1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kemal Sürgün
  4. Gerçekçi Olalım… Akbelen Meselesinde Tartışılması Gerekenler
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gerçekçi Olalım… Akbelen Meselesinde Tartışılması Gerekenler

featured

Milas son günlerde yine Akbelen üzerinden yükselen tartışmalarla gündemde. Ancak tartışmanın fitilini ateşleyen sürecin nasıl başladığına bakmakta fayda var.
Hafta içinde şirket tarafından ilçe protokolüne yönelik bir iftar yemeği düzenlendi. Bu davete katılan bazı isimlerin programdan fotoğraflar paylaşması ise sosyal medyada kısa sürede gündem oldu. Paylaşımların ardından bazı çevreci gruplar ve Akbelen gönüllüleri tarafından tepki gösterildi ve bu tepkinin devamında Milas Ziraat Odası, Milas Ticaret ve Sanayi Odası ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne yönelik ziyaretlerin organize edildiği görüldü.

Yani başta planlanmış bir destek ziyareti ya da kurum turu söz konusu değilken, iftar programının sosyal medyada paylaşılması üzerine tepki amaçlı bir ziyaret sürecinin organize edildiği ifade ediliyor. Buna rağmen bazı basın organlarında yaşananlar “destek arayan köylüler ve çevreciler muhatap bulamadı” şeklinde aktarıldı.

Ancak sahadaki bilgiler ve yaşananların zamanlaması bazı soruları da beraberinde getiriyor.

Her şeyden önce 10 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan acele kamulaştırma kararının üzerinden yaklaşık 60 gün geçmiş durumda. Eğer bu karar gerçekten büyük bir tepki oluşturuyorsa, neden bu kurumlara destek arayışı için iki ay beklendi? Bu süreçte farklı bir girişim mi vardı, yoksa konu yeni mi gündeme taşındı? Bu soruların net bir şekilde cevaplanması gerekiyor.

Bir diğer tartışma konusu ise iftar programına katılım üzerinden yürütülen eleştiriler. Oysa söz konusu davete katılanların önemli bir kısmı ilçe protokolünden ve farklı kurum temsilcilerinden oluşuyor.

Örneğin Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer’in bulunduğu kurumun yapısına bakıldığında, oda bünyesinde zeytincilikten madenciliğe, turizmden balıkçılığa kadar çok sayıda farklı sektörden üye bulunduğu görülüyor. Muğla genelinde vergi sıralamasında ilk sıralarda yer alan firmalar arasında YK Enerji de bulunuyor. Böyle bir tabloda oda başkanının bir kurum davetine katılması elbette olağan bir durum olarak değerlendirilebilir. Nitekim aynı davette ilçe protokolünden birçok isim de yer aldı.
Dolayısıyla mesele gerçekten “muhatap bulunamaması” mı, yoksa bir iftar programı üzerinden büyüyen bir tepki mi? Bu da kamuoyunun değerlendirmesine bırakılması gereken bir konu.

Bir başka dikkat çeken konu ise taşınan zeytin ağaçları üzerinden yükselen tepkiler. “Zeytin katliamı” söylemiyle gündeme gelen görüntülerde yer alan isimlerden biri de kamuoyunun “sopalı amca” olarak tanıdığı Cafer Günal.

Ancak burada da bazı iddialar gündeme geliyor. Söylenenlere göre Günal, 2022 yılında 853, 854 ve 878 numaralı parselleri oldukça yüksek bedellerle şirkete satmış ve uzun süre bu arazilerin hasadını yapmaya devam etmiş. Hatta satılması planlanan birkaç parsel daha olduğu, ancak şirket alımı durdurunca bu satışın gerçekleşmediği de iddialar arasında yer alıyor.

Eğer bu iddialar doğruysa, ortaya ciddi bir çelişki çıkıyor. Dün yüksek bedelle satış yapan birinin bugün aynı konu üzerinden en sert tepkileri gösteren isimlerden biri olması doğal olarak kamuoyunda soru işaretleri doğuruyor.

Akbelen meselesi elbette basit bir konu değil. Zeytin, tarım, enerji ve istihdam gibi birçok başlık iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle meseleye tek taraflı bakmak da doğru değil.

Bir yanda zeytinliklerin korunmasını isteyenler var, diğer yanda bölgenin enerji ihtiyacı ve ekonomik gerçekleri. Bu nedenle sorunun çözümü bağırarak, suçlayarak ya da sosyal medyada algı oluşturarak değil; oturup konuşarak bulunabilir.

Milas’ın ihtiyacı olan şey de tam olarak budur.

Tüm tarafların –köylüler, çevreciler, odalar, kamu kurumları ve şirket– aynı masada buluştuğu, verilerin konuşulduğu, gerçeklerin ortaya konulduğu bir süreç. Aksi halde aynı tartışmaların farklı günlerde tekrarlandığı bir kısır döngüden çıkmak mümkün olmayacaktır.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekiyor:
Bir iftar programı üzerinden kriz üretmek yerine, gerçek sorunları doğru zamanda ve doğru muhataplarla konuşmak gerekir.
Akbelen meselesi sloganlarla değil, akıl ve diyalogla çözülebilecek bir meseledir. Milas’ın da buna ihtiyacı vardır.

Gerçekçi Olalım… Akbelen Meselesinde Tartışılması Gerekenler