1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ahmet Özger
  4. Milas’ın Altında Görünmeyen Geleceği
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milas’ın Altında Görünmeyen Geleceği

featured

Bir şehrin geleceği sadece üstünde yapılan binalarla değil, altında döşenen borularla da inşa edilir.

Biz çoğu zaman belediyeciliği asfalt, kaldırım, park, bina ve meydan üzerinden konuşuyoruz.

Oysa bir şehrin gerçek hayat damarları gözümüzün görmediği yerlerde akıyor.

İçme suyu boruları…

Kanalizasyon hatları…

Yağmur suyu kanalları…

Terfi merkezleri…

Depolar…

Arıtma tesisleri…

Bunların hiçbirini vatandaş günlük hayatında görmez. Fakat bir gün musluktan su akmadığında, kanalizasyon taştığında veya yağmurdan sonra sokaklar göle döndüğünde herkes fark eder.

İşte o zaman altyapının ne kadar önemli olduğunu hatırlarız.

Peki Milas’ın altyapısı kaç yaşında?

Asıl sormamız gereken soru bu.

Hangi mahallemizde hangi boru var?

Kaç yılında döşendi?

Hangi malzemeden yapıldı?

Son beş yılda kaç defa patladı?

Hangi bölgede ne kadar su kaybediyoruz?

Hangi kanalizasyon hattı kaç kez taştı?

Hangi mahallede yaz nüfusu kış nüfusunun iki katına, üç katına çıkıyor?

Bunların tamamının cevabını biliyor muyuz?

Bilmiyorsak, aslında şehrin geleceğini planlamıyoruz demektir.

Çünkü altyapı, “boru patladı, gelin kazın” mantığıyla yönetilebilecek bir mesele değildir.

Altyapı, daha boru patlamadan problemi görme sanatıdır.

Boru patlayınca değil, patlamadan önce değiştirmek

Düşünün…

Bir mahallede aynı su borusu son birkaç yılda defalarca patlıyor.

Her seferinde yol kazılıyor.

Boru tamir ediliyor.

Yol kapatılıyor.

Asfalt yapılıyor.

Bir süre sonra aynı boru yeniden patlıyor.

Yine kazılıyor.

Yine tamir ediliyor.

Yine asfaltlanıyor.

Peki bunun adı hizmet midir?

Elbette müdahale etmek bir hizmettir.

Ama aynı noktaya defalarca müdahale etmek yerine, o hattın neden sürekli arıza yaptığını araştırıp kökten çözmek daha doğru değil midir?

Asıl belediyecilik budur.

Arızayı gidermek değil, arızanın tekrar etmesini engellemek.

30 yıl önce yapılan boruyla bugün aynı şehri yönetemezsiniz

Bir şehrin nüfusu değişir.

Yerleşim alanları büyür.

Turizm gelişir.

Yeni siteler yapılır.

Yeni işletmeler açılır.

Su tüketimi artar.

Araç trafiği çoğalır.

İklim değişir.

Yağış rejimi değişir.

Ama biz hâlâ 30–40 yıl önce döşenmiş altyapıyla bugünün Milas’ını yönetmeye çalışıyorsak, burada ciddi bir planlama problemi var demektir.

Üstelik mesele yalnızca borunun yaşlanması da değildir.

Eski bir boru belki hâlâ kullanılabilir.

Ama aynı borunun bulunduğu bölgede nüfus üç katına çıktıysa artık kapasitesi yetersiz olabilir.

Yani altyapının yaşı kadar kapasitesi ve risk durumu da önemlidir.

Milas’ın bir “Altyapı Röntgeni” çekilmeli

Bence Milas için yapılması gereken ilk işlerden biri budur.

İlçenin bütün içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu altyapısı dijital olarak haritalanmalı.

Her borunun bir kimliği olmalı.

Örneğin sistemden bir hatta tıkladığımızda karşımıza şu bilgiler çıkmalı:

1979 yılında döşendi.

Çapı şu kadar.

Malzemesi şu.

Uzunluğu şu kadar.

Son beş yılda 12 arıza yaşandı.

Su kaybı yüksek.

Yenileme önceliği: ACİL.

İşte o zaman belediye başkanı da, mühendis de, vatandaş da şehrin gerçek altyapısını görebilir.

Ve yatırım kararları kişisel tercihlere değil, veriye ve ihtiyaca göre verilir.

