Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bülent ECEVİT

featured

(bölüm 3)

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Mart 1971 Muhtırası’ndan sonra CHP’nin tutumu konusunda parti içinde önemli görüş ayrılıkları belirdi. Genel Başkan İsmet İnönü, müdahaleye açıkça karşı çıkılmasını onaylamıyordu. Genel Sekreter Bülent Ecevit ise 12 Mart Muhtırası’nın CHP içindeki Ortanın Solu hareketine karşı verildiğini söyleyerek partisinin askerî yönetimce oluşturulan hükûmete katkıda bulunmasına karşı çıktı ve genel sekreterlikten istifa etti (21 Mart 1971). Ecevit’le yoğun bir mücadeleye giren İnönü, 6 Mayıs 1972’de toplanan 5. Olağanüstü Kurultay’da “Ya ben, ya Bülent!” sözleriyle siyasetinin partisince onaylanmaması durumunda istifa edeceğini açıkladı. Kurultay’da parti meclisi için yapılan güven oylamasında, Ecevit yanlılarının 507’ye karşılık 709 oy ile güvenoyu alması üzerine 8 Mayıs 1972’de istifa eden İsmet İnönü’nün yerine 14 Mayıs 1972 tarihinde genel başkanlığa seçildi.

İsmet İnönü, böylece Türk siyasal yaşamında parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genel başkan oldu. Kurultay’ın ardından Kemal Satır ve grubu partiden ayrılarak önce Cumhuriyetçi Parti’yi kurdu, kısa süre sonra da Millî Güven Partisi ile birleşerek Cumhuriyetçi Güven Partisi’ne (CGP) katıldı.

Ecevit’in Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olduğu 8 yıl, 5 ay ve 19 günlük süre içerisinde gerçekleşen iki genel seçimde de, iki yerel seçimde de CHP 1. parti olmuş, lakin Ecevit çoğunluk hükûmeti kuramaması ve oluşturduğu koalisyonlarda gerginlikler yaşanması sebebiyle bu dönemde sürekli iktidar olamamıştır.

CHP Genel Başkanlığı sürecinde 1., 2. ve 3. Ecevit Hükûmeti’ni kurmuş, 1979 ara seçimlerinde ise CHP’nin 2. parti olmasının ardından Ecevit Hükûmeti uzun yıllar tekrar kurulamayacak biçimde devrilmiştir. Ecevit, CHP Genel Başkanlığı görevini üstlendiği 1972 ve 1980 yılları arasında dört adet seçim zaferi (1973 Genel Seçimi, 1973 Yerel Seçimi, 1977 Genel Seçimi, 1977 Yerel Seçimi) elde etmiş, bir seçim yenilgisi (1979 Ara Seçimi) yaşamıştır.

1973 cumhurbaşkanlığı seçiminde askerlerin desteklediği Emekli Orgeneral Faruk Gürler’in seçilmesine AP lideri Süleyman Demirel’le birlikte karşı çıktı. Bülent Ecevit ve Demirel’in üzerinde anlaştıkları Fahri Korutürk’ün 6 Nisan 1973’te cumhurbaşkanı seçilmesiyle (6. cumhurbaşkanı) cumhurbaşkanı seçimi krizi son buldu. Ecevit’in, Faruk Gürler’in aday olduğu seçimlere katılmama kararı almasına rağmen Gürler’e oy vermiş olan CHP Genel Sekreteri Kâmil Kırıkoğlu ve arkadaşları partiden istifa ettiler.

CHP, Bülent Ecevit liderliğinde girdiği ilk genel seçimde Ak günlere olarak bilinen seçim beyannamesi etrafında toplanan politikalarla 14 Ekim 1973 genel seçimlerinde yüzde 33,3’lük oy oranıyla 185 milletvekili çıkararak birinci parti oldu. CHP’nin oy oranı bir önceki seçime göre yüzde 5,9 arttı, partinin oy oranı kırsal alanda gerilerken kentlerde arttı. Ecevit’in başkanlığındaki CHP en fazla oyu almasına karşın meclis çoğunluğunu kazanamadı. Bunun üzerine koalisyon ortağı arayışına çıkan Ecevit, 26 Ocak 1974 tarihinde Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Millî Selamet Partisi (MSP) ile kurduğu koalisyon hükûmetinde ilk defa başbakanlık görevini aldı.

