Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

(bölüm 2)

Mustafa Bülent Ecevit, 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul’da doğdu. Mustafa ismi, Huzur-u Hümayun hocalarından ve Kürt asıllı olan dedesi Kürdizade Mustafa Şükrü Efendi’den kaynaklanmaktadır.

Babası, Kürdizade Mustafa Şükrü Efendi’nin oğlu Kastamonu doğumlu Fahri Ecevit, Ankara Hukuk Fakültesinde adli tıp profesörüydü. (15 Ocak 1945 tarihli Ecevit’in AÜ DTCF öğrenci kimlik cüzdanındaki nüfus cüzdan suretine göre baba adı Fahrettin, gene 5 Mayıs 1951 tarihli AÜ DTCF talebe hüviyet cüzdanındaki nüfus cüzdan suretine göre baba adı Mehmet Fahrettin, öte yandan babasının 31 Ekim 1951 tarihli Yeni Sabah gazetesindeki ölüm ilanında Prof. Dr. Fahri Ecevit, ayrıca babasının kullandığı kartvizitte Prof. Dr. Fahri Ecevit. Fahri Ecevit daha sonra siyasete girerek 1943-1950 yılları arasında CHP’den Kastamonu milletvekilliği yaptı. İstanbul doğumlu olan annesi Fatma Nazlı ise ressamdı.

Osmanlı döneminde Suudi Arabistan’da kutsal toprakların koruyucusu olarak görev yapan Mekke Şeyhülislamı Hacı Emin Paşa, Ecevit’in anne tarafından büyük dedesiydi. Ecevit’in annesi öldüğü için miras kendisine kalmıştır. Mirasla ilgili öteden beri bilgi sahibi olan Ecevit, mirasa sahip olma adına herhangi bir girişimde bulunmamıştı.  Ecevit’in basına yaptığı açıklamayla kamuoyunun haberdar olduğu miras yaklaşık 110 dönümlük bir arazi ve bu arazilerdeki taşınmazlardan oluşuyordu. Miras kalan topraklar Mescidi Nebevi bölgesinin 99 dönümlük kısmını oluşturuyordu. Medine Mahkemesi tarafından yapılan gayriresmî değer tespitinde, gayrimenkule 2 milyar dolar değer biçilmişti. Davanın avukatlarından Alphan Altınsoy da arsaların toplam değerinin 2 milyar doları bulduğunu belirtmişti. Ecevit, ömrünün son zamanlarında miras yoluyla sahip olduğu bu serveti Türk hacıların faydalanması için bağışlamıştır. Ecevit’in bu davranışı ilk bakışta popülist gayelerle yapılmış bir davranış gibi görülebilirdi ancak Ecevit böyle bir mirasa sahip olduğunu ve bunu da Diyanet İşleri Başkanlığına bağışladığını açıkladığında politikada aktif değildi.

Bülent Ecevit, 1944 yılında Robert Koleji’nden mezun oldu. Önce Ankara Hukuk Fakültesi, sonra da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Filolojisi bölümüne kayıt yaptırmasına rağmen yüksek öğrenimine devam etmedi. İngiltere’de bulunduğu yıllarda Londra Üniversitesine kayıt yaptırdı. Burada İngiliz Dili ve Edebiyatı, Sanskritçe, Bengalce ve sanat tarihi üzerine eğitim aldı, ancak eğitimini tamamlamadı.

Bülent Ecevit, çalışma hayatına 1944’te Basın Yayın Genel Müdürlüğünde çevirmenlik yaparak başladı. 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin basın ataşeliğinde kâtip olarak çalıştı. 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisinin yayın organı olan Ulus gazetesinde çalışmaya başladı. 1951-52’de yedek subay olarak askerliğini yaptıktan sonra yeniden gazeteye döndü. Ulus gazetesi Demokrat Parti tarafından kapatılınca Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve yazı işleri müdürü olarak görev yaptı.

1955 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem kentinde, The Journal and Sentinel’de konuk gazeteci olarak çalıştı. 1957’de Rockefeller Foundation Fellowship Bursu ile yeniden ABD’ye gitti, Harvard Üniversitesinde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. Bu sırada Ecevit’in “Hocam” diye bahsettiği Henry A. Kissinger, Harvard Üniversitesi rektörü idi. Harvard’da 1957 yılında, 1950-1960 arasında verilen antikomünizm seminerlerine Olof Palme, Bertrand Russell gibi kişilerle birlikte katıldı.

