Türkiye’de sigortacılık; olası risklere karşı kişi ve kurumların maddi kayıplarını güvence altına alma için kurulan temel bir finans sektörüdür. Sektör, Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı SEDDK tarafından denetlenmekte olup; hayat, sağlık, trafik ve yangın gibi geniş yelpazede hizmet sunmaktadır.
Bu denetimlere rağmen sigorta işlemlerinde birçok yanlış uygulamalar vardır. Öncelikle, staj hizmetlerini yapan meslek öğrencilerimizin sigortaları yapılmamaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda sigortacılık, 1870’teki büyük Beyoğlu yangını sonrası yabancı şirketlerin acente açmasıyla başlamıştır. Cumhuriyet döneminde yerlileşme adımları, 1925’te Türkiye İş Bankası öncülüğünde kurulan Anadolu Sigorta ile atılmış; bu süreç Millî Reasürans ve diğer ulusal kurumların kuruluşuyla ivme kazanmıştır.
Temel Sigorta Türleri, Türkiye’deki sigorta sistemi temel olarak iki ana kategoriye ayrılır. Hayat Sigortaları, Bireysel emeklilik, hayat ve ferdi kaza sigortalarını kapsar. Birikim yapma ve olası vefat ya da sakatlık durumlarında finansal destek sağlama amacı taşır.
Hayat Dışı (Elementer) Sigortalar ise Zorunlu Deprem Sigortası (DASK), Zorunlu Trafik Sigortası, Kasko ve Konut Sigortası gibi günlük hayatı ve mal varlıklarını koruyan poliçeler bu sınıftadır.
Sektörel Düzenleme ve İşleyiş, Ülkemizde sigortacılık faaliyetleri, teknik ve idari açıdan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından düzenlenir.
Sektörün çatı meslek örgütü ise Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğidir. Sigorta satışı, poliçe üretimi ve hasar süreçleri sigorta şirketleri, brokerler ve acenteler aracılığıyla yürütülür.
Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında meydana gelen yangınlar ve bunların sonucunda uğranılan büyük hasarlar, sigorta hakkındaki olumsuz düşünceler üzerinde az da olsa etkili oldu ve Türkiye’de sigortacılığın miladı oldu.
1870 yılında Beyoğlu’nda meydana gelen büyük bir yangın sigortacılığa ilgiyi artırdı. Beyoğlu, kentin Avrupa finans kapitali ile ilişkide bulunduğu bir finans merkezi idi. Sakinlerinin önemli bir bölümünü gayrimüslimler, Levantenler ve Osmanlı Devleti’nde ikamet eden yabancılar oluşturuyordu. Yaşam biçimi ve tüketim alışkanlıkları ile değişimin simgesi ve merkezi sayılıyordu. Bu nedenle İstanbul’da sermaye birikiminin kalbi olan Beyoğlu’nun yanması, doğal olarak sigortalanma düşüncesini beraberinde getirdi.
1872 yılında üç İngiliz sigorta şirketi,“Sun”, ”Northern” ve “North British” Türkiye’de acente olarak sigortacılığa başladı, bunları Fransız ve Almanlar izledi.1890 yılında, Türkiye’de bu tarzda faaliyet gösteren acentelerin sayısı 15’e çıktı.
Bu acenteler poliçeleri kendi ülkelerindeki kanunlara tabi olarak, kendi dillerinde düzenliyordu, ihtilaf hâlinde ülkelerindeki mahkemelere başvurmak gerekiyordu ve toplanan primler yurtdışına çıkarılıyordu.1893 senesinde Osmanlı Bankası tarafından “Osmanlı” adıyla bir sigorta şirketi kuruldu ve bu yeni Osmanlı şirketiyle birlikte 43 tanesi tamamen yabancı toplam 44 şirket, 1900 yılında bir yangın tarifesi uygulamaya karar verdi.
1914 yılında Türkiye’deki yabancı sigorta şirketlerini tescile ve teminat göstermeye mecbur eden bir kanun çıkarıldı.1916 yılında ise ülkemizde faaliyet gösteren yabancı sigorta şirketi sayısı 80 kadardı.
1918’de ilk defa Türk kanunlarına göre “İttihadı Millî” sigorta şirketi kuruldu. Sigortacılığımızdaki asıl yerlileşme, 1925 yılında İş Bankası tarafından Anadolu Sigorta Şirketi‘nin kurulması ile başladı.
1927 yılında, 1149 ve 1173 sayılı Sigorta Şirketlerinin Teftiş ve Murakabesi ile ilgili kanunlar çıkarıldı. Sigorta faaliyetlerini yönetmek ve yurt dışına çıkan primlerin bir bölümünün yurt içinde kalmasını sağlamak için 1160 sayılı “Mükerrer Sigorta Hakkındaki Kanun” yürürlüğe girdi.1160 sayılı Kanun’daki görevlerle ilgili olarak 1929 yılında yine İş Bankasının katkıları ile Millî Reasürans kuruldu.
Daha sonra sırasıyla 1935 yılında Güven Sigorta, 1936’da Ankara Sigorta ve ilk özel sermayeli şirket olarak Doğan Sigorta kuruldu. Yine 1955’te Şeker Sigorta, 1957’de Güneş Sigorta, 1958’de Ray Sigorta, 1959’da Cihan Sigorta ve 1960 yılında da Başak Sigorta sigortacılık faaliyetlerine başladı.1939 yılında sigorta şirketleri, Ticaret Bakanlığına bağlandı. Sigorta sektörünü ciddi bir biçimde ele alan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu ise 1959 yılında yürürlüğe girdi.
1987 yılında yürürlüğe giren 3379 sayılı Yasa ile 7397 sayılı Yasa’da, yasal alandaki boşlukları doldurmak, sigorta şirketlerini mali yönden geliştirmek ve sigorta aracılarının durumunu yeniden düzenlemek amacıyla önemli ve köklü değişikler yapıldı. Bu kanun, sigorta ile ilgili organlar ve faaliyetlerini düzenleyen yönetmelikler çıkarılmasını öngörüyordu.
Sigorta şirketleri, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlanarak mali yapının bir parçası olarak kabul edildiler. 1 Mayıs 1990 tarihinden itibaren kaza sigortaları (zorunlu sigortalar hariç), mühendislik sigortaları ile zirai sigortalarda, 1 Ekim 1990 tarihinden itibaren de yangın ve nakliyat sigortalarında da serbest tarife sistemine geçildi.1 Ocak 1995 tarihinden itibaren sigorta primlerinin tahsili sorununa çözüm getirilmesi amacıyla primlerin acente cari hesapları üzerinden takibi sistemi yürürlükten kaldırılarak poliçe bazında takip sistemi uygulamaya konuldu.
2000 yılında, 1999 depremlerini takiben meskenler için zorunlu hâle getirilmiş bulunan deprem sigortalarını yürütmek üzere tesis edilen Doğal Afet Sigortaları Kurumu (kısaca DASK) havuzu tesis edilerek yönetimi beş yıllık bir süre ile bu konuda deneyimli Millî Reasürans‘a verildi.28 Mart 2001 tarihinde kabul edilen “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu” ile kurulan bireysel emeklilik sistemi 27 Ekim 2003 yılında faaliyete geçti.
14 Haziran 2007 tarihli, 26552 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu yürürlüğe girdi.
Yurdumuzda sigortacılık sadece gelir elde edebilmek için kurulmuş olan ticari faaliyettir.

