Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BAĞIMSIZ AKIL, MERKEZİ İKTİDARI NEDEN RAHATSIZ EDER?

BAĞIMSIZ AKIL, MERKEZİ İKTİDARI NEDEN RAHATSIZ EDER?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

PROF. DR. AHMET ÖZER’İN TUTUKLANMASI ÜZERİNDEN AK PARTİ İLE KURULAN GERİLİMLİ HAT ÜZERINE BIR DEĞERLENDIRME…

Türkiye’de siyaset ile akademi arasındaki gerilimli ilişki, özellikle bağımsız ve eleştirel düşünceyi temsil eden figürler söz konusu olduğunda daha görünür hale gelir. Prof. Dr. Ahmet Özer bu anlamda hem akademik üretimi hem de son dönemdeki siyasi pozisyonuyla bu gerilimin tam merkezine oturmuştur.

Esenyurt Belediye Başkanı seçilmesinin ardından, hakkında “PKK/KCK üyeliği” suçlamasıyla başlatılan soruşturma ve devam eden tutukluluğu, yalnızca bir yargı süreci değil, aynı zamanda Türkiye siyasetinde düşünce ile iktidar arasındaki ilişkiye dair çarpıcı bir vaka örneği sunmaktadır.

AK PARTİ’NİN İLK YILLARINDA AKADEMİK ZEMİN ARAYIŞI:

AK Parti, iktidara geldiği ilk yıllarda meşruiyetini sağlamlaştırmak için farklı akademik ve entelektüel çevrelerle ilişki kurmayı tercih etmişti. O dönem Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt meselesinin çözümü ve Avrupa Birliği reformları ekseninde yürütülen tartışmalar, Ahmet Özer gibi sosyal bilimcilerin katkısıyla şekillendi. Özer, Güneydoğu’daki sosyo-ekonomik dönüşüm, aşiret yapıları ve modernleşme üzerine yaptığı çalışmalarla bu tartışmalara zemin sağlayan önemli bir akademisyendi.

Ancak bu ilişki hiçbir zaman bir siyasi bağa dönüşmedi. Tam tersine, Özer’in çalışmaları çoğu zaman mevcut iktidarın sınırlarını zorlayan ve toplumsal gerçeği merkezine alan eleştiriler içeriyordu.

BAĞIMSIZ DURUŞUN SİYASİ TEZAHÜRÜ: ESENYURT SEÇİMİ

2024 yerel seçimlerinde CHP’den Esenyurt Belediye Başkanı seçilen Ahmet Özer, yalnızca yerel siyasetteki bir aktör değil, aynı zamanda akademiden siyasete uzanan bir düşünce çizgisinin temsilcisi olarak dikkat çekti. Esenyurt gibi kozmopolit ve yoksul bir ilçede, toplumsal sorunlara akademik bir perspektifle yaklaşma vaadi, AK Parti’nin uzun süredir yönettiği bir alanda halktan karşılık buldu.

Bu zafer, iktidar açısından sadece yerel bir kayıp değil, bir paradigma çatışmasının somutlaşmasıydı. Zira Özer’in kazanması, halkın liyakat, bilgi ve vicdan temelli bir yönetişime özlem duyduğunun işaretiydi.

TUTUKLAMA VE YARGI SÜRECİ:

AKADEMİK KİMLİĞE SİYASİ BEDEL

30 Ekim 2024’te “PKK/KCK üyeliği” suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanan Ahmet Özer’in yargılanma süreci, Türkiye’de muhalif figürlere yönelik klasikleşmiş bir cezalandırma refleksini andırmaktadır. Hakkında açılan davada, belediye başkanı olarak yaptığı sosyal-kültürel faaliyetlerin bazıları, örgüt üyeliğine delil olarak sunulmuştur. Bu, yalnızca hukukun değil, aynı zamanda siyasetin eleştirel düşünceye tahammülsüzlüğünün bir göstergesidir.

23 Mayıs 2025’te görülen ilk duruşmada tutukluluğun devamına karar verilmesi hem hukuki hem de siyasi anlamda yeni bir mesaj içeriyor: “Siyasi meşruiyetin, halkın iradesinin ve bilimsel bağımsızlığın sınırları, merkezi iktidarın belirlediği çizgileri aşamaz.”

AK PARTİ NEZDİNDE AHMET ÖZER NE İFADE EDİYOR?

Bugün AK Parti açısından Ahmet Özer’in anlamı, geçmiştekinden oldukça farklıdır. Artık bir bölge sosyoloğu ya da kalkınma araştırmacısı değil, iktidarın uzun süredir hükmettiği bir alanda halkın teveccühünü kazanmış, eleştirel bir akademisyen-siyasetçidir. Bu nedenle Özer, iktidarın güvenlikçi politikaları çerçevesinde bir “tehdit” algısına yerleştirilmiştir. Bu yalnızca siyasi bir rakibi bertaraf etme çabası değil, aynı zamanda alternatif bilgi ve düşünce üretim merkezlerine karşı duyulan bir korkunun tezahürüdür.

SONUÇ:

Ahmet Özer’in tutukluluğu, bir kişiye yöneltilen suçlamanın çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bu, Türkiye’de halkın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanının, akademik geçmişi ve bağımsız düşünce yapısı nedeniyle siyasi mekanizma tarafından hedef alınmasının hikâyesidir.

Dünün AK partililerin Ahmet hocası bugün hain Ahmeti oldu. Oysa Ahmet Hoca o günden bugüne değişmedi değişen mi? Hırs ve ego kurbanı olan ak partililerdir.

Bugün sorulması gereken esas soru şudur: Halkın iradesiyle gelen bir akademisyen neden hukuki değil, siyasi kriterlerle cezalandırılmaktadır?

Bu soru yalnızca Ahmet Özer’in değil, Türkiye’de bağımsız düşüncenin geleceği adına verilmesi gereken cevabın da merkezindedir.

BAĞIMSIZ AKIL, MERKEZİ İKTİDARI NEDEN RAHATSIZ EDER?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481