Tarih tekerrür mü edecek, yoksa Milas siyaseti geçmişten ders mi çıkaracak?
Milas siyasetinde bazen yıllar geçiyor, isimler değişiyor, siyasi dengeler altüst oluyor ama yaşananlar insana ister istemez aynı soruyu sorduruyor:
Acaba tarih yeniden mi yazılıyor?
Bugün Milas Belediye Başkanlığı makamında yaşanan gelişmeler, beni yaklaşık 20 yıl öncesine, 2007 yılına götürdü.
O gün de Fevzi Topuz vardı. O gün de boşalan bir belediye başkanlığı koltuğu vardı. O gün de belediye meclisi kendi içerisinden bir başkan seçmek zorundaydı.
Ve o gün de asıl mesele yalnızca belediyeyi kimin yöneteceği değil, seçilecek başkanın siyasi geleceğinin nasıl şekilleneceğiydi.
Hatırlayalım…
22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde Muğla milletvekili adayı olmak isteyen dönemin Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, görevinden ayrılmıştı.
Ardından belediye meclisinin oy birliğiyle Dr. Mustafa Tireli başkanlık makamına seçilmiş, ancak Tireli’nin istifası üzerine 4 Eylül 2007 tarihinde yeniden seçim yapılmıştı.
Dönemin Belediye Başkan Vekili Mehmet Cömert başkanlığında, Milas Kaymakamı Bahattin Atçı’nın da katıldığı toplantıda, CHP’nin adayı İnşaat Mühendisi Hürol Önder, 9 CHP, 4 DP ve 2 AK Partili meclis üyesinin tamamının oyunu alarak Milas Belediye Başkanı olmuştu.
Düşünün…
Farklı siyasi partilerin temsilcileri bir araya gelmiş, Milas’ı yönetecek isim üzerinde oy birliği sağlamıştı.
Peki sonra ne oldu?
ÖNDER’İ BAŞKAN YAPAN SİYASET, SONRA ÖNDER’İ YALNIZ BIRAKTI
Hürol Önder yaklaşık bir buçuk yıl boyunca Milas Belediye Başkanlığı görevini yürüttü.
Özellikle kırsalda yaptığı çalışmalar, vatandaşlarla kurduğu ilişkiler ve sahadaki görünürlüğüyle dikkat çekti.
Ancak daha görev süresi tamamlanmadan 2009 yerel seçimlerinin hesapları yapılmaya başlanmıştı.
CHP içerisinde adaylık yarışı giderek sertleşti.
Bir tarafta görevdeki Belediye Başkanı Hürol Önder, diğer tarafta dönemin CHP Milas İlçe Başkanı Muhammet Tokat vardı.
Siyasi kulisler hareketlendi. Dedikodular, adaylık tartışmaları, kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algılar birbirini izledi.
O dönem yaşananları yakından takip edenler hatırlayacaktır.
Hürol Önder’in sahadaki çalışmalarına ve belediye başkanlığı görevini sürdürmesine rağmen, parti içerisindeki siyasi dengeler giderek Muhammet Tokat’ın lehine şekillendi.
Sonuçta CHP’nin tercihi Tokat oldu.
Önder ise kendi siyasi karşılığını sandıkta görmek istedi.
Demokratik Sol Parti’den aday oldu.
Ancak sandıktan istediği sonuç çıkmadı. Muhammet Tokat belediye başkanlığını kazanırken Hürol Önder, koltuğuna veda etti.
İşin ilginç tarafı, yıllarca sol siyasetin içerisinde yer alan Önder’in sonraki dönemde AK Parti’ye geçmesiydi.
Fakat bu siyasi değişim de kendisini yeniden belediye başkanlığı makamına taşıyamadı. Siyasi yolculuğu belediye meclis üyeliği ve AK Parti yönetim kurulu üyeliğiyle sınırlı kaldı.
İşte Milas siyasetinin hafızasında kalan Hürol Önder gerçeği buydu.
ŞİMDİ TAKVİMLER 2026’YI GÖSTERİYOR
Aradan yaklaşık 20 yıl geçti.
Ve yine Fevzi Topuz…
Bu kez milletvekili adaylığı için değil, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanması ve görevden uzaklaştırılması nedeniyle belediye başkanlığı makamından ayrılmış durumda.
Elbette 2007 ile 2026’nın koşulları birbirinden tamamen farklı.
Birinde siyasi tercih sonucu gerçekleşen istifa, diğerinde yargı süreci ve idari bir karar söz konusu.
Üstelik devam eden soruşturmada masumiyet karinesi de göz ardı edilmemeli.
Ancak siyasi sonuç bakımından ortada benzer bir durum var.
