Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Önceki sayımızdan devam

Hatta, rekabetin normal sınırların ötesinde oluşmasıyla “hiper-rekabet” yeni bir kavram olarak literatüre girmiştir. Hiper-rekabet, küresel ve yenilikçi rakiplerin stratejik manevralarının dinamiklerinden ortaya çıkmaktadır. Özellikle çevresel faktörler, sürekli daha fazla belirsizlik ve dinamizm, rakiplerin heterojenleşmesi ve aralarında husumetin artmasına neden olmaktadır. Bu rekabetin her sektörde ortaya çıktığı görülmektedir, ancak, özellikle yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren işletmelerin daha yoğun bir rekabet içinde oldukları açıktır.

Bilişim teknolojisi ve telekomünikasyonun birleşmesi yeni sektörler ortaya çıkmakta, mevcut sektörleri yeniden yapılanmakta ve işletmelerin rekabet metotlarını kökten değiştirmektedir. Rekabetçi stratejilerin desteklenmesi amacıyla uzun yıllardır teknolojiye yatırım yapılmaktadır. Bu trendin ilerideki yıllarda artarak süreceği görülmektedir. İşletmeler küreselleşmeye sevk eden güçler rekabeti arttıkça, üretim alanında faaliyet gösteren işletmeler bilişim teknolojisi ve telekomünikasyonun önemli ölçüde kullanıcısı haline gelmiştir. Nitekim , benzer ürünlere talebin olduğu birçok pazarda önde gelem işletmelerin üç ana Pazar olan Kuzey Amerika, Avrupa ve Pasifik’te aktif rol oynamaları gerekmektedir. Mesela, tıbbi cihaz sektörünün önde gelem üç işletmesi GE, Siemens ve Toshiba kendi pazarları dışında birbirlerinin ana pazarlarında oldukça aktif rol oynamaktadır. Benzer durumun otomobil, bilgisayar, matbaa makinaları ve güç kaynağı ekipmanı gibi bir çok sektörde geçerli olduğu görülmektedir. Tüm bu sektörlerde bilişim teknolojisi ve telekomünikasyon uzak birimlerin koordinasyon ve kontrolü, merkezkaç hale getirilmiş faaliyetlerin verimliliğinin artırılması, yerel ve küresel müşterilerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde süreç ve ürünlerin standartlaştırılması konularında önemli bir rol oynamaktadır.

Ancak, teknolojik değişim ve küreselleşme trendi arasındaki bağıntı oldukça karmaşıktır ve teknoloji kavramı ele alınırken sosyal süreçlerin de dikkate alınması gerekmektedir. Küreselleşme sürecinin önündeki en büyük engellerden biri tekno milliyetçilik olarak görülebilir. Hükümet destekli AR-GE faaliyetleri, teknik standart , kotalar, dış yatırıma getiren sınırlamalar üretim ve teknolojinin küreselleşmezi önündeki önemli engellerdendir. Yüksek büyüme oranına sahip sanayileşen ülkeler ve Japonya tekno milliyetçiliğin en üst düzeyde kullanıcısı olarak sanayileşme ve iktisadi büyümeyi sağlamışlardır.

Yine de ulusal ekonomik başarı ve rekabetçiliğin anahtar belirleyicileri teknoloji ve yenilik yeteneklerinin arttırılmasıdır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde oluşan pazarların dinamikleri daha kaliteli ürün ortaya koymayı sağlayacak ürünle ilgili yenilikler ve maliyet avantajı sağlayacak süreçle ilgili yenilikler olacaktır.

Rekabetin en önemli faktörlerinden biri teknolojik değişimdir. Teknolojik değişim yeni sanayilerin oluşması yanında varolan sanayi yapılarının değişmesinde öncü bir rol oynamaktadır. Yine, bu faktör bazı sektörlerde eskiden beri güçlü olarak varolan işletmelerin rekabetçi güçlerinin aşınmasına ve yeni işletmelerin güçlenip öne çıkması neden olabilecektir. Rekabetin kurallarını değiştirebilecek faktörlerin içinde en güçlü olanı kuşkusuz teknolojik değişimdir.

