Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bülent Ecevit

featured

(bölüm 5)

İlerleyen yaşı, bozulan sağlığı ve doktorlarının karşı çıkmasına rağmen Danıştay Saldırısı’nda ölen Yücel Özbilgin’in 19 Mayıs 2006’daki cenazesine katıldı. Törenin ardından beyin kanaması geçiren Bülent Ecevit, uzun süre Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde yoğun bakımda kaldı. Bu dönemde kendisi için tutulan ziyaretçi defteri “Kaldırım Defteri” adıyla anılır.

Ecevit, bitkisel hayata girdikten 172 gün sonra 5 Kasım 2006 Pazar günü Türkiye saatiyle 22.40’ta dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu öldüğünde 81 yaşındaydı.

Ecevit’in Devlet Mezarlığı’na gömülebilmesi için ölümünün hemen ardından 9 Kasım’da yapılan bir kanun değişikliğiyle bu mezarlıklara başbakanların da gömülmesi sağlandı.

11 Kasım 2006’da yapılan cenaze törenine yurdun dört bir yanından ve başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmak üzere pek çok ülkeden gelen büyük bir kalabalık katıldı. Cenaze törenine iki eski cumhurbaşkanı ve siyasetçiler de katıldı. Kocatepe Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Devlet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

11 Kasım 2006 günü Devlet Mezarlığı’na defnedilen Ecevit için anıt mezar yapılması da gündeme geldi.

Eşi Rahşan Ecevit Bülent Ecevit birlikte gömülemeyecekleri gerekçesiyle eşinin Devlet Mezarlığı’na defnedilmesini hiçbir zaman istememiş, hatta ikisi için farklı bir mezar yeri hazırlatmıştı. Ancak dönemin Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün, Rahşan Ecevit’e ileride kendisinin de aynı yere defnedilebileceğini belirtmesi üzerine bu karardan vazgeçildi. 15 Aralık 2008 tarihinde Rahşan Ecevit, eşinin naaşını Devlet Mezarlığı’ndan Ahlatlıbel’e taşımak için Millî Savunma Bakanlığından gerekli izinleri alıp mezar yerini belirlemiş olsa da bu gerçekleşmedi.

Beşiktaşlı olduğu bilinen Ecevit için Çarşı grubunun Web sitesi karartıldı. Sitede, siyah zemin üzerine Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit’in bir mitingde halkı selamlarken çekilmiş fotoğrafları yer alırken fotoğrafın altında ise, “Karaoğlan, Kara Kartal Seni Unutmayacak.” yazısı yer aldı.

Bülent Ecevit Müslüman’dı ve Türk halk tasavvufu, onun İslam anlayışını oluşturmuştu.

“Türkiye’de dine bağlı veya dinci kesimlerden bir kısmı daha çok başka ülkelerden, başka kültürlerden ithal edilen bir İslam anlayışına kapılmışlar. Oysa Türk halk tasavvufunun çok ilginç bir İslam anlayışı var. Başka bazı İslam ülkelerinde, toplumlarında din duygusu Allah korkusuna dayanır. Türk halk tasavvufunda ise din duygusu Allah sevgisine dayanır ve Allah sevgisi insana da sevgi olarak yansır. Dolayısıyla beraberinde hoşgörüyü getirir, özgürlüğü getirir ve barışçılığı getirir.”

Bülent Ecevit, siyasi hayatı boyunca seküler devlet anlayışını benimsedi, Atatürk İlkeleri’nin önemine vurgular yaptı.

Barış Yarkadaş’ın “Hepsi Yaralar, Sonuncusu Öldürür” kitabındaki iddiasına göre, genel başkan seçilmesinden kısa bir süre sonra Kars’a giden Bülent Ecevit, Susuz ilçesinde arkadaşı Rasim Yarkadaş’ın (eski CHP milletvekili Barış Yarkadaş’ın babası) evine konuk olur. Misafirlerini evlerinin kapısında karşılayan Anne Şahzade Şahin (Şaşo Hala), Ecevit’in boynuna sarılır ve Kars’ın kendine özgü ağzıyla, “Kurtar bizi bu dertlerden ay Garaoğlan!” der.

