben bu yolun başlangıç noktası olarak Hacı İlyas Mahallesi ile Cumhuriyet hattını düşünüyorum.

Merkezi konumu, çarşıya ve günlük yaşamın yoğun olduğu bölgelere bağlantısı, tarihi dokusu ve mevcut yaya hareketliliği bu bölgeyi böyle bir proje için değerlendirilebilir hale getiriyor.

Elbette bunun teknik ve ulaşım açısından ayrıntılı bir çalışması yapılmalı.

Ama fikir neden olmasın?

Sevgi Yolu’nun tamamı trafiğe kapalı olmak zorunda da değil.

Bazı bölümler tamamen yayalaştırılabilir, bazı bölümlerde ise yaya öncelikli ulaşım uygulanabilir. Geniş kaldırımlar, gölgelendirilmiş oturma alanları, ağaçlar, çiçekler, bisiklet bağlantıları ve estetik aydınlatmalarla bölge yeniden tasarlanabilir.

Ama projenin asıl farkı bunlar olmamalı.

Asıl fark insan olmalı.

Yol boyunca küçük “Sevgi Durakları” oluşturulabilir.

Birinde Vefa…

Birinde Dostluk…

Birinde Komşuluk…

Birinde Hoşgörü…

Birinde Umut…

Birinde Aile…

İnsanların oturup birkaç dakika nefes alabileceği, üzerinde o kavramla ilgili kısa ve anlamlı sözlerin bulunduğu küçük meydancıklar…

Çünkü bugün şehirler büyürken insanlar birbirinden uzaklaşıyor.

Aynı apartmanda oturup birbirini tanımayan insanlar var.

Aynı sokakta yaşayıp birbirine selam vermeyen komşular var.

Belki de Milas’ın ihtiyacı biraz da birbirimize yeniden “merhaba” diyebileceğimiz alanlardır.

Bir de “Milas’ın Hafıza Duvarı” yapılabilir.

Eski Milas fotoğrafları…

Eski esnaf…

Eski sokaklar…

Bayramlar…

Düğünler…

Zeytincilik…

Tarım…

Milas’ın kaybolmaya yüz tutmuş gelenekleri…

Her fotoğrafın yanında QR kod bulunabilir ve vatandaş o fotoğrafın hikâyesine ulaşabilir.

Böylece çocuklarımız sadece bugünün Milas’ını değil, dedelerinin ve ninelerinin Milas’ını da tanıyabilir.

Gençler için ise “Hayal Duvarı” oluşturulabilir.

“2035 yılında nasıl bir Milas istiyorsun?”

“Milas’ta yaşamak için neye ihtiyacın var?”

Gençler yazsın.

Çocuklar çizsin.

Kadınlar önerilerini bıraksın.

Esnaf düşüncesini anlatsın.

Belki de belediye, şehrin geleceğini masa başında değil, doğrudan vatandaşın fikriyle şekillendirsin.

Sevgi Yolu aynı zamanda yerel ekonomiye de katkı sağlayabilir.

Milas’ın zeytini, zeytinyağı, halısı, el emeği ürünleri ve yöresel değerleri küçük sergi ve satış noktalarıyla bu güzergâhta tanıtılabilir.

Akşamları ise sıcak aydınlatmalarla bambaşka bir Milas ortaya çıkabilir.

İnsanların iş çıkışı yürüyebileceği, aileleriyle oturabileceği, gençlerin vakit geçirebileceği bir şehir merkezi…

Çünkü kent sadece insanların yaşadığı yer değildir.

İnsanların birbirleriyle yaşadığı yerdir.

Bu nedenle Milas’a bir Sevgi Yolu neden yakışmasın?

Belki bir yol yaparız.

Ama aslında yaptığımız şey yol değil, insanlar arasında yeniden kurulacak bir gönül köprüsü olur.

Ve belki yıllar sonra bir çocuk annesine şöyle der:

“Anne, hadi Sevgi Yolu’na gidelim.”

İşte o zaman anlarsınız ki bir şehir için sadece beton değil, kalp de inşa etmişsiniz.

Buradan çağrımız olsun.!

Hemşerilerimizle, Kaymakamlığımız, belediyemiz ve sivil toplum kuruluşlarımızla elele sevgi yolunu inşaa edelim..

Bizimde Sevgi Yoluna İhtiyacımız Yok Mu?