Milas Belediye Meclisi, yeniden kendi içerisinden bir isim seçerek belediye yönetimini sürdürecek.
Valilik kararı doğrultusunda 3 Kasım Salı günü saat 14.00’te yapılacağı belirtilen seçim, yalnızca yeni başkan vekilini belirlemeyecek.
Bana göre Milas siyasetinde 2029’a uzanan yeni bir dönemin de başlangıcı olacak.
BU KEZ MECLİSİN MATEMATİĞİ ÇOK FARKLI
2007 yılında CHP’nin güçlü olduğu ve farklı partilerin uzlaşmasıyla başkan seçilebildiği bir meclis vardı.
Bugün ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız.
2024 yerel seçimlerinden 21 meclis üyesiyle çıkan CHP, Yeni Parti’ye geçen 10 meclis üyesiyle çoğunluğunu kaybetti.
Bir de tutuklu bulunan meclis üyesi Bülent Sezgin’in durumu dikkate alındığında, oy kullanabilecek üyeler bakımından ortaya çıkan tablo oldukça dikkat çekici.
10 CHP.
10 Yeni Parti.
5 AK Parti, 5 MHP olmak üzere 10 Cumhur İttifakı.
Yani üç ayrı siyasi grubun eşit sayıda üyeyle temsil edildiği bir seçim hesabı.
Elbette kesin oy kullanma durumu ve seçim çoğunluğu hukuki usule göre belirlenecek.
Ama siyasi açıdan bakıldığında, hiçbir grubun tek başına rahat hareket edemeyeceği bir denge söz konusu.
Peki böyle bir tabloda başkan vekili nasıl seçilecek?
Kim kimi destekleyecek?
Kim kimin adayına oy verecek?
Daha önemlisi, bugün verilen destek yarın hangi siyasi beklentiyi beraberinde getirecek?
“AYNI TABANIN PARTİLERİYİZ” SÖZÜ SANDIKTA KARŞILIK BULACAK MI?
CHP Milas İlçe Başkanı Harun Reşit Çavuşoğlu’nun Yeni Partili meclis üyeleri için kullandığı belirtilen “Biz aynı tabanın partileriyiz” sözünü önemli buluyorum.
Çünkü bu ifade, seçim öncesindeki siyasi yaklaşımın ipuçlarını veriyor.
Ancak aynı tabandan gelmekle aynı siyasi hedefte buluşmak her zaman aynı anlama gelmiyor.
Madem aynı tabanın partilerisiniz, o zaman neden ayrıldınız?
Madem siyasi anlayışınız birbirine yakın, belediye başkan vekilliği seçiminde ortak hareket edebilecek misiniz?
CHP’nin göstereceği aday, Yeni Partili meclis üyelerinin tamamının desteğini alabilecek mi?
Yoksa Yeni Parti de kendi siyasi ağırlığını ortaya koyarak başkan vekilliği için aday mı çıkaracak?
Bu soruların yanıtı yalnızca 3 Kasım’daki seçimin sonucunu değil, Milas’ta önümüzdeki üç yılın siyasi ilişkilerini de belirleyebilir.
Cumhur İttifakı’nın nasıl bir tavır alacağı da ayrı bir merak konusu.
Bugünlerde Türkiye’nin farklı belediyelerinde yaşanan siyasi geçişler ve başkan vekilliği tartışmaları nedeniyle, Milas’ta da benzer bir gelişme olup olmayacağı konuşulabilir.
Ancak mevcut tabloya baktığımda, Cumhur İttifakı’na geçiş üzerinden kurulacak senaryoların güçlü bir karşılık bulacağını düşünmüyorum.
Asıl belirleyici olanın CHP ile Yeni Parti arasındaki ilişki olacağı kanaatindeyim.
ASIL MESELE 3 KASIM DEĞİL, 2029!
Gelelim işin en önemli tarafına…
3 Kasım’da belediye başkan vekili seçilecek.
Peki seçilen kişi ne yapacak?
Kendisini yalnızca mevcut belediye yönetiminin devamlılığını sağlayan, görev ve sorumluluklarını yerine getiren geçici bir yönetici olarak mı görecek?
Yoksa belediye başkanlığı makamını 2029 yerel seçimlerine uzanan siyasi yolculuğunun başlangıcı olarak mı değerlendirecek?
Bence asıl soru bu.
Çünkü belediye başkanlığı makamı, adı vekâleten yürütülse bile siyasi görünürlük sağlayan, kamuoyuyla doğrudan ilişki kurulabilen ve geleceğe yönelik siyasi beklentilerin şekillenebildiği önemli bir makam.
