(BÖLÜM 1)
Nadir toprak elementleri ya da kısaca NTE, lantanitlerle birlikte itriyum ve skandiyum elementlerinin oluşturduğu bir grubu kapsamaktadır. Lantanitler atom numaraları 57’den 71’e kadar olan ve kimyasal olarak benzer elementlerin oluşturduğu bir gruptur.
Lantan, seryum, praseodim, neodimyum, prometyum ve samaryum hafif nadir toprak elementleri olarak kabul edilirken itriyum, evropiyum, gadolinyum, terbiyum, disprosyum, holmiyum, erbium, tulyum, iterbiyum ve lutesyumu ağır nadir toprak elementleri olarak kabul edilmiştir.
Türkiye’nin son yıllarda attığı en dikkat çekici adımlardan biri, hiç şüphesiz nadir toprak elementleri üzerine yapılan çalışmalardır. Bu konu, aslında uzun zamandır bizim Ne Var Ne Yok programında sıkça ele aldığımız bir mesele. Hatta Haluk Özdil hocamız defalarca dile getirmiş, Eskişehir’deki çalışmaların önemine vurgu yapmıştı. Bugün artık biliyoruz ki o çalışmalar sonuç verdi: 17 farklı nadir toprak elementi bulundu. Üstelik bu, 690 milyon tonluk bir rezerv anlamına geliyor. Yani değeri trilyon dolarlarla ölçülebilecek bir zenginlikten söz ediyoruz. Ama şu gerçeği de unutmamak gerek. Bu elementleri bulmak başka, işlemek bambaşka bir konu. Çin bu alanda hâlâ dünya lideri. Elinde devasa rezervler var ve bunları etkin biçimde işliyor. Türkiye ise artık o yolda ilerliyor. Önümüzdeki dönemde bu alanda nasıl kararlar alınacağını hep birlikte görülecektir.
Ne var ki bazı kesimlerde her zamanki gibi “kara propaganda” devreye giriyor. “Trump bizim nadir elementlerimizi aldı” gibi asılsız iddialar ortaya atılıyor. Gerçekten de insanın canını sıkıyor. Çünkü bu tür söylentilerin hiçbir temeli yok. Türkiye bugün kendi kaynaklarını işlemek için ciddi bir irade ortaya koyuyor. Bu, öyle bir günde, bir yılda olacak bir şey değil.
Bugün nadir toprak elementleri, sadece bir maden meselesi değil. Savunma sanayinden cep telefonuna, bataryadan yenilenebilir enerjiye kadar 20’den fazla sektörde kullanılıyor. Türkiye bu alanda ilerledikçe hem cari açığını azaltacak hem de teknolojik bağımsızlığını güçlendirecek. Enerji giderleri düşerse, ithalat azalır. Cari açık azaldığında da vatandaşın cebinde daha fazla para kalır. Sonuç olarak, altımızda gerçekten büyük bir hazine var. Ama bu hazinenin değer kazanması için sabır, planlama ve üretim gerekiyor.
Umarız Türkiye bu potansiyeli doğru şekilde değerlendirir ve nadir toprak elementleri, ülkemizin geleceğini şekillendiren en önemli kaynaklardan biri hâline gelir.

