1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ahmet Özger
  4. Muğla’nın Susuzluğuna Denizden Çözüm
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Muğla’nın Susuzluğuna Denizden Çözüm

featured

Su biterse hayat durur. Peki denizlerin ortasında susuz kalmak kader midir?

Muğla’yı düşünün…

Bir tarafta Bodrum.

Diğer tarafta Milas.

Güllük, Ören, Bozbük, Kazıklı, Boğaziçi, Kıyıkışlacık…

Kilometrelerce kıyı şeridi, uçsuz bucaksız bir deniz ve her yaz milyonlarca insanı ağırlayan bir coğrafya.

Fakat yaz geldiğinde aynı cümleyi tekrar tekrar duyuyoruz.

“Su yok.”

Bazen saatlerce…

Bazen günlerce…

Bazı bölgelerde tankerlerle su taşınıyor.

Vatandaş musluğa bakıyor.

Otelci depoya bakıyor.

Esnaf müşteriye bakıyor.

Belediye kaynağa bakıyor.

Herkes aynı soruyu soruyor;

“Bu böyle nereye kadar?”

İşte tam burada artık klasik düşünce biçimini değiştirmek zorundayız.

Çünkü Muğla’nın su problemi sadece yeni kuyu açarak çözülebilecek bir problem olmaktan çıkmıştır.

Denizlerin ortasında su arıyoruz!

Bazen insanın aklına şu soru geliyor;

Biz gerçekten su fakiri miyiz, yoksa suyu yönetemeyen bir coğrafya mıyız?

Elbette deniz suyu içme suyu değildir.

Ama teknoloji artık deniz suyunu içilebilir hale getirebiliyor.

Bunun adı ters ozmoz, yani Reverse Osmosis.

Deniz suyu yüksek basınç altında özel membranlardan geçiriliyor.

Tuz ve diğer çözünmüş maddeler ayrıştırılıyor.

Su yeniden minerallendiriliyor ve gerekli dezenfeksiyon işlemlerinden geçirildikten sonra içme suyu standartlarına uygun hale getirilebiliyor.

Bu teknoloji artık hayal değil.

Dünyanın birçok yerinde uygulanıyor.

Daha önemlisi…

Muğla’da da uygulanmaya başlanıyor.

MUSKİ’nin Milas’ın Kazıklı, Bozbük ve Danişment bölgelerinde deniz etkisiyle tuzlanan yeraltı sularına alternatif oluşturmak amacıyla ters ozmoz tesisi kurmaya yönelik çalışması bunun somut örneklerinden biri.

Daha büyük adım ise Ekinanbarı projesi.

Burada tuzlu suyun arıtılarak Bodrum ve Milas’ın bazı mahallelerine içme suyu sağlanması hedefleniyor.

Yani artık mesele;

“Deniz suyunu arıtabilir miyiz?”

değil.

Mesele;

“Bunu ne kadar doğru, ekonomik ve çevreci yapabiliriz?”

Peki neden Muğla’nın tamamında olmasın?

Elbette her mahalleye arıtma tesisi kurmak doğru değil.

Her yerde deniz suyunu arıtmak ekonomik olmayabilir.

Ama kıyıda yaşayan ve özellikle yaz aylarında nüfusu birkaç kat artan bölgelerde bunun ciddi biçimde araştırılması gerektiğine inanıyorum.

Güllük’ü düşünün.

Ören’i düşünün.

Bozbük’ü düşünün.

Kazıklı’yı düşünün.

Kıyıkışlacık’ı düşünün.

Boğaziçi’ni düşünün.

Bodrum’u zaten ayrıca

konuşmaya gerek yok.

Buralarda su ihtiyacı yaz aylarında ciddi biçimde artıyor.

Ama deniz hemen yanı başımızda.

O halde neden her bölgede aynı su politikasını uyguluyoruz?

Belki de artık “tek merkezden devasa isale hatlarıyla su taşıma” anlayışının yanına, bölgesel su üretim merkezlerini de koymalıyız.

Güneş var, deniz var; neden su üretmeyelim?

Muğla’nın bir başka avantajı daha var mesela güneş.

Deniz suyunu arıtmanın önemli maliyetlerinden biri enerji.

O zaman deniz suyu arıtma tesisini neden güneş enerjisiyle birlikte düşünmeyelim?

Gündüz güneşten elektrik üret.

Elektriğin bir kısmını RO tesisinde kullan.

Deniz suyunu arıt.

Arıtılmış suyu depola.

Şebekeye ver.

Bunu tek başına bir “su tesisi” olarak değil, “su ve enerji tesisi” olarak planla.

