Bir şehrin geleceğini yalnızca yeni yollar, binalar ve yatırımlar belirlemez. O şehrin geleceğini; elinden iş gelen, mesleğini bilen, üreten ve yılların tecrübesini gençlere aktarabilen insanları da belirler.
Milas’ın bugün belki yeterince konuşulmayan ancak önümüzdeki yıllarda çok daha büyük bir sorun haline gelecek meselelerinden biri tam da budur;
Sanayide çırak yok.
Çırak gelmiyor, gelen durmuyor, duran yetişmiyor. Yetişen ise çoğu zaman başka işlere yöneliyor.
Bunun sonucunda Milas’ın yıllardır emek veren ustaları yaşlanıyor, emekli oluyor ve onların yerini dolduracak gençler yetişmiyor.
Bugün bunun sonuçlarını Milas Sanayi Sitesi’nde açıkça görüyoruz.
Aracınız arızalandığında “Bir ustaya gösterelim” diyorsunuz. Fakat iyi bir ustaya ulaşmak artık başlı başına mesele. Ustayı bulduğunuzda ise “Bugün olmaz, yarın getir”, “Sırada birkaç araç var” cevabını alabiliyorsunuz.
Çünkü mesele artık sadece araç sayısının fazla olması değil.
İşi yapacak insan sayısının azalmasıdır.
Milas’ta bunun çok somut örnekleri var
Milas sıradan bir yerleşim yeri değil. İlçenin merkezinin yanı sıra Ören’den Bafa’ya, Selimiye’den Güllük’e, Mumcular’dan Kıyıkışlacık’a kadar geniş bir coğrafyaya hizmet veren bir sanayi yapısı var.
Üstelik Milas’ın ekonomisi otomobilden ibaret de değil.
Tarım var, zeytincilik var, hayvancılık var, taşımacılık var, inşaat var.
Örneğin zeytin hasat dönemini düşünelim.
Milas ve çevresindeki köylerden üreticiler traktörlerini, zeytin silkme makinelerini, motorlarını ve tarım ekipmanlarını sanayiye getiriyor.
Bir traktörün hidrolik sistemi arızalanıyor.
Başka bir üreticinin zeytin silkme makinesi çalışmıyor.
Bir başkasının motosikleti ya da kamyoneti hasat döneminde arıza yapıyor.
Bunların hepsinin zamanında yapılması gerekiyor.
Çünkü çiftçi için araç veya makinenin birkaç gün yatması, doğrudan para ve zaman kaybı demek.
Ama aynı anda bütün sanayide birkaç usta aynı yoğunluğu karşılamaya çalışıyorsa, ortaya kaçınılmaz olarak sıra çıkıyor.
Bugün “Neden sanayide bu kadar sıra var?” diye soruyoruz.
Belki de asıl soruyu şöyle sormalıyız:
“Bu işi bundan on yıl sonra kim yapacak?”
Bir motor ustasının yanında yetişen çırak neden önemli?
Milas’ta bugün 50-60 yaşına gelmiş birçok usta, mesleğe çocuk yaşlarda başladı.
Bir ustanın yanında yıllarca çalıştı.
Önce dükkanı süpürdü.
Sonra parça taşıdı.
Sonra eline anahtar aldı.
Ustasını izledi.
Hata yaptı.
Tekrar denedi.
Yıllar içinde motorun sesinden arızayı anlamaya başladı.
Bugün ise aynı sistemin devamını sağlayacak gençleri bulmak zorlaşıyor.
Üstelik otomotiv sektörü de eski otomobillerden ibaret değil.
Elektronik sistemler, bilgisayarlı arıza tespit cihazları, hibrit ve elektrikli araçlar artık hayatımızda.
Yani Milas’ın sanayisinde hem usta açığı var hem de mevcut ustaların yeni teknolojilere uyum sağlaması gerekiyor.
Bu dönüşüm gerçekleşmezse vatandaş bir süre sonra aracını tamir ettirmek için yalnızca başka ilçelere değil, daha uzak merkezlere gitmek zorunda kalabilir.
Çırak neden gelmiyor ?
Burada gençleri suçlamak kolay.
“Gençler çalışmak istemiyor” demek de kolay.
Ama mesele bundan daha karmaşık.
Yıllarca çocuklara “Üniversite oku, masa başında bir iş bul” dedik.
Meslek sahibi olmayı ikinci plana attık.
Oysa bugün üniversite mezunu olup iş arayan gençlerimiz varken, işinin ehli bir ustayı bulmakta zorlanıyoruz.
Bir başka problem de sanayideki çalışma şartları.
Genç, sabahın erken saatinde işe geliyor; fiziksel olarak yoruluyor. Eğer emeğinin karşılığını yeterince alamıyor, geleceğini göremiyor ve kendisini değerli hissetmiyorsa kısa sürede meslekten kopuyor.
