Gülçin Erşen

Hak

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kültürümüzde, dilimizde, Türkçemizde çok boyutlu, derin anlamlı bir sözcük HAK. Yapay zeka bilgisi şöyle tanımlıyor: “Hak”, hukuk düzenince korunan ve bireylere tanınan, sahibine bu korumadan yararlanma yetkisi veren menfaatler bütünüdür. Anayasa ve yasalarla güvence altına alınır; düşünce özgürlüğü, mülkiyet, eğitim ve adil yargılanma gibi temel kavramları içerir… Hak kavramı aynı zamanda felsefi, ahlaki veya dini bağlamlarda adalet, doğruluk, gerçeklik ve bir kişiye ait olan pay anlamına da gelir. “Hak” sözcüğü; Yaratıcı’yı (Cenab-ı Hakk’ı) temsil eder…

Öyleyse; “Haksızlık yapmak, Yaratıcı’yı (Tanrıyı, Allah’ı, Cenasb-ı Hakk’ı) yok saymaktır; onun buyruklarını çiğnemektir” Diyebilir miyiz? Bence diyebiliriz.

Özellikle Alevilerce kullanılan “Hak razı olsun”, “Allah razı olsun” sözüyle aynı anlamdadır. “Halka hizmet Hakk’a hizmettir” hizmettir denilerek, halkın iyiliği, yararı için çalışmak kutsanır. Hz. Ali’nin çok sevdiğim sözündeki gibi; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

İşte hak ve haksızlık yapmamak, dilimize yansıdığı gibi; kültürümüzde çok önemsenen; inancın, vicdanlı, namuslu ve iyi insan (Aslında başlı başına İNSAN) olmak çabasının göstergesi sayılan kavramlardır. Ayrıca, “Hukuk” Arapça kökenli bir sözcük olup, “Hak” sözcüğünün çoğuludur ve anlamı “Haklar” demektir.

Günümüzde, gerek İslam ülkelerinin genelini düşündüğümüzde, gerekse Türkiye’mizde, “Hak” sözcüğünün, Tanrısal, kutsal, hukuksal, toplumsal, kültürel anlamlarına uygun, yakışır yaşandığını söyleyebilir miyiz? Yanıt aşağıdaki paragrafta:

“Hak yolundan ayrılmak”, kişinin manevi (tinsel), ahlaki veya dini öğretilerce doğru, adil ve hakkaniyetli sayılan yönü terk etmesi anlamına gelir. İslam inancında ve tasavvufi düşüncede bu durum; nefse uymak, kibre kapılmak veya Allah’ın emirlerinden sapmak gibi sebeplerle açıklanır. Dinsel ve kültürel bağlamda; iman ve ibadetten uzaklaşmak; inanç esaslarını göz ardı etmek, küfre/şirke düşmek ya da “Ahlaki yozlaşma”; doğruluk, dürüstlük, adalet ve merhamet gibi erdemleri bırakıp, zulme, yalana veya haksızlığa yönelmek diye tanımlanıyor.

“Hızır yoldaşımız olsun”

Hak yolundan ayrılmayan, haksızlığa karşı duran, hakkını ve haklıyı savunan kişilerin işi gittikçe zorlaşıyor. Aslında, onlar hem haklılıklarından hem “Hakk”tan güç alıyorlar. Onlar ve kendim için, benim açımdan tinsel (Ruhsal) anlamı çok eskiye ve derine uzanan, ezoterik (İçrek / Gizli) öğretide Todd, Hermes ve Zülkarneyn ile ilişkilendirilen Hızır Aleyisselam’ı içeren duayı ederim: “Hızır yoldaşın olsun.” Bu deyimin ve duanın anlamı şöyle özetlenebilir: “Zorluklarında Allah’ın izniyle Hızır Peygamber sana yardım etsin, yolunu açsın, seni darda bırakmasın.” Uğurlu ve korunaklı bir yolculuk geçirilmesi temennisini de içerir. Başta Anadolu, Orta Asya ve Balkanlar olmak üzere, Türk, İslam, Alevi-Bektaşi inançlarında önemli bir yeri vardır. Özellikle Alevi kültüründe sıklıkla kullanılan çok içten ve tinsel değeri yüksek bir duadır. Birine veda ederken, yolculuğa çıkarken, zor bir işe başlarken ya da birinin sıkıntısı öğrenildiğinde, destek ve manevi güç vermek amacıyla söylenir.