İşte vizyon dediğim şey tam da budur.

Ama sadece denize güvenmek de yanlış

Burada çok önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamalıyız.

Ben “Bütün suyu denizden üretelim” demiyorum.

Tam tersine.

Muğla’nın su güvenliği tek bir kaynağa bağlanmamalı.

Yeraltı suyu korunmalı.

Yağmur suyu toplanmalı.

Baraj ve göletler verimli kullanılmalı.

Şebekedeki kaçaklar azaltılmalı.

Arıtılmış atık su yeniden kullanılmalı.

Ve ihtiyaç olan yerlerde deniz suyu arıtılmalı.

Yani sistem şöyle kurulmalı;

Yağmur suyu, yeraltı suyu, yüzeysel su’ geri kazanılmış su, deniz suyu.

Bunların hepsi tek bir su yönetimi planının parçaları olmalı.

Bir de elimizdeki suyu çöpe atmayalım.

Bence Muğla’nın önündeki en büyük fırsatlardan biri de burada.

Bugün arıtma tesislerinden çıkan suyun tamamını “atık” olarak görmemeliyiz.

İleri arıtma teknolojileriyle uygun kaliteye getirilen su;

parkların, bahçelerin, tarım alanlarının, peyzaj alanlarının, bazı sanayi tesislerinin sulamasında kullanılabilir.

Düşünün…

İçme suyu ile park suluyoruz.

Sonra yaz geliyor, içme suyu bulamıyoruz.

Bu sistemin yeniden düşünülmesi gerekiyor.

İçilecek suyu içirelim, sulanacak yeri geri kazanılmış suyla sulayalım.

Asıl mesele 2050’yi düşünmek

Bugün su sıkıntısı yaşandığında yeni kuyu açmak kolay.

Ama yarın?

Yeraltı suyu sonsuz değil.

Yağış rejimleri değişiyor.

Nüfus artıyor.

Turizm büyüyor.

Yaz aylarında su tüketimi katlanıyor.

Bodrum ve Milas’ın kıyı bölgeleri her yıl daha fazla nüfus ağırlıyor.

O halde bugünün çözümüyle yarının problemini çözmeye çalışamayız.

Bugünden 2050’yi planlamak zorundayız.

Bunun adı da:

MUĞLA SU GÜVENLİĞİ MASTER PLANI olmalıdır.

Bu plan yalnızca “hangi yıl hangi boru değişecek?” planı olmamalı.

Şunu hesaplamalı;

2030’da kaç kişiyiz?

2040’ta kaç kişiyiz?

2050’de kaç kişiyiz?

Turizm sezonunda nüfusumuz yaklaşık kaç oluyor?

Ne kadar su tüketiyoruz?

Ne kadar su kaybediyoruz?

Ne kadar suyu geri kazanabiliriz?

Hangi bölgede deniz suyu arıtma tesisi mantıklı?

Hangi bölgede yağmur suyu hasadı yapılabilir?

Hangi bölgede yeni depo gerekir?

Hangi bölgede yeraltı suyunu artık kullanmamalıyız?

İşte gerçek plan budur.

Deniz bize suyu veriyor, biz sadece yöntemini bulacağız

Muğla’nın önünde çok büyük bir fırsat var.

Denizimiz var.

Güneşimiz var.

Teknolojimiz var.

Turizm gelirimiz var.

Mühendislerimiz var.

Üniversitelerimiz var.

Yeter ki günü kurtarmak yerine geleceği planlayalım.

Çünkü artık su meselesi yalnızca belediyelerin değil, Muğla’nın geleceğinin meselesidir.

Bugün bir mahallede su kesiliyor.

Yarın başka bir mahallede.

Öbür gün başka bir ilçede.

Her seferinde aynı tartışmayı yapıyoruz.

“Neden su yok?”

Bence artık bu soruyu değiştirmeliyiz.

Şunu sormalıyız;

“2050 yılında Muğla’nın suyunu nereden karşılayacağız?”

Eğer bu soruya bugün cevap vermeye başlarsak geleceğimizi kurtarabiliriz.

Yok eğer her yaz aynı krizi yaşayıp kışın

unutursak…

Bir gün denizin kenarında oturup bir damla suyu arar hale gelebiliriz.

Çünkü mesele suyun olup olmaması değil.

Mesele, elimizdeki suyu geleceğe taşıyacak akla ve cesarete sahip olup olmamamızdır.

Muğla’nın denizi var.

Muğla’nın güneşi var.

Muğla’nın geleceği var.

Şimdi sıra…

Bu üçünü doğru bir planla buluşturmak olmalı.

Muğla’nın Susuzluğuna Denizden Çözüm