Arkeoloji’ye Dair

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

(Geçen makalenin devamı)

Şu anda dünyayı kasıp kavuran virüs felaketi sebebiyle, gerek İslam topluluklarında ve gerekse Hıristiyan ve diğer dinlere mensup olan insanlar arasında hastalığın sona ermesi için toplu halde dualar yapılıyorsa, antik çağda da hastalıklar nedeniyle toplu dualar yapılmakta olduğu yine çivi yazılı tabletlerde karşımıza çıkmaktadır. Bu tabletlerden birinde “Ordu içerisindeki bir salgın hastalığa karşı ayin yapıldığından” söz edilmektedir.

Yine bazı yayınlarda insandan söz edilirken; “Homohabilis”, “Homorudolfensis, “Hominid”, “Homosapiens” sözcükleri kullanılarak; “ İlk modern insanlar yaklaşık 70.000-100.000 yıl önce Afrika’yı terk etmeye başlamışlardır” diyerek insanlığın Afrika kıtasından yayıldığına değinilmektedir. Oysa; yüce Rabbimizin indinde gerçek din olan İslamiyet, insanlara gerektiği şekilde anlatılmış olsa idi, yukarıda da değindiğimiz gibi;”İnsanın en mükemmel bir şekilde yaratıldığı, bugüne kadar değişmediği, İnsanoğlu’nun atasının Hz. Âdem olduğu, insanlığın Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın buluştuğu Mekke yakınındaki “Arafat” tan yayılmaya başladığı” gerçeği kabul edilecek, dolayısıyla insanlığın Afrika’dan yayıldığı iddiasının da uydurma olduğu kabul görecekti.

İlk insanların mağaralarda ilkel şekilde ve yarı çıplak vaziyette yaşadıkları, sonradan mağaralardan çıkarak evler yaptıkları gibi iddialarda yazılıp çizilmekte ve “İnsanlık tarihinin mağarada başlayan serüveni” diye başlık atılarak yazılar yazılmaktadır. Bu da çok yanlış bir yaklaşımdır. Zira bu konuda elde hiç bir delil yoktur. Elbette ki mağaralarda yaşanmıştır. Mağaralar; gerek insanlar için ve gerekse hayvanlar için, kendilerini tabiat şartlarından koruyacak, hazır barınma mekânlarıdır. Hazır barınma mekânı varken ev yapma ihtiyacı duymamış olunabilir. Her dönemde mağaralarda veya kaya oyuklarında yaşayanlar bulunmaktadır. Mağaralarda yaşandığı dönemlerde evlerde yaşayan olmadığını gösteren hiçbir emare de yoktur. Nitekim 2024 yılında olmamıza rağmen halen mağara ve kaya kovuklarını mesken tutanlar bulunabilmektedir. Kaldı ki yaşantının devam ettiği her yerde mağara bulmak da pek mümkün görülmemektedir.

Günümüzde, mağaraların yanı sıra; teneke ve ahşap parçalarından oluşan derme çatma kulübelerde, çadırlarda, gecekondularda, apartman dairelerinde, yalılarda ve saraylarda da hayat sürmektedir. Kulübe yaşantısından, apartman dairesi veya yalılarda yaşama geçmek için elbette ki insanın evrim geçirmesine gerek yoktur. İlk çağlarda da bu konuda başka türlü düşünmek için hiçbir sebep bulunmamaktadır. Yaşanacak yerin seçimi o kişinin maddi ve sosyal durumuna göre değişmektedir.

Arkeolojik alanlarda yaptığımız bazı kazılarda açığa çıkan yapılarda büyük taş blokların kullanılmış olduğunu gördüğümüzde, o dönemde bunların hangi teknikle kaldırılmış olabileceğini merak ederek bu sorulara cevap bulmaya çalışmaktayız.

Arkeoloji’ye Dair