Cennet Güllük’ü cehenneme çevirdiler!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Yaklaşık 4 gündür susuzluk çekilen Güllük’te, sular akşamüstü gelecek, arıza giderildi, depoların dolması bekleniyor, dendiği halde, sular akmadığından ve evde tuvalete dökecek su bile kalmadığı için, çarşıya indim. Bir yerde yemek yedim, oranın tuvaletini kullanıp, ellerimi yıkadım hiç değilse… (Gece 22.00 gibi peyderpey sular gelmeye başladı. Gece yarısı itibariyle evimde hâlâ su yok!)

Diğer yandan, epeydir akşam saatlerinde Güllük merkeze, çarşıya inmediğimi fark ettim. Esnafın ve beni teknesine davet edip, söyleştiğim arkadaşımın şikayetlerini dile getiren bir yazı ya da haber yazayım dedim.

Sebebi elektrik tasarrufu mu

Gerçekten onların söylediği gibi; çay bahçesinin bulunduğu yerden başlayarak, deniz kıyısı boyunca sokak lambalarından hiçbirinin yanmadığını fark ettim. Deniz kıyısındaki işletmelerin ışıkları, aydınlatmaları olmasa, ortalık zifiri karanlık… O sevilen kıyı şeridinde yürüyüşe çıkmış pek çok kişi karanlıkta birbirini net göremiyor; tanıdıklar son anda fark edip selamlaşıyor… Ama, vakıf arazilerini işgal eden müteahhitlerin işletmelerinin hizasına gelindiğinde, her ne hikmetse, sokak lambalarının yanmakta olduğunu fark ettim. Vergisini ödeyen yurttaşlar ve diğer esnaf, yeterince itibarlı değil mi Niye onların güzergahındaki sokak lambaları yanmıyor Daha önce kimse bu durumu Aydem’e, yetkililere bildirdi mi bilmiyorum, ama en azından zabıtanın dikkatini çekmeliydi.

Kirletmemek önemli de…

Zabıtanın dikkat etmesi gereken başka konular da var. Pandemi döneminde deniz kıyısında yürüyen, birkaç metreden daha yakın duran kişilere, hatta şezlongların arası 2 metre değilse müdahale eden zabıta, şu sıralar ne işe yarıyor merak ediyorum. Güllük’te yürüyüşe çıktığımızda, hem deniz kıyısı boyunca hem de yokuş aralarında ve merdivenlerde  çöp denilebilecek her türlü atığı görüyoruz ve bunlar haftalarca bulundukları yerden alınmıyorlar. Zabıta bu durumları temizlik işçilerine haber verebilir; çevreyi kirletenlere, şezlong, bank gibi kamu mallarına, çevreye zarar verenlere müdahale edebilir, ceza kesebilir.

Yıllar sonra ilk kez bugün Orjan iskelesinden denize girdim ve (hayret nasıl akıyorsa) oradaki duştan faydalandım; ama, soyunma kabininin tuvalet gibi kullanıldığını görüp, tiksinti ile mayomu değiştirebildim. Kabinin kapısını tutmaya bile iğrendim.

Bizler, çevreyi kirletenleri ve başkalarına rahatsızlık verenleri uyarıyoruz. Çoğu kez de karşı taraftan tepki görüyoruz ya da umursanmıyoruz. Yüzerken denizden naylon torba, gıda ambalajı, strafor, çuval; karada dolaşırken meşrubat kutusu, pet ve cam şişe toplayıp, çöpe attığım çok oluyor. Mecbur muyum!

Yetkililer ve görevliler, gerekli uyarıyı yapsalar, yasal yaptırımlar uygulansa, bencil, görgüsüz, kaba, pis kimseler, biraz düzelir belki.

Böyle daha mı dindar olunur

Epeydir yazmayı unuttuğum başka bir mesele de; yıllardır duyurularını doğru düzgün işitemediğimiz yetersiz belediye hoparlörleri ile kıyaslandığında son derece net ve yüksek sesle duyulan cami hoparlörlerinden yükselen ezan sesinin insana huşu mu verdiği yoksa, yerinden mi sıçrattığı sorusu. Yıllar önce İzmir’de, oğlum bebekken, açık pencereden gelen sabah ezanının gürültü sayılabilecek sesiyle, oğlumun ağlayarak uyanması yüzünden, cam açık yatamaz olmuştum. O dönemde bu durumu müftülüğe de şikayet etmiştim; İzmir’deki bütün camilerin aynı merkezden yayımlanan ezan sesini hoparlörden dinlettiğini söylediler. Demek ki bazıları fazla açıyor sesi…

Ben çocukken çıplak sesle okunan ezan, gerçekten içime huşu verirdi. Yıllardır cızırtılı hoparlörlerden son derece yüksek tonda duyulan ezanın aynı etkiyi yaptığını söyleyemem. Hatta Güllük’te yeni caminin yakınından geçiyorsam, sıçramama bile neden oluyor. Herkesin çalar saati olduğu, namaz vaktini anında internetten öğrenebildiği bir dönemde, bu kadar yüksek ve metalik sesle duyurulması, daha çok insanı mı namaza çekecek, bizleri daha inançlı hale mi getirecek Madem daha iyi çalışıyor; önemli duyurular, belediye hoparlörü yerine camiden yapılsın; belediyenin duyurularını çoğumuz algılayamıyoruz.

Cennet Güllük’ü cehenneme çevirdiler!