Yıl 1974… Her yüksek kayanın tepesinde kınalı keklikler öter. Çitlenbikler sonbaharda erince sayısız çalı kuşları Çitlenbik ağaçlarına gelir. İlk yağmurlar düşünce çilek, meşe, piren gibi birçok maki ormanları kızılcık ve benzeri kuşları besleyen ağaçlar sayesinde ormanlarımızın içine adım atsan rüzgâr gibi yüzlerce kuşun uçmasıyla karşılaşırdık.
Bu kuşlar çoğunlukla karatavuk, belgeselde adı Ardıç Kıran, halk arasında Alaca diye adı geçen ve nice isimleri saymakla bitmeyen Çalı Kuşları, gökyüzünde bulutlar kadar kalabalık Yaban Güvercinleri ve Sığırcık Kuşları uçarak görsel şölen oluştururdu.
Çocukluğumda sonbaharda köyümde erken saatte köyden çıkıp bahçeye giderken, köyümün üst tarafında Turnaların çamlık arazide yüzlercesi havalanarak havada azami on dakika beklemeleri, yerden hepsinin kalkarak tekrar yol almasını sağlaması bir askerî veya okul çocuklarının içtima alanında toplanmasına benziyordu. Belli ki o gece orada dinlenip sabah erkenden yola koyulmuşlardı.
Üzülerek söylüyorum ki bugün çocuklarımıza bu doğa güzelliğinden en ufak bir eser bırakamadık. Anlatmakla bitmez, hepsi yok olup gitti. Masallardaki gibi biz anlatırsak sadece hikâyesi kaldı.
Zeytin ağaçları yöremizde genellikle tarıma uygun olan dağlarda yetişir. Dağda yetişen ağacın meyvesi, ovada yetişen ağacın meyvesinden iki kat daha fazla yağ verir. Bu ağaçların altında yetişen zararlı otlar ve çalılar 45 yıl önce kazmayla, çapayla sökülüp atılırdı.
Yıllardır zeytin yağındaki düşüşler, dalgalanmalar nedeniyle çapayla bu işçiliği yapamaz olduk. Artık ağaçları kurtarmak için zararlı otları, çalıları kurutmak için tarım ilacı kullanmak zorundayız.
Bu ilaçlar, savaşlar anında insanlar üzerine sıkılan zehirli gazlar gibi yerde bulunan çekirge ve karıncaları öldürmektedir. Kuşların yaz aylarında beslenmesini sağlayan yemleri bu şekilde yok olmakta. Ekim zamanı buğday tohumlarını karıncalar, kuşlar yemesin diye zehirleyerek tarlaya atılmaktadır. Bu bir doğa katliamıdır.
Ata sözümüzdür “toprağın bereketi kuşlarla, karıncalarla sağlanır.” Bugün kasabalarımızda, il ve ilçelerimizde sayısız ziraat mühendisi olmasına rağmen toprak mahsullerinin artacağı beklenirken, azlığından sürekli aracılar elinde fiyatı yükselmektedir. Belli kâr eden üretici değil, aracı ve mühendisler oluyor. Yok olan kuşlarla üreticiler, halkımız bunu düşünürse yöneticilerle el ele verip çare bulabilir.

