1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gülçin Erşen
  4. İlla bir canın yitirilmesi mi gerekiyordu?
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İlla bir canın yitirilmesi mi gerekiyordu?

featured

Güllük’te sağlık ocağının bulunduğu eski binanın yıkılacağının gündeme gelmesiyle baş gösteren tartışmalar hakkında daha önce iki yazı yazıp paylaştım ve gazetemizde de yayımlandı.

Aylar süren tartışmaların ardından, sağlık ocağı geçici olarak Semiramis plajının arkasındaki Güllük Liman şirketinin kullanımında olan vakıf arazisinde, sağlık kurumu koşullarına uygun bir şekilde onarıman yapıda hizmet vermeye başladı. Çalışanlar açısından konumu güzel olsa da (Deniz kenarı ve plaj manzaralı) özellikle buranın uzağında oturan yaşlı, engelli ve çocuklu kimseler için yürüyerek ulaşımı çok zor bir yerde. Deniz kıyısındaki yoldan yürüyemeyenler, üst taraftaki yoldan araçla gelseler bile, buradan eski püskü merdivenlerle yokuş aşağı inmek ve 50 metre kadar zorundalar. Herkesin aracı, birçok kişinin taksi tutabilecek parasal olanağı yok? İşte geçtiğimiz hafta ilaçlarını yazdırmak için sağlık ocağına giden 82 yaşında bir kadın (Emekli Öğretmen Birgül Gülgün Demirtaş) düşüyor, telefonla yakınlarından yardım istedikten sonra, baygınlık geçiriyor, uzunca bir süre sıcakta o durumda kalıyor, saatler süren aramalar sonunda bulunuyor, ancak yaşamını yitiriyor.

Merhumenin yeğeni Av. Mehmet Bolat, çarşı içindeki belediye binasında sağlık ocağına yer tahsisi konusunu Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz ile görüşeceğini belirttikterek, telefonda bana şu bilgileri aktardı:

“Öğleden sonra 14.30 – 15.00 sularında teyzem, sağlık ocağının yakınından geçen üst yolda bir araçtan iniyor, sonra sağlık ocağına yürüyor, ama bir şekilde bilincini yitirip, sağlık ocağı yerine, sağ taraftaki ağaçlık alana girip bayılıyor. Bu sırada Simpaş’ta (Park Iasos Sitesi) oturan bir arkadaşını telefonla arayarak yardım istemiş, o da bize haber verdi. Ben eşimle oraya gidip aramaya başladım; ancak kadar yoğun bir çalılık, ağaçlık, bitki örtüsü var ki, bulamayınca jandarmadan yardım istedik. İzmir’deki kızı annesinin konumunu cep telefonundaki bir uygulama sayesinde jandarma ile paylaşınca, jandarma teyzemizi buldu. Hemen sağlık ocağından gelen doktorlar müdahale etti, ayrıca gelen ambulansta da 40 dakikaya yakın müdahalede bulunuldu. Kaybolmasının üzerinden bir buçuk saat geçmişti. Maalesef kurtarılamadı…”

Özlem Alparslan Bolat, yaşadığı kayıpla ilgili, Facebook’taki Cennet Güllük sayfasında şu yazıyı paylaştı:

” Sağlık Ararken Kaybettik… Şimdi Sessiz Kalma Zamanı Değil.

Sağlık aramaya çıkan bir insanın evine dönememesi, hiçbir toplumun normal kabul edebileceği bir durum değildir.

Bu paylaşımı birilerini suçlamak için değil; yaşadığımız büyük acının bir daha hiçbir ailenin yaşamaması adına yazıyorum.

Bugün sormamız gereken soru şudur:

Bir sağlık ocağına ulaşmak gerçekten bu kadar zor olmak zorunda mı?

Elbette hayır.

Çünkü sağlık hizmeti, insanların ulaşmakta zorlandığı değil; ihtiyaç duyduğu anda güvenle ulaşabildiği yerde olmalıdır.

Bir sağlık ocağı; dik yokuşların, dar yolların, bakımsız arazilerin ve riskli geçişlerin sonunda mı olmalıdır?

Hayır.

Çünkü sağlık hizmeti, özellikle yaşlıların, engellilerin, hamilelerin, çocuklu ailelerin ve sağlık sorunu yaşayan herkesin hiçbir endişe yaşamadan ulaşabileceği bir noktada verilmelidir.

