Bunu Yeniköy Kemerköy Enerji’ye Sorun!
Bir enerji şirketinin ne iş yaptığını sorsanız, herhalde hepimiz aynı cevabı veririz:
Elektrik üretir.
Sonuçta adı üzerinde enerji şirketi…
Santrali vardır, kömürü vardır, madeni vardır, üretim tesisleri vardır. Elektrik üretir, şebekeye verir, ülkenin enerji ihtiyacına katkı sağlar.
Normal olan budur.
Ama Milas’ta işler biraz farklı galiba.
Çünkü Yeniköy Kemerköy Enerji’ye bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
“Bu şirketin asıl işi elektrik üretmek değil miydi?”
Öyle ya…
Deniz çayırlarıyla uğraşıyor.
Zeytin ağaçlarını bilimsel yöntemlerle taşıyor.
Maden sahalarını rehabilite ediyor.
Köylerin yollarına, altyapısına, üstyapısına destek oluyor.
Eğitim projeleri yapıyor.
Köylerde sosyal ve kültürel çalışmalara katkı sağlıyor.
Bölgenin hafızasını kayıt altına almak için “Bizim Köyler” kitabını hazırlıyor.
Arkeolojik ve kültürel mirasa kaynak ayırıyor.
Ağaçlandırma çalışmaları yürütüyor.
Hayvanseverler ile işbirliği içinde can dostlara sahip çıkıyor. Tedavilerini destekliyor..
Kısacası, elektrik üretmek için kurulan bir şirketin elektrik üretmek dışında yaptığı işler, bazen elektrik üretiminden daha fazla konuşulacak hale geliyor.
Şimdi burada biraz durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü bunların tamamını bir şirketin “sosyal sorumluluk faaliyeti” deyip geçmek de meseleyi eksik anlatmak olur.
DENİZİN ALTINDA DA ÇALIŞMA VAR
Örneğin Posidonia oceanica…
Bizim kıyılarımızda yaşayan, deniz ekosistemi açısından son derece değerli deniz çayırları.
Yeniköy Kemerköy Enerji, Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte üç yıla yayılan bir çalışma yürütüyor.
Deniz çayırlarının korunması ve rehabilitasyonu için yapılan çalışmaların sonuçları artık yalnızca iyi niyetli bir proje anlatısından ibaret değil.
Ortada ölçülen, izlenen ve raporlanan sonuçlar var.
Nakledilen deniz çayırlarında yaklaşık yüzde 90’a ulaşan başarı oranından söz ediyoruz.
Yani denizin altında da bir emek var.
Bilim insanları dalıyor, ölçüyor, takip ediyor, sonuçları değerlendiriyor.
Şirket de bu çalışmanın finansmanını ve organizasyonunu üstleniyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Elektrik şirketi misiniz, deniz bilimleri enstitüsü mü?
Şaka bir yana…
Bugün çevre konusunda en değerli şey, yalnızca “doğayı koruyoruz” demek değil.
Ne yaptığınızı, nasıl yaptığınızı ve sonucunu gösterebilmek.
Posidonia çalışmasının değerli taraflarından biri de tam olarak burada.
MADEN BİTER, HAYAT DEVAM EDER
Bir başka konu ise maden sahalarının rehabilitasyonu.
Madencilik faaliyeti sonsuza kadar devam etmiyor.
Bir saha kullanılıyor, üretim yapılıyor ve günün sonunda o alanın yeniden doğayla buluşturulması gerekiyor.
Yeniköy Kemerköy Enerji’nin rehabilitasyon çalışmalarının arkasındaki temel yaklaşım da bu.
Bugün Hüsamlar’da yürütülen rehabilitasyon çalışmalarına baktığınızda, mesele yalnızca “madeni kapatmak” değil.
Kullanılan alanı yeniden yaşanabilir, üretilebilir ve doğal işlevlerine kavuşabilir hale getirmek.
Bunun içinde toprak var.
Bitki var.
Ağaç var.
Su var.
Tarım var.
Ve elbette o arazinin gelecekte bölge insanına nasıl katkı sağlayabileceği sorusu var.
Yani mesele, “madencilik bitti, kapıyı kapattık” meselesi değil.
Asıl mesele, “Buradan sonra ne olacak?” sorusuna bugünden cevap verebilmek.
BİR DE KÖYLER VAR…
Gelelim işin belki de en az konuşulan tarafına…
Köyler.
Yol yapılır, altyapıya destek verilir, imam lojmanları inşa edilir.
Okulların ihtiyaçları karşılanır, anaokulu yapılır.
Eğitime yönelik projeler hayata geçirilir.
Köylerin sosyal yaşamına katkı sağlayacak çalışmalar yapılır.