Tüm önemine rağmen teknolojik değişim ve rekabet arasındaki ilişki genellikle yanlış algılanmaktadır. Teknolojik değişim tek başına önemsenmekte, ileri teknoloji sektöründe rekabet ciddiye alınırken, ileri teknoloji alanında faaliyet göstermeyen sanayilerdeki rekabet küçümsenmektedir. Çoğunlukla teknolojik yenilgiye bağlı olarak başarıya ulaşan dış rekabet, birçok işletmenin gerekmese dahi teknoloji yatırımı yapmalarına neden olmuştur.

Teknolojik değişim kendi başına önemli değildir., ancak eğer sanayi yapısını ve rekabetçi üstünlüğü etkileyecekse önem taşıyacaktır. Tüm teknolojik değişimler stratejik olarak faydalı değildir. Aksine, bir işletmenin rekabetçi konumu ve sanayi cazibesi üzerinde olumsuz etkileri bulunabilir. İleri teknoloji kârlılığı garanti etmemektedir, hatta birçok ileri teknoloji sanayisinin uygun olmayan yapıları sebebiyle bazı geri teknoloji sanayilerinden daha az kârlı bir durumda oldukları bilinmektedir.

Teknoloji ile rekabet arasındaki ilişkinin incelenip anlaşılmasında değer zinciri kavramının önemli bir rolü bulunmaktadır. Değer zinciri, Porter’in rekabet analizlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Buna göre, bir işletme ürünlerini tasarlayacak, üretecek, pazarlayacak, dağıtacak ve destekleyecek birçok faaliyetten oluşan bir bütündür. Tüm bu faaliyetler bir değer zinciri kullanılarak gösterilebilir. Bir işletmenin değer zinciri ve bu zincirin işleyişi işletmenin tarihi, stratejisi ve stratejisinin uygulama biçiminin bir yansımasıdır. Rakipler arasında değer zincirlerindeki farklılıklar rekabetçi üstünlük için önemli anahtar noktalardır.

Rekabetçi kavramlar ele alındığında, değer; bir işletmenin müşterilerinin kendilerine sunulan mal ve hizmetlere karşılık ödemeyi kabul ettikleri bedeli ifade etmektedir. Eğer bir işletmede üretilen değer, yani elde edilen toplam gelir ürün oluşturulurken yapılan maliyetlere nazaran fazla ise işletme kârlı sayılmaktadır. Herhangi bir bütüncül stratejinin nihai hedefi müşteriler için maliyetlerin üstünde bir değer oluşturmaktadır. Değer zinciri toplam değeri gösterir ve “değer faaliyetleri” ile “marj” dan oluşur. Diğer bir ayırımla değer zinciri birincil faaliyetler olarak iki kısma ayrılmaktadır. Burada, birincil faaliyetler ürünün fiziksel olarak imal edilmesi, pazarlaması ve müşterilere gönderilmesi ve satış sonrası hizmetin sunulması olarak ele alınmalıdır. Destek faaliyetleri birincil faaliyetlerin yerine getirilebilmesi için gereken girdileri sağlarken marj ise, toplam yatırılan değer ile diğer faaliyetlerini yerine getirirken karşılaşılan maliyetler arasındaki farkı ifade etmektedir.

Rekabetçi üstünlüğün anlaşılması, oluşturulması ve sürdürülmesi konularında temel bir amaç olarak görülebilir. Yine, değer zincirinin örgütsel yapının tasarlanması üzerinde etkili olduğu da bilinmektedir. Değer zinciri yardımıyla işletme örgütünün değişik faaliyetlere ayrılması, gruplanması ve incelenmesi mümkündür. Teknoloji ile rekabet arasındaki ilişkinin açıklanmasında Porter’ in değer zinciri yararlı bir araç olarak kullanılabilecektir.

devam edecek…

Rekabet -6-