Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği verilerine göre Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında 2025/2026 sezonunda dikkat çekici bir gerileme yaşandı. 1 Kasım 2025-31 Ağustos 2026 dönemini kapsayan verilere göre, bir önceki sezonun aynı dönemine kıyasla ihracat miktarında yüzde 62, ihracat gelirinde ise yüzde 59 düşüş kaydedildi.
46 BİN TONDAN 17 BİN TONA GERİLEDİ
2024/2025 sezonunda 46 bin 526 ton zeytinyağı ihraç edilerek 231,6 milyon dolarlık gelir elde edilirken, 2025/2026 sezonunda ihracat miktarı 17 bin 721 tona, elde edilen gelir ise 96 milyon dolara kadar geriledi.
İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, ortaya çıkan tablonun yalnızca fiyat hareketleriyle açıklanamayacağını belirterek, ihracatta yaşanan kaybın Türkiye’nin dış pazarlardaki rekabet gücü açısından ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
FİYAT ARTTI, İHRACAT MİKTARI DÜŞTÜ
Ergun’un dikkat çektiği en önemli noktalardan biri ise ortalama ihracat fiyatındaki artışa rağmen ihracat miktarının sert biçimde gerilemesi oldu.
Geçtiğimiz sezonda ortalama ihracat birim fiyatı 4,98 dolar seviyesindeyken, 2025/2026 sezonunda bu rakam 5,42 dolara yükseldi. Ancak fiyatın yükselmesine rağmen ihraç edilen zeytinyağı miktarı üçte birinden daha düşük seviyeye indi.
Bu durumun, Türkiye’nin dış pazarlardaki konumu açısından önemli bir soru işareti oluşturduğuna dikkat çeken Ergun, özellikle dökme ve ambalajlı ihracattaki düşüşlere işaret etti.
DÖKME İHRACATTA KAYIP YÜZDE 73
Verilere göre dökme zeytinyağı ihracatında miktar bazındaki gerileme yüzde 73’e ulaşırken, ambalajlı ihracatta da yüzde 50 seviyesinde düşüş yaşandı. Ergun, ortaya çıkan tablonun yalnızca küresel fiyat hareketleriyle açıklanamayacağını belirterek, Türkiye’nin rekabet ve pazar kaybı yaşama ihtimaline dikkat çekti.
“HEDEF MARKALI VE AMBALAJLI İHRACAT OLMALI”
Türkiye’nin zeytinyağını ham ürün olarak ihraç etmek yerine markalı ve ambalajlı ürünlerle dünya pazarlarında daha yüksek katma değer elde etmesi gerektiğini vurgulayan Ergun, bunun ise yalnızca ihracata yönelik kısıtlayıcı veya öngörülemeyen kararlarla gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti. Ergun, üretici, ihracatçı ve dış pazardaki rekabet gücünü birlikte gözeten istikrarlı bir politika oluşturulması gerektiğini savundu.
“ÜRETİCİ DE İHRACATÇI DA ÖNÜNÜ GÖREBİLMELİ”
Tarım sektöründe sürdürülebilir bir ihracat yapısının kurulabilmesi için üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında korunması, ihracatçının finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve kur ile destek politikalarının öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Ergun, tarım politikalarının günübirlik kararlarla yönetilmemesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin zeytin ağacı varlığını ve üretim kapasitesini artırmasının tek başına yeterli olmadığını dile getiren Ergun, asıl hedefin üretilen ürünün dünya pazarlarında güçlü şekilde yer bulması olduğunu kaydetti.
“ÜRETİM GÜCÜMÜZÜ EKONOMİK GÜCE DÖNÜŞTÜREMİYORUZ”
Ergun, değerlendirmesinin sonunda Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağındaki potansiyeline dikkat çekerek şu mesajı verdi:
“Ürettiğimizi dünya pazarlarında satamıyorsak, üretim gücümüzü ekonomik güce dönüştüremiyoruz demektir.”
Zeytinyağında yaşanan ihracat gerilemesinin yalnızca bir sektör sorunu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ergun, üreticinin emeğinin, Türkiye’nin döviz gelirinin ve dünya pazarlarındaki rekabet gücünün korunması gerektiğini vurguladı.
Ergun, tarım politikalarının günü kurtaran kararlar yerine, üreticinin ve ihracatçının geleceğini öngörebileceği uzun vadeli bir strateji temelinde oluşturulması çağrısında bulundu.

