Kültürümüzde, dilimizde, Türkçemizde çok boyutlu, derin anlamlı bir sözcük HAK. Yapay zeka bilgisi şöyle tanımlıyor: “Hak”, hukuk düzenince korunan ve bireylere tanınan, sahibine bu korumadan yararlanma yetkisi veren menfaatler bütünüdür. Anayasa ve yasalarla güvence altına alınır; düşünce özgürlüğü, mülkiyet, eğitim ve adil yargılanma gibi temel kavramları içerir… Hak kavramı aynı zamanda felsefi, ahlaki veya dini bağlamlarda adalet, doğruluk, gerçeklik ve bir kişiye ait olan pay anlamına da gelir. “Hak” sözcüğü; Yaratıcı’yı (Cenab-ı Hakk’ı) temsil eder…
Öyleyse; “Haksızlık yapmak, Yaratıcı’yı (Tanrıyı, Allah’ı, Cenasb-ı Hakk’ı) yok saymaktır; onun buyruklarını çiğnemektir” Diyebilir miyiz? Bence diyebiliriz.
Özellikle Alevilerce kullanılan “Hak razı olsun”, “Allah razı olsun” sözüyle aynı anlamdadır. “Halka hizmet Hakk’a hizmettir” hizmettir denilerek, halkın iyiliği, yararı için çalışmak kutsanır. Hz. Ali’nin çok sevdiğim sözündeki gibi; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”
İşte hak ve haksızlık yapmamak, dilimize yansıdığı gibi; kültürümüzde çok önemsenen; inancın, vicdanlı, namuslu ve iyi insan (Aslında başlı başına İNSAN) olmak çabasının göstergesi sayılan kavramlardır. Ayrıca, “Hukuk” Arapça kökenli bir sözcük olup, “Hak” sözcüğünün çoğuludur ve anlamı “Haklar” demektir.
Günümüzde, gerek İslam ülkelerinin genelini düşündüğümüzde, gerekse Türkiye’mizde, “Hak” sözcüğünün, Tanrısal, kutsal, hukuksal, toplumsal, kültürel anlamlarına uygun, yakışır yaşandığını söyleyebilir miyiz? Yanıt aşağıdaki paragrafta:
“Hak yolundan ayrılmak”, kişinin manevi (tinsel), ahlaki veya dini öğretilerce doğru, adil ve hakkaniyetli sayılan yönü terk etmesi anlamına gelir. İslam inancında ve tasavvufi düşüncede bu durum; nefse uymak, kibre kapılmak veya Allah’ın emirlerinden sapmak gibi sebeplerle açıklanır. Dinsel ve kültürel bağlamda; iman ve ibadetten uzaklaşmak; inanç esaslarını göz ardı etmek, küfre/şirke düşmek ya da “Ahlaki yozlaşma”; doğruluk, dürüstlük, adalet ve merhamet gibi erdemleri bırakıp, zulme, yalana veya haksızlığa yönelmek diye tanımlanıyor.
“Hızır yoldaşımız olsun”
Hak yolundan ayrılmayan, haksızlığa karşı duran, hakkını ve haklıyı savunan kişilerin işi gittikçe zorlaşıyor. Aslında, onlar hem haklılıklarından hem “Hakk”tan güç alıyorlar. Onlar ve kendim için, benim açımdan tinsel (Ruhsal) anlamı çok eskiye ve derine uzanan, ezoterik (İçrek / Gizli) öğretide Todd, Hermes ve Zülkarneyn ile ilişkilendirilen Hızır Aleyisselam’ı içeren duayı ederim: “Hızır yoldaşın olsun.” Bu deyimin ve duanın anlamı şöyle özetlenebilir: “Zorluklarında Allah’ın izniyle Hızır Peygamber sana yardım etsin, yolunu açsın, seni darda bırakmasın.” Uğurlu ve korunaklı bir yolculuk geçirilmesi temennisini de içerir. Başta Anadolu, Orta Asya ve Balkanlar olmak üzere, Türk, İslam, Alevi-Bektaşi inançlarında önemli bir yeri vardır. Özellikle Alevi kültüründe sıklıkla kullanılan çok içten ve tinsel değeri yüksek bir duadır. Birine veda ederken, yolculuğa çıkarken, zor bir işe başlarken ya da birinin sıkıntısı öğrenildiğinde, destek ve manevi güç vermek amacıyla söylenir.