Bazen bir yolun yapılması, bazen bir okulun ihtiyacının karşılanması, bazen de bir köyün yıllardır çözüm bekleyen küçük ama önemli bir ihtiyacının giderilmesi…
Bunlar Ankara’daki büyük ekonomik göstergelerde görünmeyebilir.
Ama Milas’ta yaşayan insan için hayatın kendisidir.
Bir de “Bizim Köyler” kitabı var.
Bence ayrıca üzerinde durulması gereken bir çalışma.
Çünkü bir bölgenin kalkınması yalnızca fabrika, santral, yol ve yatırım rakamlarından ibaret değildir.
O bölgenin hafızası da korunmalıdır.
Köylerin geçmişi, insanları, hikâyeleri, gelenekleri ve yaşam biçimleri kayıt altına alınmalıdır.
Bugün sıradan görünen bir köy hikâyesi, yarın Milas’ın kültürel mirasının önemli bir parçası olabilir.
Bu nedenle “Bizim Köyler” çalışmasını yalnızca bir kitap olarak değil, bölgenin hafızasına bırakılmış bir kayıt olarak görmek gerekiyor.
Üstelik bu da yetmiyor, bu kitabı ve Milas kırsalını küresel arenaya taşıyor, kitap çok önemli bir ödül olan Altın Stevie ödülüne layık görülüyor.
ASIL MESELE ELEKTRİK ÜRETMEK Mİ?
Şimdi baştaki soruya dönelim.
Yeniköy Kemerköy Enerji’nin asıl işi nedir?
Elbette elektrik üretmek.
Hem de bölgenin ve Türkiye’nin enerji ihtiyacına katkı sağlayacak ölçekte elektrik üretmek.
Fakat Milas gibi ekonomisi, istihdamı, tarımı, doğası ve sosyal hayatı birbirine sıkı sıkıya bağlı bir bölgede büyük bir üretim tesisinin sorumluluğu da yalnızca üretim yapmakla sınırlı kalmıyor.
Çünkü burada yapılan her yatırımın, her faaliyetin ve her kararın bölgeye bir etkisi oluyor.
İşte bu nedenle bir enerji şirketinin çevreye, eğitime, kültüre, köylere ve bölgenin geleceğine yaptığı katkıları da konuşmak gerekiyor.
Burada şirketin yaptığı her şeyi alkışlamak ya da eleştirileri görmezden gelmek gibi bir yaklaşım elbette doğru olmaz.
Ama bir gerçeği de teslim etmek gerekir:
Bir şirketin bölgeye yaptığı katkıyı konuşmak için yalnızca elektrik üretim rakamlarına bakmak yeterli değildir.
Denizin altında kaç Posidonia fidanının yaşadığını,
kaç hektar alanın rehabilite edildiğini,
kaç köyün bir ihtiyacına destek olunduğunu,
kaç öğrencinin eğitimine katkı sağlandığını,
kaç ağacın yeniden toprakla buluşturulduğunu,
kaç kültürel değerin kayıt altına alındığını da konuşmak gerekir.
Çünkü artık şirketlerin bölgeyle kurduğu ilişki, yalnızca “üretim yaptım, vergimi verdim, istihdam sağladım” noktasında bitmiyor.
ELEKTRİK ÜRETMEK KOLAY MI?
Aslında değil.
Ama bugün artık yalnızca elektrik üretmek de yeterli değil.
Elektriği üretirken çevreyi korumak,
madeni kullanırken sonrasını düşünmek,
köylerle birlikte hareket etmek,
eğitime katkı sağlamak,
bölgenin kültürel mirasını yaşatmak,
denizin altındaki yaşamı korumak…
Bütün bunlar da büyük işletmelerin sorumluluk alanının bir parçası haline geliyor.
Dolayısıyla baştaki soruyu biraz değiştirelim:
“Bir elektrik şirketi ne iş yapar?”
Cevap hâlâ belli:
Elektrik üretir.
Ama Milas’ta gördüğümüz örnek bize başka bir şey daha söylüyor:
Elektrik üretirken yaşadığı bölgeye de değer üretmek zorunda.
Ve galiba asıl mesele de burada.
Çünkü bir şirketin büyüklüğünü yalnızca kaç megavat elektrik ürettiğiyle değil, faaliyet gösterdiği coğrafyada geride nasıl bir iz bıraktığıyla da ölçmek gerekiyor.
Yeniköy Kemerköy Enerji’nin hikâyesine bu açıdan bakınca, ortaya yalnızca bir enerji üretim hikâyesi çıkmıyor.
Biraz deniz, biraz toprak, biraz zeytin, biraz köy, biraz eğitim,biraz kültür…
Ve tabii ki bütün bunların arasında bol miktarda elektrik çıkıyor.
Milas’ın da zaten ihtiyacı olan şey tam olarak bu:
Enerji üreten ama yaşadığı coğrafyaya da değer katan bir anlayış.