Bugün başkan vekili olarak seçilen kişinin yarın belediye başkan adayı olmak istemeyeceğinin garantisini kim verebilir?
Hele ki 2029 seçimlerine üç yıldan az bir süre kalmışken…
Üstelik seçilecek kişinin sahada başarılı olması, vatandaşla güçlü ilişkiler kurması ve belediye hizmetlerinde olumlu bir iz bırakması durumunda, siyasi beklentilerinin artması da şaşırtıcı olmayacaktır.
İşte tam bu noktada Hürol Önder örneği yeniden karşımıza çıkıyor.
2007’de meclisin oy birliğiyle başkan seçilen Önder, 2009’a gelindiğinde kendi partisinin adayı olamamıştı.
Bugün seçilecek başkan vekili de 2029’a yaklaşırken benzer bir adaylık mücadelesinin içerisinde kalabilir mi?
Parti örgütü ile belediye yönetimi arasında yeni bir güç mücadelesi yaşanabilir mi?
Bugün destek verenler, yarın aynı kişinin adaylığına karşı çıkabilir mi?
Bunların hepsi şimdiden üzerinde düşünülmesi gereken sorular.
BELEDİYE MAKAMI SİYASİ HESAPLARIN GÖLGESİNDE KALMAMALI
Milas’ın bugün ihtiyacı olan şey yalnızca yeni bir başkan vekili seçmek değil.
Belediyede yaşanan gelişmelerin ardından kamuoyunda oluşan belirsizliğin giderilmesi, hizmetlerin aksamadan sürdürülmesi, kurum içi güvenin yeniden güçlendirilmesi ve belediye yönetiminde istikrarın sağlanması gerekiyor.
Vatandaşın beklentisi açık.
Yollar yapılsın, altyapı sorunları çözülsün, yatırımlar devam etsin, belediye hizmetleri siyasi çekişmelerden etkilenmesin.
Milas’ın önünde çözüm bekleyen bu kadar mesele varken belediye başkanlığı makamının 2029 adaylık hesaplarının merkezine dönüşmesi, ilçeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olur.
Siyaset elbette yapılacak.
Partiler elbette kendi geleceklerini planlayacak.
Belediye başkan vekili seçilen kişinin ileride aday olmayı düşünmesi de demokratik hakkıdır.
Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var:
O koltuk, bir kişinin siyasi geleceğini inşa etmesi için değil, Milas halkına hizmet etmesi için vardır.
TARİH TEKERRÜR MÜ EDECEK?
2007 yılında Fevzi Topuz’un bıraktığı koltuğa oturan Hürol Önder, 2009’a kadar belediyeyi yönetti.
Ama o koltuk, kendisine sonraki seçimde siyasi güvence sağlamadı.
Aksine, parti içerisindeki rekabetin ve ayrışmanın merkezine yerleşti.
Şimdi yine Fevzi Topuz’un boşalan makamı için seçim yapılacak.
Fakat bu kez mecliste üçlü bir denge var.
CHP’nin eski gücü yok.
Yeni Parti önemli bir siyasi aktör haline gelmiş durumda.
Cumhur İttifakı ise seçimde belirleyici olabilecek bir konumda.
Bu nedenle 3 Kasım’da ortaya çıkacak sonuç kadar, seçilen başkan vekilinin görev süresince izleyeceği yol da önemli.
Bugün el kaldırarak ya da oy vererek bir ismi başkan vekilliğine taşıyanlar, yarın aynı ismin siyasi geleceği konusunda farklı tercihlerde bulunabilir.
2007’de yaşananlar bunun Milas siyasetindeki en dikkat çekici örneklerinden biriydi.
Şimdi soruyorum:
3 Kasım’da seçilecek isim, Milas’ın sorunlarına çözüm üreten bir başkan vekili olarak mı tarihe geçecek, yoksa 2029’a giden yolda yeni bir Hürol Önder vakasının başrol oyuncusu mu olacak?
Bir başka soru da şu:
CHP, geçmişte yaşanan siyasi ayrışmalardan ders çıkarıp bu süreci yönetebilecek mi?
Yoksa bugün başkan vekilliği için kurulacak siyasi birliktelikler, yarın yeni bir adaylık kavgasının başlangıcı mı olacak?
Bunu zaman gösterecek.
Ama bir gerçeği şimdiden söylemek mümkün:
3 Kasım’da yalnızca bir başkan vekili seçilmeyecek. Milas siyasetinin 2029’a uzanan yol haritasının da ilk satırları yazılacak.
Bakalım bu kez tarih tekerrür mü edecek, yoksa geçmişten ders çıkaranlar yeni bir sayfa mı açacak?