Burada ustalara da büyük görev düşüyor.
Çırak, ucuz iş gücü değildir. Çırak geleceğin ustasıdır.
Ona meslek öğretmek kadar, mesleğin değerini hissettirmek de gerekir.
Milas’ın ustası aynı zamanda bir kültür taşıyıcısıdır
Milas’ta yıllardır aynı dükkânda çalışan bir ustanın tecrübesi, hiçbir kitapta tam olarak yazmaz.
Motorun sesinden arızayı anlamak…
Eski bir traktörün hangi parçasının sorun çıkaracağını önceden bilmek…
Bir makinenin çalışmasındaki küçük bir farklılığı fark etmek…
Bunlar yılların birikimidir.
Fakat bu bilgi gençlere aktarılmazsa bir usta emekli olduğunda yalnızca bir dükkân kapanmış olmaz.
Yılların mesleki hafızası da kaybolur.
Bu nedenle mesele sadece esnafın kazancı değildir.
Milas’ın ekonomik geleceğiyle ilgilidir.
Fiyatların yükselmesinin bir nedeni de bu
Bugün sanayide fiyatların yüksekliğinden hepimiz şikayet ediyoruz.
Elbette yedek parça fiyatlarının, kiraların, elektrik ve diğer işletme giderlerinin artmasının büyük etkisi var.
Ancak bir başka gerçek de ortada;
İş çok, usta az.
Bir usta eskiden üç kişinin yaptığı işi tek başına yapmaya çalışıyorsa, doğal olarak iş yetişmiyor.
Randevular uzuyor.
Araçlar günlerce bekliyor.
Esnaf üzerindeki yük artıyor.
Vatandaşın bekleme süresi ve maliyeti yükseliyor.
Bu sorun çözülmezse gelecekte daha da büyümesi kaçınılmaz.
Milas ne yapabilir?
Bu meseleyi yalnızca sanayi esnafının sorunu olarak görmemek gerekiyor.
Milas Belediyesi, Milas Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları, Milli Eğitim Müdürlüğü, sanayi sitesi yönetimi ve ilgili meslek kuruluşları ortak bir çalışma başlatabilir.
Milas’a özel bir “Usta-Çırak Projesi” hazırlanabilir.
Meslek lisesi öğrencileri sanayideki ustalarla eşleştirilebilir.
Çırakların ulaşım, yemek ve ekipman ihtiyaçlarına destek verilebilir.
Başarılı olan gençlere burs veya mesleki teşvik sağlanabilir.
Ustalar, yalnızca çırak çalıştırmaya değil, gerçekten çırak yetiştirmeye teşvik edilebilir.
Hatta Milas’ın güçlü olduğu alanlara özel eğitim programları oluşturulabilir;
Otomotiv, tarım makineleri, zeytincilik ekipmanları, elektrik, kaynak, torna, iş makineleri ve yeni nesil araç teknolojileri…
Çünkü Milas’ın ihtiyacı olan meslekler bellidir.
Bugün sıra, yarın ustasızlık
Bugün sanayide aracımızı yaptırmak için birkaç gün sıra bekliyoruz.
Yarın belki de iyi bir usta bulmak için haftalarca bekleyeceğiz.
Daha sonra ise başka bir sorunla karşılaşacağız;
“Bu işi yapacak usta var mı?”
İşte asıl korkmamız gereken soru budur.
Çünkü bir şehrin sanayisi sadece dükkanlardan oluşmaz.
Sanayi; ustadır, çırağdır, tecrübedir, emektir.
Milas’ın ustaları yıllardır bu ilçenin yükünü taşıyor.
Şimdi sıra onların bildiklerini gençlere aktaracak bir sistem kurmakta.
Çünkü bugün sanayiye giren bir çırak, yarının ustasıdır.
Bugün o gence sahip çıkmazsak yarın aracımız bozulduğunda, traktörümüz çalışmadığında, zeytin silkme makinemiz arızalandığında ne yapacağımızı daha çok konuşuruz.
Ve belki de bugün şikayet ettiğimiz fiyatları değil, bulabildiğimiz ustaya ulaşabilmenin mutluluğunu konuşur hale geliriz.
Milas’ın önündeki mesele çok açık;
Çırak yetiştiremezsek usta yetiştiremeyiz.
Usta yetiştiremezsek sanayiyi yaşatamayız.
Sanayiyi yaşatamazsak üretimin kendisini zorlaştırırız.
Bugün yapılması gereken, “Gençler neden sanayiye gelmiyor?” diye yakınmak değil.
Asıl soru şudur.
“Milas, geleceğin ustalarını yetiştirmek için ne yapacak?”
Bu sorunun cevabını bugünden vermezsek, yarın çok daha ağır bedel ödeyebiliriz.

