Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Vahşet (!)

featured

Vahşet; acımasızlık, şiddet, dehşet ve kan donduran zalimce eylemleri ifade eder. Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre temel anlamı yabani veya vahşi olma durumudur.

Günlük hayatta ise insanlık dışı, korkunç ve gaddarca yapılan saldırı veya katliamları tanımlamak için kullanılır.

Özellikle, kadınlarımıza yapılan saldırılar tam bir vahşettir.

“Her 15 saniyede bir kadın dövülmekte ve her yıl 700,000 kadın tecavüze uğramaktadır. İstisnasız bir biçimde, kadınların en fazla şiddete maruz kalma riski yabancı tehlike’den değil, tanıdıkları erkeklerden, sıklıkla erkek aile bireyleri veya kocalarından gelmektedir.”

“İstisnasız bir biçimde, kadınların en fazla şiddete maruz kalma riski ‘yabancı tehlike’den değil, tanıdıkları erkeklerden, sıklıkla erkek aile bireyleri veya kocalarından gelmektedir… Çarpıcı olan bu sorunun dünya çapında gösterdiği benzerlikti .”

Uluslararası Af Örgütü’nün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yayınlanmak üzere sunduğu rapor, “ev içi şiddet”i saptamanın da ötesinde bir önemli uyarı getiriyor: “Geçmişte, evde kadına yönelik şiddet medeni ve siyasi haklarla ilgili bir şey değil, özel bir konu olarak algılanmaktaydı. Bugün, uluslararası topluluk, kadınlara yönelik şiddeti devlet sorumluluğunu kapsayan bir insan hakları konusu olarak açıkça kabul etmektedir.”

Türkiye’de kadına yönelik vahşet ve şiddet olayları; fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel boyutlarıyla kronikleşmiş bir toplumsal sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Resmi ve sivil toplum kuruluşlarının verileri, şiddet vakalarının ve kadın cinayetlerinin her yıl ağır bir bilanço oluşturduğunu göstermektedir

İslamiyet’te ise, kadınlara kötü davranılması, şiddet uygulanması, onların haklarının gasp edilmesi veya haksızlığa uğratılması kesinlikle yasaktır (haramdır).İslam dini, kadına onurlu bir hayat hakkı tanımış ve erkeklerle dinde eşit sorumluluklara sahip kılmıştır.

Kitabımız Kuran-ı Kerimde Nisa suresi 34.ayet de;

Allah’ın, (iki cinse) birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkârdır; Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.

Bu süreyi örnek alarak eşlerini, döven, onlara eziyet ederek vahşet sergileyen birçok erkek bulunmaktadır.

Evrene baktığımızda, özellikle canlılar aleminde, Yüce Allah’ın her şeyi çift yaratmış olduğunu görürüz. Eşref-i mahlukât, yani yaratıkların en şereflisi olan insan için de durum bundan farklı değildir. Bu ilâhî düzen içerisinde erkek veya kadın olmayı tercih etmek kendi istek ve rızamıza bağlı olmadığı gibi, bunun övünülecek bir tarafının olmadığı da ortadadır. Çünkü, kendisine hesap vereceğimiz Allah (c.c.), bize şeklimize veya cinsiyetimize göre değil, kulluğumuzun derecesine göre değer vereceğini belirtmektedir.

İslam dünyası da dâhil olmak üzere, dünyanın her yerinde kadınlara yönelik bir takım olumsuz yaklaşımlar ve tavırlar gözlenebilmektedir. İşin vahim tarafı, Kur’ân ve Sünnet çizgisine ters düşmesine rağmen, İslam toplumunda meydana gelen bu olumsuz davranışların bir kısmının dinden kaynaklandığı imajı verilmesidir. Halbuki, kadına yapılan her türlü ayrımcılık, onu aşağılayan sözlü ve fiili davranışlar cahiliye dönemine ait davranışların kalıntılarıdır.

Kur’ân, kadını erkekle birlikte muhatap alır ve onlara şöyle seslenir: “Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar; sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Allah’a) saygılı erkekler ve saygılı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, namusunu koruyan erkekler ve namusunu koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; işte Allah bunlar için bağış ve büyük bir mükfat hazırlamıştır.”

İslâmiyet’in hedefi, geldiği zaman itibariyle câhiliye sisteminde bir hiç olan kadını aşağılanma batağından kurtararak saygının zirvesine ulaştırmaktır. Eğer günümüzde kadın aleyhine bir takım düşünce ve faaliyetler varsa bunun dinden değil, içinde yaşanılan toplum ve kültür algısıyla yakından alakalı olduğu bilinmelidir. Kur’ân’da kadınlarla ilgili hem müstakil sureler, hem de pek çok âyetler vardır. Her kadın, bir erkeğin ya annesidir, ya kızıdır, ya kardeşidir, ya da hanımıdır.

Bizler annelerimizi, ilâhî kudretin genişletilmiş bir rahmet kucağı, ailede saadet kaynağı, aile fertlerinin şefkat odağı olarak görürüz. Kadınlara kötü şeyleri reva görmek bir yana, onları başımızın tacı olarak nitelendiririz.

Bütün bunların ışığında kadınlarımıza karşı yapılan vahşet niteliğinde ki erkeklerin davranışları, onların cahilliğinden, görgüsüzlüğünden kaynaklanmaktadır.

Vahşet (!)