Yazımı, internette araştırma yaparken okuduğum bir yazının içeriğinde görüp beğendiğim; Prof. Caner Işık’ın şiirini paylaşarak sonlandırayım.

HIZIRNAME

Hızır nedir, kimdir diye sorana

Hem insan hem resul hem melek deriz

Hangi halde ve nerede diyene

Yerlerde, göklerde, sularda deriz

 

Ölümsüzlük yükü onun sırtında

Karşılıksız verme marifetinde

Her daim hakkın doğru ipinde

Tuttuğun, çektiğin, bulduğun deriz

 

Hakka doğru olan canları gözler

Masumlar içinde hak eden seçer

Cemalin gösterip icazet eder

Nasibin, nikmetin, hakkındır deriz

 

Bil yeryüzü müfettişin Hızır’dır

Hak edene andığında hazırdır

Velayet babındaki baş nazırdır

Gerçektir, İlya’dır, Ali’dir deriz

 

Adem hata yaptı cennetten düştü

Hızır insanken cennete ulaştı

Vazifesin bilip yer, gök uğraştı

Saklanan, görünen, yaratan deriz.

 

Hıdır atadır Göktanrı dilinde

Mısır’da Hermes İdris namında

Hızır salih kuldur Kuran içinde

Melektir, insandır, bilgedir deriz

 

Musa Salih kulun emrine girdi

İsa çarmıhında Eli çağırdı

Muhammed’in daim göz ucundaydı

Babadır, derviştir, velidir deriz

 

Ledün diye körler kitap yazarlar

Alfabeyi bilmez masal sunarlar

Hızır’dan nasibin sorsan susarlar

Verendir, bulandır, görendir deriz

 

İkrarsız olana Hızır görünmez

İkrarı olmayan ikrar alamaz

Gerçeğe biatın etmeyen onmaz

Taliptir, rehberdir, gerçektir deriz

 

Masum ol ki Hızır yanında olsun

Çağırdığın anda himmetin versin

Hakkın emri sağlam duranda kalsın

Masumdur, mazlumdur, durudur deriz

 

Ruha inanmayan Hızır göremez

Görse bile gördüğünü bilemez

Efsane sözlerle menzil alınmaz

Dardadır, yoldadır, haldedir deriz

 

Erkanlar boşadır Hızır hat(ı)rında

Hatır yok bilinsin onun katında

Zahiri yol süren keyf makamında

Batındır, kayyumdur, alimdir deriz

 

Ya Hızır diyenler kendin yoklasın

Hak olana tabi gerçek arasın

Bulduğunda Hak ipinden kopmasın

Nefestir, şifadır, nurdandır deriz

 

Hızır’ı görmeyen kördür bilmeli

Görmeyen Hızır’dan söz dememeli

Görev hatırına yakarmamalı

Duyandır, görendir, gelendir deriz

 

Her gün gelir Hızır, insan göremez

Çünkü ruhtan kopmuş öze inanmaz

Hak olanı tutan asla yorulmaz

Hazırla, nazırla, keremle deriz

 

Batına gidene rehberdir

Hızır Adalet içinde noktadır

Hızır Dar gününde daim kurtaran

Hızır Velidir, adildir, fetadır deriz

 

Türbesi makamdır kullarla yürür

Er olan açıp da nikabın görür

Hızır makamının hikmetin bilir

Sultandır, olandır, kurandır deriz

 

Hızır bir kapıdır veli yolunda

O kapı açılır farklı donlarda

Hızır’da bağlıdır bir üst makamda

Rahman’dan , Rahim’den, Allah’tan deriz

 

IŞIK oldum Hızır emrinden paklı

Yaşadığım haller gönlümde saklı

Bilen bilir, bilmeyenler de haklı

Yarendir, yoldaştır, haldeştir deriz

Hak
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter