Kemal Sürgün
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. TÜRKÜYLE BAŞLAYAN TARTIŞMA: MİLAS’TA ZİL KRİZİ Mİ, KUTUPLAŞMA MI?

TÜRKÜYLE BAŞLAYAN TARTIŞMA: MİLAS’TA ZİL KRİZİ Mİ, KUTUPLAŞMA MI?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Son günlerde Milas’ta yaşanan “Türkü krizi”, yalnızca bir okulun ders zili tercihiyle sınırlı kalmadı; adeta ilçenin nabzını yükselten bir toplumsal gerilim hattına dönüştü. Sakarya Ortaokulu ile Atatürk İlkokulu’nda ders zili olarak çalınan “Ölürüm Türkiyem” türküsüne karşı Milaslı 78’liler Grubu’nun yaptığı sert açıklama, beklenmedik biçimde geniş bir kamuoyu tepkisini de beraberinde getirdi. Sosyal medya deyim yerindeyse alev aldı; telefonlar susmadı, yorumlar ardı ardına geldi.

Peki ne oldu da bir türkü bu kadar büyük bir tartışmanın merkezine oturdu?

78’liler Grubu, açıklamasında “Ölürüm Türkiyem” türküsünün bir siyasi partiyle özdeşleştiğini ve bu nedenle eğitim kurumlarında yer almaması gerektiğini savundu. Milli Eğitim Temel Kanunu’na atıfla uygulamanın anayasaya aykırı olduğunu belirterek okul müdürlerini ve İlçe Milli Eğitim Müdürü’nü istifaya çağırdı. Ancak açıklamanın hem tonu hem içeriği, kamuoyunda “ayrıştırıcı” olarak yorumlandı. Birçok vatandaş, “Kutuplaşma karşıtı olduğunu iddia edenler, asıl kutuplaşmayı yarattı” diyerek bu çıkışı eleştirdi.

Bu noktada bir adım geri atıp daha geniş bir perspektifle bakmakta fayda var.

Anadolu coğrafyasında türkü, yalnızca bir müzik formu değil; halkın dilidir, hafızasıdır, duygusudur. Yüzyıllardır Anadolu insanı; acısını, sevincini, kahramanlığını, aşkını ve özlemini türkülerle dile getirmiştir. Tarlada, askerde, göç yolunda, harman yerinde, mezar başında… Türküler hep yanımızda olmuştur. Her yörenin, her dağın, her ovanın bir ezgisi vardır bu topraklarda.

Ölürüm Türkiyem” de bu bağlamda yalnızca bir türkü değil; birçok insan için vatana duyulan derin bir aidiyetin sesidir. Bir türküyle büyüyen, onu ilk kez bir düğünde ya da askere uğurlama töreninde dinlemiş insanlar için bu ezgi sadece bir melodi değil, bir hafıza kaydıdır. Bu yüzden, bu tür bir eserin yalnızca siyasi çağrışımlarla ele alınması, toplumun geniş bir kesiminde tepkiye neden oldu.

Elbette bir eğitim kurumunda tarafsızlık, pedagojik ilkelere uygunluk gibi hassasiyetler önemlidir. Ancak bu hassasiyetleri dile getirmenin yolu, öğretmenleri hedef göstererek, istifaya çağırarak değil; yapıcı ve birleştirici bir dille olmalıdır. Ne yazık ki, 78’liler Grubu’nun açıklaması kutuplaşma karşıtlığı iddiasıyla yola çıkarken, tam aksine kamuoyunda derin bir ayrışma hissiyatı yarattı.

Özellikle sosyal medya kullanıcıları, “Eğitimcileri linç ederek mi pedagojiyi koruyacağız?” sorusunu sordu. Geçmişte Ülkü Ocakları’nda görev yapmış birçok isim de açıklamayı “ideolojik bir karalama” olarak değerlendirip sert şekilde kınadı.

Bu yaşananlar gösteriyor ki Milas’ta artık fikirlerden çok üslup, duruş ve yöntem tartışılıyor. Toplumu gerilimden uzaklaştırmak adına yapılan çağrılar, eğer kendi içinde ayrıştırıcı ve suçlayıcı bir dil barındırıyorsa, asıl amacına ulaşmak bir yana, tam tersi bir etki yaratıyor.

Türkülerin aslı, ayrıştırmak değil; birleştirmektir. Anadolu’da bir türkü söylenmeye başlandığında, insanlar hangi görüşten olursa olsun aynı duyguda buluşurlar. O yüzden bu topraklarda türkü, siyasetin değil; halkın sesidir. “Ölürüm Türkiyem” gibi bir ezgiye bu kadar sert yaklaşmak, aslında halkın bir duygusuna, bir seslenişine sırt çevirmek anlamına gelir.

Sonuçta, “kutuplaşma” kelimesi bu açıklamayla birlikte ilk kez telaffuz edilmedi belki ama ilk kez bu kadar güçlü biçimde hissedildi. Milaslı 78’liler Grubu, kamuoyunda “ayrıştırıcı söyleme karşı çıkanlar” olarak değil, “toplumu daha da bölen bir çıkışın sahipleri” olarak anıldı. Ve toplumun önemli bir kesimi, bu tavrın pedagojik değil, doğrudan siyasi olduğunu düşündü.

Bu olaydan çıkarılması gereken ders açık: Öğrenci ve eğitim üzerinden siyaset yapmak, hangi taraftan gelirse gelsin, toplumda derin yarıklar açar. Ve o yarıklar, yalnızca okul zilleriyle değil; söylenen sözlerle, atılan manşetlerle, çalınan ezgilerle de büyür. Belki de bu yüzden şimdi sormak gerekiyor: Asıl kutuplaşma şimdi mi başladı, yoksa türkü susunca mı başladı?

TÜRKÜYLE BAŞLAYAN TARTIŞMA: MİLAS’TA ZİL KRİZİ Mİ, KUTUPLAŞMA MI?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481