Yazımı, internette araştırma yaparken okuduğum bir yazının içeriğinde görüp beğendiğim; Prof. Caner Işık’ın şiirini paylaşarak sonlandırayım.
HIZIRNAME
Hızır nedir, kimdir diye sorana
Hem insan hem resul hem melek deriz
Hangi halde ve nerede diyene
Yerlerde, göklerde, sularda deriz
Ölümsüzlük yükü onun sırtında
Karşılıksız verme marifetinde
Her daim hakkın doğru ipinde
Tuttuğun, çektiğin, bulduğun deriz
Hakka doğru olan canları gözler
Masumlar içinde hak eden seçer
Cemalin gösterip icazet eder
Nasibin, nikmetin, hakkındır deriz
Bil yeryüzü müfettişin Hızır’dır
Hak edene andığında hazırdır
Velayet babındaki baş nazırdır
Gerçektir, İlya’dır, Ali’dir deriz
Adem hata yaptı cennetten düştü
Hızır insanken cennete ulaştı
Vazifesin bilip yer, gök uğraştı
Saklanan, görünen, yaratan deriz.
Hıdır atadır Göktanrı dilinde
Mısır’da Hermes İdris namında
Hızır salih kuldur Kuran içinde
Melektir, insandır, bilgedir deriz
Musa Salih kulun emrine girdi
İsa çarmıhında Eli çağırdı
Muhammed’in daim göz ucundaydı
Babadır, derviştir, velidir deriz
Ledün diye körler kitap yazarlar
Alfabeyi bilmez masal sunarlar
Hızır’dan nasibin sorsan susarlar
Verendir, bulandır, görendir deriz
İkrarsız olana Hızır görünmez
İkrarı olmayan ikrar alamaz
Gerçeğe biatın etmeyen onmaz
Taliptir, rehberdir, gerçektir deriz
Masum ol ki Hızır yanında olsun
Çağırdığın anda himmetin versin
Hakkın emri sağlam duranda kalsın
Masumdur, mazlumdur, durudur deriz
Ruha inanmayan Hızır göremez
Görse bile gördüğünü bilemez
Efsane sözlerle menzil alınmaz
Dardadır, yoldadır, haldedir deriz
Erkanlar boşadır Hızır hat(ı)rında
Hatır yok bilinsin onun katında
Zahiri yol süren keyf makamında
Batındır, kayyumdur, alimdir deriz
Ya Hızır diyenler kendin yoklasın
Hak olana tabi gerçek arasın
Bulduğunda Hak ipinden kopmasın
Nefestir, şifadır, nurdandır deriz
Hızır’ı görmeyen kördür bilmeli
Görmeyen Hızır’dan söz dememeli
Görev hatırına yakarmamalı
Duyandır, görendir, gelendir deriz
Her gün gelir Hızır, insan göremez
Çünkü ruhtan kopmuş öze inanmaz
Hak olanı tutan asla yorulmaz
Hazırla, nazırla, keremle deriz
Batına gidene rehberdir
Hızır Adalet içinde noktadır
Hızır Dar gününde daim kurtaran
Hızır Velidir, adildir, fetadır deriz
Türbesi makamdır kullarla yürür
Er olan açıp da nikabın görür
Hızır makamının hikmetin bilir
Sultandır, olandır, kurandır deriz
Hızır bir kapıdır veli yolunda
O kapı açılır farklı donlarda
Hızır’da bağlıdır bir üst makamda
Rahman’dan , Rahim’den, Allah’tan deriz
IŞIK oldum Hızır emrinden paklı
Yaşadığım haller gönlümde saklı
Bilen bilir, bilmeyenler de haklı
Yarendir, yoldaştır, haldeştir deriz

