Beni tanıyanlar, yıllardır gizemli, ruhsal, fizik ötesi, duyu dışı, olağanüstü konularla ilgilendiğimi bilirler. Bu gibi konuların bilim ve din ile çelişip çelişmediği tartışmasına girmeden, son günlerde yaşadığım ve mantıklı açıklama getirebildiğim iki deneyimimi aktaracağım.
Türkiye’nin ve dünyanın ağır gündemi ya da başka etkenler yüzünden son haftalarda sıkıntılı, depresif bir ruh durumu içine giriyordum sıkça. Geçmişe ilişkin anılar beni hüzünlendiriyor, kederlendiriyor, sıkça ağlamaklı oluyordum. Kısa sürelerle de olsa içine düştüğüm karamsar ruh durumundan kurtulmak için; konfor alanımdan çıkmaya, ataletten kurtulmaya yarayacak, etkinlikler, geziler tasarlayıp, uyguladım yaşamıma. (Reiki, meditasyon, dua, yürüyüş, yüzme gibi alışkanlıklarımı da sürdürdüm.)

Geçenlerde Bodrum’a sabah 10 dolmuşuyla gidip, hoşça zaman geçirip, akşam 10 dolmuşuyla döndüm. Eve gelince, daha önce almış olduğum penye pijama altının biraz uzun gelen paçalarını kısaltmaya karar verdim. Üşenmeden iki paçasını da el dikişiyle güzelce kısalttım. Epey zamanımı aldı, ama iyi geldi. Gece evde iki kedimle yalnızdım, kimseyle konuşmadım, internette takılmadım… Ertesi gün bir baktım ki; sosyal medyada, özellikle instagramda karşıma, dikiş makinesi olmaksızın, elde, kolay yöntemle nasıl pantolon paçası kısaltılacağına, hatta artan kumaş parçalarıyla cüzdan yapılmasına ilişkin videolar çıkıyor!…
Her şeyin frekansı var
“Bu telefonlar bizi dinliyor” sözünü sıkça duyarız. Evet, konuştuğumuz konuya, arama yaptığımız sitelere ilişkin reklamlar, paylaşımlar karşımıza sıkça çıkar. Ama, bu kez yaptığım işe ilişkin tek söz söylememişken, internette arama yapmamışken, bu nasıl oldu?
Her şeyin bir frekansı var. Hem somut nesnelerin, maddelerin hem de düşünce ve enerjinin, (Hatta her şeyin, enerjinin farklı yoğunluklarından oluştuğu söylenebilir.) bilimsel olarak da, çeşitli düşünce ve inanışlarda da titreşimi ve frekansı vardır. Titreşim, çevresindeki diğer şeylerin titreşimi ile etkileşime girer… Biorezonans aygıtlarının çalışma ilkelerini bilenler, az çok, bizim enerji ve titreşimimizin çevremizdeki aygıtlarla etkileşime girdiğini bilir ve ne demek istediğimi anlar. (Ama, ben bu tür elektronik aygıtlar yerine; bioenerji, Reiki, doğal taşlar, meditasyon, masaj, Tai Çi, yoga gibi doğal iyileştirici yöntemleri tercih ederim.)
Kişi kendisinin doktorudur
Bioenerji Eğitmeni ve doğal taşlar konusunda uzman sayabileceğim arkadaşım Ebru Yılandil İlhan’a Youtube canlı yayını sırasında bir soru sormuştum: “Doğal taşları neye göre tercih etmeliyiz? Eğitimlerde öğrendiğimiz ve öğrettiğimiz üzere, her çakranın ya da burcun taşları var. Buna göre mi kullanmalıyız, yoksa o dönemdeki gereksinimlerimiz, rahatsızlıklarımız mı belirleyici olmalı?” şeklindeki sorumun yanıtını, videoyu bulup, ayrıntılı şekilde izleyebilirsiniz. (https://www.youtube.com/watch?v=Pcn1oakyoDg&t=4s)
Birkaç gün önce yaşadığım deneyim de sorunun yanıtını bir ölçüde size vermiş olacak.

Akşam saatlerinde yürüyüşe çıkmışken, Güllük çay bahçesindeki hanımeli pazarına gidip, orada tezgah açan arkadaşlarıma uğrayayım dedim. Son yıllarda daha çok doğal taşlardan yapılan takı ve aksesuarlar satan arkadaşım Deniz’den epeydir alışveriş yapmamışken, tezgahta duran çok renkli bir taş dikkatimi çekti. “Unakit”miş. Bu taştan yapılmış iki bileklikten birini satın aldım. Deniz de küçük bir unakit taşı bana armağan etti.

Yapay zeka bilgisi şöyle:
Doğal taş topluluklarında unakit, öncelikli olarak bir “denge ve topraklama” taşı kabul edilir. Bilimsel bir kanıtı olmamakla birlikte, spiritüel çalışmalarda şu amaçlarla tercih edilir:
Geçmişi Bırakma: Kişinin geçmişteki olumsuz anılardan ve duygusal blokajlardan özgürleşmesine yardımcı olduğuna inanılır.
Duygusal Denge: Zihin ve kalp arasındaki çatışmaları yatıştırarak iç huzuru ve hoşgörüyü destekler.
Andan Keyif Alma: Kişiyi geleceğin kaygılarından uzaklaştırıp “anda kalmaya” teşvik eder.
Nasıl ama; gidip, tam da ihtiyacım olan taşı bulmuşum!
Satınaldığım bilekliği ve arkadaşımın hediyesi olan taşı, selenit kabımda bir gece beklettikten sonra kullanmaya başladım. Özellikle taşı avuçlarımın arasında “Gasho” durumunda tutarak meditasyon yapmak çok iyi geldi.

