Safahatta Halk Kültürü

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Geçen makalenin devamı

“İtiraf” şiirinde (s.189); geçen ömrü tasvir etmektedir.

Küfe yok. Kahve? Hayır. Hasta? Değil. Hangisi ya?

Üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder!

Safahat’ın dördüncü kitabında “Fatih Kürsüsünde” başlığı altında topladığı şiirlerinden iki arkadaş Fâtih yolunda şiirinde (s.274) görüşlerini aktarırken halk kültürü unsurlarından da yararlanmaktadır.

Bugün ne maskara olmuşsa milletin kılığı

Lisan da öyle olur!

-Anlamam inatçılığı…

Vaiz kürsüde adı altında yazdığı bölümde (s.293);

Nedir şu bir sürü fenler, nedir bu san’atler?

Nedir bu ilme tecelli eden hakikatler?

Milletin halini tarif ederken, anlatım bütünlüğü ve akıcılığı ile halk yaşantısı örneklerle izah edilmektedir.

Zavallı köylüye, ilkin, epeyce sövmüşler;

İşitmemiş…Bu sefer odunla dövmüşler.

Birer davul kadar olmuş da budlarındaki şiş.

“Davul çalınmada, zannım, aşağıdaki evde!” demiş.

İnince, derken, odunlar budur, deyip beyni,

“Davul bizim eve gelmiş” demiş sonunda, hani?

Bizim de hâlimiz aynıyle köylünün hâli! (s.322)

Şiirde Halk çalgılarımızdan davul anlatımda yerini almıştır.

Safahat’ın “Hatıralar” başlığı altında toplanan beşinci kitabında “Meâl-i Celîli” adlı şiirinde (s.347); “Kim Müslümanların derdini kendine mâl etmezse onlardan değildir.” Hadis-i şerîfiyle  başlayan şiirinde;

Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş mektebi,

Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.

Lâkin aşk olsun ki aldırmaz da otlarmış eşek,

Sanki tavşanmış gelen, yâhud kılıksız köstebek!

Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı…

Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı!..

kıssadan hisse şeklinde anlatılmaktadır.

Altıncı Safahat kitabında Asım’a yazdığı şiirde (s.422)  pek çok konu işlenmiştir. Halk kültürü ürünlerinden halk çalgıları, giysileri, mutfak gereçleri konu edilerek yapılan anlatımlar, Âsım’a verilen en büyük ve en güzel nasihatlerdir.

(Devamı var)

Safahatta Halk Kültürü