1950’lerde Forum dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı. 1965’te Milliyet gazetesinde günlük yazılar yazdı. 1972’de aylık “Özgür İnsan”, 1981’de haftalık “Arayış”, 1988’de aylık “Güvercin” dergilerini çıkarttı.

1946 yılında okuldan arkadaşı Zekiye Rahşan Aral ile evlendi. Bülent Ecevit’in vefatından 13 yıl sonra eşi Rahşan Ecevit, 17 Ocak 2020 tarihinde vefat etmiştir.

Ulus gazetesinde başlayan siyasete ilgisi, Mustafa Bülent Ecevit’i 1954 yılında CHP Çankaya Ocağı’na kaydolmaya itti. İlk olarak Gençlik Kolları Merkez Yönetim Kurulunda görev aldı. 32 yaşında, İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker’in adaylığını devretmesiyle, 27 Ekim 1957 seçim-lerinde CHP’den milletvekili oldu. Milletvekili olarak siyasi yaşamına başlayan Ecevit, 12 Ocak 1959 günü toplanan CHP 14. Olağan Kurultayı’nda Parti Meclisi’ne giren isimler arasında yer aldı. 27 Mayıs 1960 Askerî Müdahalesi’nden sonra CHP kontenjanından Kurucu Meclis üyesi ol-du. 1961 genel seçimlerinde Zonguldak milletvekili seçildi. 1961-65 arasında görev yapan İsmet İnönü başkanlığındaki üç koalisyon hükûmetinde de çalışma bakanı olarak yer aldı. Bu dönemde Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun çıkarılması (24 Temmuz 1963), sosyal güvenlik haklarının genişletilmesi için çaba harcadı.

Süleyman Demirel’in başkanlığındaki Adalet Partisinin (AP) kazandığı 1965 genel seçimlerinde Zonguldak’tan yeniden milletvekili seçildi. Bülent Ecevit, bu tarihten sonra muhalefete dönen CHP’nin içinde “Ortanın Solu” görüşünün öncülüğünü yapmaya başladı. Aynı dönemde parti için-de Ortanın Solu’na karşı çıkan bir ikilik ortaya çıktı. 18 Ekim 1966’da toplanan 18. Kurultay’da Ortanın solunu destekleyen isimlerle beraber tekrar Parti Meclisi’ne girdi ve parti meclisinde yapılan seçim neticesinde 43 yıllık CHP’nin genel sekreterliğine seçildi.

CHP tarihinde ilk defa bir genel sekreter ilçelerden köylere bütün CHP örgütlerini tek tek gezerek partililer ve delegelerle tanıştı. Ecevit; çalışkanlığı, hitabet gücü ve demokratik sol duruşuyla parti içerisinde giderek sivrildi. Ortanın Solu, partinin temel ilkesi olarak kabul edildi. Ecevit, Ortanın Solu hareketiyle CHP’nin aşırı sola bir duvar çektiğini, AP’nin de aşırı sağa karşı bir duvar çekmesiyle demokrasinin sürekli yaşama olanağı bulacağını savundu.

1967’de Ortanın Solu politikasına karşı çıkan Turhan Feyzioğlu ile Bülent Ecevit arasındaki çatışma tırmandı. Genel Başkan İnönü, Ecevit’i desteklerken Meclis Grubu ise Feyzioğlu’nu tutu-yordu. 28 Nisan 1967 tarihinde düzenlenen 4. Olağanüstü Kurultay’dan sonra Feyzioğlu önderliğindeki 47 milletvekili ve senatör partiden ayrılarak Güven Partisi’ni kurdu. Kemal Satır önderliğindeki bir grup ise parti içinde kalarak Ortanın Solu politikasına karşı mücadeleyi sürdürdü. Genel Sekreter Ecevit, köyleri kalkındırma planını açıklayarak “Toprak işleyenin, su kullananın” sloganını ortaya attı (11 Ağustos 1969) “Ağalık” rejimine böylelikle karşı çıktı.

Devam edecek

Bülent Ecevit