İnsanlar sağlık hizmeti alabilmek için yönlerini kaybetme, düşme ya da herhangi bir tehlikeyle karşılaşma riskini göze almak zorunda mıdır?

Kesinlikle hayır.

Çünkü sağlık hizmetine ulaşmak başlı başına bir mücadeleye dönüşmemelidir.

Geçici denilerek insan güvenliği ikinci plana bırakılabilir mi?

Hayır.

Geçici olan bina olabilir.

Ama insan hayatı geçici değildir.

İnsan sağlığı hiçbir zaman ‘şimdilik böyle idare edilsin’ denilecek bir konu olamaz.

İşte tam da bu nedenle Güllük’te geçici olarak hizmet veren sağlık ocağının bulunduğu yer, yalnızca hizmet verilen bir bina olarak değil; ulaşım, güvenlik ve erişilebilirlik açısından da yeniden değerlendirilmelidir.

Çünkü bugün kullanılan güzergâh; dar yolları, dik yokuşları, yüksek eğimli merdivenleri, bakımsız çevresi, çalılıkları, uyarı levhalarının eksikliği ve güvenli yaya ulaşımının olmayışıyla kamusal bir sağlık hizmetine yakışmamaktadır.

Oysa çözüm imkânsız değildir.

Sağlık ocağı, geçici de olsa insanların kolaylıkla ulaşabileceği daha merkezi ve güvenli bir noktaya taşınabilir.

Bu mümkün olmuyorsa;

* güvenli yürüyüş yolları oluşturulabilir,

* tehlikeli alanlar kapatılabilir,

* yönlendirme ve uyarı levhaları yerleştirilebilir,

* çevre düzenlemesi yapılabilir,

* yaşlı ve engelli vatandaşların erişimini kolaylaştıracak önlemler alınabilir.

Bunlar lütuf değildir.

Bunlar, vatandaşın en temel hakkıdır.

Ne yazık ki geçtiğimiz hafta ailemiz, bu eksikliklerin gölgesinde çok büyük bir acı yaşadı.

Raporlu ilaçlarını yazdırmak için sağlık ocağına giden çok kıymetli teyzemiz, dönüş yolunda yaşadığı sağlık problemi nedeniyle yönünü kaybetti.

Saatler süren arayışın sonunda kendisini çalıların, dikenlerin ve otların arasında, kavurucu sıcağın altında yaşam mücadelesi verirken bulduk.

Bu süreçte büyük bir özveriyle çalışan Jandarma personelimize, 112 Acil Sağlık ekiplerimize, ilk müdahaleyi yapan sağlık çalışanlarına, hastanede onu yaşatabilmek için son ana kadar mücadele eden tüm sağlık personeline, arama çalışmalarına katılan aile bireylerimize, komşularımıza ve destek veren herkese minnettarız.

Ancak bütün bu emekler, ne yazık ki sevdiğimiz teyzemizi geri getirmeye yetmedi.

Biz bugün kimseyi suçlamıyoruz.

Ama şu soruyu da sormaktan vazgeçmiyoruz:

İnsan hayatını ilgilendiren bir konuda, daha güvenli ve daha erişilebilir bir çözüm varken neden en zor olan tercih edildi?

Belki kader değişmeyecekti.

Bunu hiç kimse bilemez.

Ancak insanların sağlık hizmetine ulaşırken böylesine güç koşullarla karşılaşmaması gerektiğini hepimiz biliyoruz.

Bu nedenle beklentimiz çok nettir.

Güllük halkına hizmet veren sağlık ocağının geçici yerleşimi yeniden değerlendirilmeli; mümkün olan en kısa sürede daha merkezi, daha güvenli ve herkesin rahatlıkla ulaşabileceği bir noktaya taşınmalıdır.

Bu gerçekleşene kadar da mevcut güzergâhta insan güvenliğini sağlayacak bütün tedbirler eksiksiz alınmalıdır.

Çünkü sağlık hizmeti yalnızca verilen bir hizmet değildir.

O hizmete güvenle ulaşabilmek de sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Biz artık teyzemizi geri getiremeyiz.

Ama eğer bu acı, başka bir insanın aynı kaderi yaşamamasına vesile olursa; işte o zaman onun hatırasına karşı en büyük sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz.

‘Bir sağlık ocağı, insanların sağlıklarını korumak için vardır; oraya ulaşmaya çalışırken sağlıklarını ya da hayatlarını riske atmaları için değil.’ “

İlla bir canın yitirilmesi mi gerekiyordu?