Ecevit, o günden sonra “Karaoğlan” olarak anılmıştır. Bu iddia, TRT’nin arşivini açması sonucu “Ateş Hattı” programında ve 32. Gün’ün arşivini paylaşması ile bir program için verdiği söyleşide Ecevit’in kendisine bu konunun sorulması ve cevabı ile gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır. Ecevit’e ‘Karaoğlan’ lakabı, Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde bir yerli kadın tarafından takılmıştır.

Süleyman Demirel, en büyük rakibi olan Ecevit’i, darbeyle devrilen Şilili sosyalist devlet adamı Salvador Allende’ye benzetip atıfta bulunmak için “Allende-Büllende” tabirini kullanmıştır.

Ecevit, başbakanlık dönemlerinde yapılan Kıbrıs Harekâtı sonrasında “Kıbrıs Fatihi” olarak anılan Ecevit, Abdullah Öcalan’ı yakalama operasyonu sonrasında da “Kenya Fatihi” olarak anılmıştır.

Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında dönemin başbakanı olan Ecevit, harekâttan sonra ziyaret ettiği adada büyük bir coşkuyla karşılanmış ve barış güvercini uçurmuştu. Daha sonra düzenlediği mitinglerde güvercin uçurmaya başladı. “Savaşın Şahini, Barışın Güvercini Karaoğlan” sloganı eşliğinde uçurulan güvercinler yaygınlaştı.

Mavi gömlek giyip siyah kasket takan Ecevit; TEKEL Bafra, Samsun, Bitlis, TBMM, Tokat, Maltepe, 2000, Ballıca sigarası içer ve eniştesi İsmail Hakkı Okday’ın hediyesi olan Erika marka daktilosuyla yazardı.

Bu 70 yıllık daktiloyu ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi’ne armağan etmiştir.

Günde üç dem çay içen Ecevit, genellikle klâsik Batı müziği ve Türk halk müziği dinlemekteydi. Makam otomobili olarak da hep yerli üretim ve ucuz zırhlı araçlara binen Ecevit; sırasıyla Anadol A1, Renault 12, Murat 124, Tofaş Kartal, Fiat Tempra, Renault Safrane, Renault Megane, Hyundai Dynasty ve Ford Transit’e binmiştir.

Tarihçi İlber Ortaylı, “Ecevit dürüst politikacıydı.” diyerek Ecevit hakkında şöyle yazdı:

“Protokol ve tevazu bakımından Ecevitler, Türk yöneticilerinin tarihi içinde bir kırılma, istisnai bir dönem meydana getirdiler. Bülent Bey, kibar üslupla konuşan bir siyasetçiydi. Türkiye’de protokole ve hitap edebiyatına ‘Sayın’ kelimesini o getirdi. Genel müdüre de, bakana da, falanca kasabanın ilkokul öğretmenine de ‘Sayın’ kelimesi ve soy isimle hitap edilir oldu. Giyimler sadeleşti. Mavi renk yaygınlaştı. Mavi rengi Türk çinilerinden Türk politikasına getirmek Ecevit’in işidir.”

“Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi” 2005 yılında hizmete girdi. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nin ismi 2012 yılında “Bülent Ecevit Üniversitesi” olarak değiştirildi. Mayıs 2016’da Odunpazarı, Eskişehir’de açılan Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi’nde kendisinin bal mumundan yapılan bir heykeli sergilenmeye başlandı.

2021’de İzmir’in Güzelbahçe ilçesindeki bir parka eşiyle birlikte adı verildi ve heykeli dikildi.

20 Temmuz 2023’te Adana, Kayalıbağ’da Bülent Ecevit Müzesi açıldı.

NURLAR İÇİN DE YAT GÜZEL İNSAN..

Bülent Ecevit