CHP-MSP Koalisyonu’nun kurulmasını takip eden süreçte Başbakan Yardımcılığı yapmakta olan Erbakan’ın, İstanbul’un Karaköy Meydanı’ndaki “Güzel İstanbul” heykelini “ahlaksızlık” olduğu sebebiyle kaldırtıp çöpe attırması ve yayımlattığı genelge ile bira satışlarını yasaklaması büyük tepki çekti.

Başbakan Bülent Ecevit, çıkarmayı planladığı genel affın solcuları da kapsamasını isterken koalisyon ortağı Necmettin Erbakan’ın buna karşı çıkması kriz başlattı. Sonunda çıkarılan af ile Kadir Mısıroğlu gibi sağcılar ve Ertuğrul Kürkçü gibi solcular aftan yararlandı. 1974 Genel Affı ile 61.000 olan cezaevindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 24.000’e kadar indi. Ayrıca 1974 affı film yönetmeni Yılmaz Güney’in hapisten çıkmasına ve Fethullah Gülen’in yargı sürecinin sonlanmasına sebep olmuştur.

Bu dönemde ilk kez 1970’te CHP Gençlik Kolları’nın düzenlediği bir forumda kullanılan “demokratik sol” kavramı, 28 Haziran 1974’te toplanan CHP Tüzük Kurultayı’nda parti tüzüğünün ilkeleri arasına alındı. Ecevit, bu ilkeyi ülkenin nesnel koşullarına dayanan, dogmaya ve özentiye kapılmayan yerli bir sol düşünce akımı olarak niteledi.

Ecevit hükûmetinin en önemli uygulamalarından biri, Haziran 1971’de Amerika Birleşik Devletleri’nin baskısıyla yasaklanan haşhaş ekiminin 1 Temmuz 1974’te serbest bırakılmasıydı. Bu durum, daha sorasında ABD’nin Türkiye’ye ambargo uygulamasıyla sonuçlandı.

Temmuz 1974’te Bülent Ecevit başbakanken Yunanistan’daki askerî cuntanın desteklediği EOKA yanlısı Rumlar, Kıbrıs Cumhurbaşkanı III. Makarios’a karşı darbe yaptı. Darbe nedeniyle Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin yaşamlarının tehlikeye girmesi üzerine, ordu alarma geçirildi. Londra’ya giden Ecevit, Türkiye ile birlikte Kıbrıs anlaşmalarına garantör devlet olarak imza koymuş olan Britanya hükûmetinin yetkilileriyle görüştüyse de Kıbrıs’taki duruma bir ortak çözüm bulunamadı.

Ecevit’in başında olduğu hükûmet, askerî müdahale kararı aldı. 20 Temmuz’da başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı’nı 14 Ağustos’taki II. Barış Harekâtı izledi. Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra Ecevit, “Kıbrıs Fatihi” olarak anılmaya başladı.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başarıya ulaşması ve büyük kamuoyu desteğine rağmen kurulduğunda tarihî bir laik-dindar uzlaşısı olarak görülen CHP-MSP koalisyon hükûmeti içindeki çelişkiler, siyasal mahkûmların da genel af kapsamına alınması ve Kıbrıs konusundaki anlaşmazlığın da etkisiyle gittikçe büyüdü. On ay süreyle görev yapan koalisyon hükûmeti, 18 Eylül 1974’te Bülent Ecevit’in başbakanlıktan istifasıyla sona erdi.

Ecevit erken seçim düzenlemeyi istemekte, bu seçimde CHP’nin alacağı oy oranı ile yönetimde istikrara sahip olacak bir çoğunluk hükûmeti kurabileceğine inanmaktaydı. Ancak Meclis çoğunluğunun erken seçim fikrini desteklememesinden ötürü bu plan gerçekleşemedi ve Ecevit 1977 yılına kadar Ana Muhalefet Liderliği yaptı.

devam edecek…

Bülent ECEVİT