1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ahmet Özger
  4. İmtiyaz Değil Hakkı Olanı İstiyorlar
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İmtiyaz Değil Hakkı Olanı İstiyorlar

featured

Bir ülkenin adaletini anlamak istiyorsanız, en güçlü olanlara değil; hakkını yıllardır arayan insanlara bakın.

Türkiye’de yüz binlerce insan var ki, ne ayrıcalık istiyor ne de lütuf bekliyor. Tek istedikleri şey, yıllar önce yaptıkları emeğin ve alın terinin yok sayılmaması.

Onlar “staj mağdurları” olarak anılıyor.

Ama aslında mağdur olan sadece onlar değil.

Mağdur olan, adalet duygusudur.

Düşünün…

Henüz çocuk denecek yaşta bir meslek lisesine ya da çıraklık eğitimine başlıyorsunuz. Sabahın erken saatlerinde fabrikanın kapısını açıyor, atölyede çalışıyor, sanayide ter döküyor, hastanede, büroda ya da işletmelerde görev alıyorsunuz.

Makinenin başındasınız.

Üretimin içindesiniz.

Risk altındasınız.

İş kazası geçirirseniz sigortanız var.

Meslek hastalığına yakalanırsanız sigortanız var.

Devlet sizi çalışan olarak görüyor.

Ama emeklilik söz konusu olduğunda aynı devlet size dönüp şunu söylüyor:

“Sen aslında çalışmamışsın.”

İşte milyonlarca insanın vicdanını yaralayan çelişki tam da burada başlıyor.

Aynı kişi…

Aynı iş yeri…

Aynı makine…

Aynı mesai…

Aynı devlet…

Ama iki farklı değerlendirme…

Bir tarafta “çalışan”, diğer tarafta “çalışmamış.”

Bu nasıl açıklanabilir?

Burada mesele yalnızca emeklilik değildir.

Burada mesele hukukta tutarlılık, devlete duyulan güven ve eşitlik ilkesidir.

Elbette her düzenlemenin maliyeti vardır.

Elbette sosyal güvenlik sistemi dengeler üzerine kuruludur.

Bunlar göz ardı edilemez.

Ancak aynı şekilde, yıllarca fiilen çalışma hayatının içinde bulunmuş insanların “yok sayılmış” hissetmesi de görmezden gelinemez.

Bu konu yıllardır Meclis’in gündemine geliyor.

Siyasi partiler farklı çözüm önerileri sunuyor.

Dernekler mücadele ediyor.

Sosyal medyada kampanyalar düzenleniyor.

Ama binlerce aile için takvim ilerlemeye devam ediyor.

Her geçen yıl, bekleyen insanların umutlarından biraz daha eksiltiyor.

Şunu unutmamak gerekir:

Bir toplum, sadece verdiği haklarla değil; geciken hakları nasıl çözdüğüyle de değerlendirilir.

Bugün bu mesele artık sadece staj mağdurlarının meselesi değildir.

Bu, “Emek ne zaman değer görür?” sorusunun da cevabıdır.

Belki çözüm, tüm taleplerin eksiksiz kabul edilmesi değildir.

Belki farklı bir model gerekir.

Belki kademeli bir düzenleme.

Belki mali dengeyi koruyacak yeni bir formül.

Bunu siyasetçiler, ekonomistler ve sosyal güvenlik uzmanları birlikte değerlendirebilir.

Ancak değerlendirilemeyecek tek şey, sessizliktir.

Çünkü çözümsüzlük, zamanla adalet duygusunu aşındırır.

Bugün karar vericilere düşen görev; sadece rakamları değil, hayat hikâyelerini de görmektir.

Çünkü o dosyaların her birinin arkasında bir insan vardır.

Bir aile vardır.

Bir ömür vardır.

Bu ülke, çalışmayı öğreten meslek liseleriyle, çıraklık kültürüyle ve üretim geleneğiyle büyüdü.

O hâlde o üretimin ilk adımlarını atan insanların sesini de duymak zorundayız.

Bu yazı bir hüküm vermek için değil, bir çağrı yapmak için yazıldı.

Çağrımız şudur;

Gelin, bu meseleyi sloganlarla değil; hukukla, vicdanla ve ortak akılla çözelim.

Kimseyi mağdur etmeyen, sosyal güvenlik sistemini koruyan ama yıllardır bekleyen insanların da adalet duygusunu onaran bir yol mutlaka bulunabilir.

Çünkü devlet ile vatandaş arasındaki en güçlü bağ, sadece kanunlar değildir.

Güvendir.

Ve güven, insanların “Sesim duyuldu.” diyebildiği yerde güçlenir.

Belki bugün atılacak bir adım, sadece bir yasal düzenleme olmayacaktır.

Belki de gelecek nesillere verilecek en önemli mesaj olacaktır.

“Bu ülkede emek unutulmaz. Alın teri zaman aşımına uğramaz. Adalet, gecikse bile aranır ve bulunduğunda herkes için anlam kazanır.”

Şimdi doğru soru şudur;

Yıllardır süren bu tartışmanın daha kaç yıl sürmesini bekleyeceğiz?

Yoksa farklı görüşleri bir kenara bırakıp, hakkaniyetli ve sürdürülebilir bir çözümü birlikte mi arayacağız?

Çünkü bazen bir imza sadece bir kanunu değiştirmez.

Bir ömrün bekleyişini de sona erdirir.

İmtiyaz Değil Hakkı Olanı İstiyorlar