Safahatta Halk Kültürü

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Millî kültürün büyük bir manzume teşkil ettiğini ifade eden Akif, bunları Dil-Din-Örf ve adetler-Dünya görüşü-Sanat-Tarih olarak belirtir (s.24). Tüm bunların millet fertlerinin ortak kardeş bağları olduğunu farkına varmanın da millî şuur dendiğini ortaya koyar. Prof.Dr. Muharrem Ergin Türk Edebiyatı dergisi 146. Sayısında (Kayn:3) özetle şunları yazmaktadır. “..Safahat yedi kitaptan oluşmasına rağmen, topluca bakıldığında üç grupta toplanmakta ve birinci gruptaki şiirlerinin destan  karakterinde olduğu ve ekseriyetini teşkil ettiğini belirtmektedir. Bu şiirleriyle sosyal tabloyu ortaya koymaktadır. İkinci gruptaki lirik şiirlerini destansı duygularla yazdığını, üçüncü gruptaki millî şiirlerinin (Çanakkale şehitleri- İstiklal marşı gibi) yazıldığı grubun oluşturduğu” ifade edilmektedir. Prof. Dr. Ergin açıklamalarında Safahat’taki en önemli hususların dil-aruz ve şeffaflığın, berraklığın olduğudur (s.28).

Akif’in şiirlerinde aşk yoktur. Türk şiirinde kullanılan aşk motifi Mehmet Akif Ersoy’da bulunmamaktadır. Döneminde Akif toplumun dertlerini, sevinçlerini, felaketlerini, ümitlerini dile getirmiştir. Safahat baştan sona millî isyanlarla doludur. Hatta uğranılan felaketler karşısında bu isyanı (s.28);

Yetmez mi musap olduğumuz bunca devâhi,

Ağzım kurusun, yok musun ey adl-i ilâhi?

Millî ve tarihi bir abide olan istiklal marşı’da Türk Millî kültürünün, Türk milletinin eseridir.

Safahat’ın birinci kitabında “meyhâne” adlı şiir’de (s.65) geniş bir perspektiften anlatım yapılır. Bir bölümünde;

Çöker bir dûd-i mâtem titreyen kandî-i târından:

Sönüp gitmiş ocaklar yükselir gûyâ gubârından!

…………………………….

Dikildi karşıma bir han kılıklı meyhâne;

Basık tavanlı, karanlık, sefil bir dükkân;

İçinde bir masa, yâhud civar tabutluktan

Atılma çok ölü görmüş acıklı bir teneşir!

Yanında hurdası çıkmış bir eski püskü sedir.

Sakat, bacaksız on onbeş hasırlı iskemle,

Kırık dökük şişeler, bir de çinko tepsiyle

Beş on kadeh, iki üç testi…Sonra tezgâhlık

Eden yan üstüne devrilme kirli bir sandık.

Sönük sönük yanıyor rafta isli bir lamba…

Önünde küme: Fes, takke, hırka, salta, aba.

Mehmet Akif halk kültürünü o kadar özümsemiş ki, meyhaneye baktığında oranın fotoğrafını bütün çıplaklığı ile şiirinde anlatabiliyor. Yorgun düşmüş bir milletin en sefil mekânında bile halk kültürü unsurlarından yararlanarak millî isyanı, titizlikle, usta bir dil akıcılığıyla işliyor.

(Devamı var)

Safahatta Halk Kültürü