Sadece içme suyu değil, kanalizasyon da aynı mesele

Bir başka önemli konu da kanalizasyon.

Bir bölgede fosseptik sistemi kullanılıyorsa, bunun çevresel ve sağlık açısından uzun vadeli çözüm olup olmadığı mutlaka sorgulanmalıdır.

Özellikle yaz aylarında nüfusu katlanan kıyı mahallelerinde mesele daha da büyür.

Kışın 5 bin kişinin yaşadığı bir yerde yazın 20 bin kişi yaşıyorsa, kanalizasyon sistemi 5 bin kişiye göre mi, 20 bin kişiye göre mi planlanmalıdır?

Cevap açık.

Bugünün nüfusuna değil, geleceğin nüfusuna göre plan yapılmalıdır.

Çünkü altyapıyı yaptıktan sonra nüfusu beklemek, ev yaptıktan sonra temel atmaya benzer.

Bir de unuttuğumuz yağmur suyu var

Milas’ın altyapı tartışmalarında yağmur suyunu da ayrı bir başlık haline getirmeliyiz.

Yağmur suyu ile kanalizasyon sistemlerinin birbirine yük bindirmemesi gerekiyor.

Bir şehir yağmur yağdığında suyu nereye göndereceğini önceden bilmeli.

Hangi dere yatağı ne kadar su taşıyabilir?

Hangi menfez yetersiz?

Hangi sokakta su birikiyor?

Hangi bölgede taşkın riski var?

Bunların hepsi önceden hesaplanmalı.

Çünkü yağmur yağınca pompa çalıştırmak çözüm değildir.

Yağmur yağmadan önce suyun yolunu hazırlamak çözümdür.

Milas’ın 20 yıllık su ve altyapı planına ihtiyacı var

Benim önerim çok net:

Milas için 20 yıllık İçme Suyu, Atıksu ve Yağmur Suyu Master Planı hazırlanmalı.

Bugünden başlayarak;

2026–2030: Altyapının tamamının envanteri çıkarılmalı.

2030–2035: En riskli ve en eski hatlar yenilenmeli.

2035–2040: Nüfus artışı beklenen bölgelerin altyapısı güçlendirilmeli.

2040–2046: Akıllı altyapı sistemlerine geçilmeli.

Ve her yıl vatandaşın karşısına şu tablo konulmalı:

“Bu yıl şu mahallede şu kadar kilometre içme suyu hattı yenilendi.”

“Şu kadar kilometre kanalizasyon yapıldı.”

“Şu kadar kilometre yağmur suyu hattı tamamlandı.”

“Su kayıp oranı şu seviyeden şu seviyeye indirildi.”

İşte hesap verebilir belediyecilik budur.

Çünkü altyapı seçimden seçime yapılmaz

Bir belediye başkanı dört-beş yıl görev yapabilir.

Ama döşenen boru 30-50 yıl şehre hizmet eder.

O halde belediye başkanı sadece kendi dönemini düşünemez.

Bugün atılan bir borunun hesabını belki kendisi vermeyecek.

Ama 20 yıl sonra o boruyu kullanan insanlar bizim çocuklarımız olacak.

İşte gerçek vizyon burada başlıyor.

Günü kurtaran yönetici bugünün sorununu çözer.

Vizyon sahibi yönetici, bugünün yatırımını yarının ihtiyacına göre yapar.

Milas’ın artık “boru patladı, kazalım” belediyeciliğinden çıkıp;

“Bu boru ne zaman sorun çıkaracak, biz onu şimdiden değiştirelim” anlayışına geçmesi gerekiyor.

Çünkü şehirlerin görünen yüzü meydanlardır, yollarıdır, binalarıdır.

Ama bir şehrin gerçek medeniyeti, görünmeyen damarlarının ne kadar sağlıklı olduğuyla ölçülür.

Ve unutmayalım:

Üstünü ne kadar güzelleştirirseniz güzelleştirin, altı çürük bir şehir geleceğe sağlam yürüyemez.

Milas’ın artık yalnızca üstünü değil, altını da geleceğe hazırlama zamanı gelmiştir.

Çünkü bugün döşediğimiz her boru, aslında çocuklarımıza bıraktığımız görünmeyen bir mirastır.

Milas’ın Altında Görünmeyen Geleceği