1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gülçin Erşen
  4. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN İTİBARI DENİNCE…
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN İTİBARI DENİNCE…

featured

Son birkaç gün içerisinde, rahmetli babası ve ağabeyi emekli albay olan, doğduğundan beri askerlik mesleğiyle iç içe yaşayan bir Türk ve gazeteci olarak iki habere canım çok sıkıldı. Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri yürüten Katar Silahlı Kuvvetlerine ait bir helikopterin teknik arıza nedeni ile kaza kırıma uğrayıp denize düşmesi sonucu, bir Türk subay ve 2 ASELSAN teknisyeninin şehit olması ve düzenlenen cenaze töreni; Kara Harp Okulu’nu birincilikle bitiren, Ebru Eroğlu’nun açtığı mesleğe geri dönüş davasının reddedilmesi.

Ebru Eroğlu bir kadın olarak, erkeklere özgü sayılan bir mesleği öğreten okuldan birincilikle mezun olduğu için mi, mezuniyet töreni sonrası arkadaşlarıyla kılıç çatarak “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” dediği için mi, Ankara 4. İdare Mahkemesi kararınca, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin itibarına zarar verdiği ve kamuoyunda güven sarsıcı etki yarattığı’ için mi, TSK’dan ihraç edildi? Ayrıca, Kara Harp Okulu’nda 30 Ağustos 2024’deki resmi tören sonrası gerçekleşen kılıç çatma ve yemin faslını videoya çektiren, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu’nun, sonradan Cumhurbaşkanı’na “Bu kılıçlar size çekiliyor” demesi etkili olmuş mudur? Diğer komutanlar göreve iade edilirken, niye onun davası reddedildi? Zira soruşturma kapsamında ihraç edilen Binbaşı Murat Ertürk, açtığı dava sonucunda, Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin oybirliğiyle verdiği kararla; teğmenlerden Deniz Demirtaş da mahkemenin ihraç kararını iptal etmesinin ardından görevine geri dönmüştü.

“YAŞA VAR OL HARBİYE!”

Hem başarısı hem de tavrıyla milyonlarca yurttaşın gönlünde yer edinen Teğmen Ebru Eroğlu’nun mahkemece verilen hükmün aksine; pekçoğumuzu gururlandırdığı, yüksek rütbelere layık olduğu kanısı uyandırdığı açıktır. Yeri gelmişken Ebru Eroğlu’nun mahkeme salonunda dile getirdiği savunmasından bir bölümü de yer vermek isterim:

“TSK’de erinden orgeneraline kadar herkes bu yemini etti. Biz TSK’den uzaklaştırılabiliriz. Üniformamıza, kılıcımıza, kimliğimize el koyabilirler. Ancak kütüğe çaktığım plaket orada duruyor. Üniformamız ruhumuza mozaik gibi işli. Kılıcımız kınında. Türk düşmanlarına karşı çekileceği günü beklemekte. Orduevine girişimiz yasak olsa da Türk Milleti bize gönül kapılarını açmış, sofrasında bir tabak yemek, altımıza bir döşek vermek istemiştir. Bizim için önemli olan budur. Ben de Türk Milleti’nin bir ferdi olarak diyorum ki; yaşa, var ol Harbiye, yıkılmaz satvetinle…”

Ayrıca, kararın duruşmadan 8 gün sonra; M. Kemal Atatürk’ün Harbiye’ye giriş tarihi olan 13 Mart 2026’da verilip, bayramın son günü Eroğlu’na tebliğ edilmesi rastlantı mı?

***

Şimdi başka bir rastlantıya dikkatinizi çekmek isterim:

2006-2013 yıllarında ASELSAN’da 5 mühendis şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmişti. (Hüseyin Başbilen, Halim Ülsem Ünal, Evrim Yançeken, Burhanettin Volkan, Hakan Öksüz) Türkiye’nin savunma sanayisindeki kritik projelerinde (Milli Tank Projesi, gece görüş sistemleri, F-16 modernizasyonu, mikroelektronik güdümlü mermiler gibi milli yazılım projeleri) çalışan uzman isimlerin peş peşe, resmi kayıtlarda çoğu “intihar” olarak geçen ölümleri, ailelerin itirazları ve olay yerindeki bulgular nedeniyle “Aselsan Cinayetleri” veya “Şüpheli Ölümler” olarak biliniyor. Mühendislerin Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltacak kritik projelerde çalışmaları, bu olayların arkasında yabancı istihbarat servislerinin veya savunma projelerini engellemek isteyen yapıların olabileceği şüphesini doğurdu. Ayrıca, 15 Temmuz sonrası süreçte, bu ölümlerin o dönem yargı ve emniyette etkin olan FETÖ yapılanması tarafından örtbas edildiği ya da düzenlendiği iddiaları da araştırma konusu olmuştur. (2025 yılı başında Roketsan mühendisi Yusuf Serdar Yücel’in evinde ölü bulunması gibi benzer olaylar, ASELSAN ölümlerini yeniden gündeme taşımış ve meclis araştırma önergelerine konu olmuştur.)

YERLİ SAVUNMA SANAYİ VE DİPLOMASİ

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı başladığından beri Türkiye sınırları içerisinde patlatılan İran füzeleri ile ilgili haberlerin ardından, 21 Mart akşamı Türk-Katar Ortak Kuvvet Komutanlığı idaresindeki eğitimler sırasında, Katar kara sularında teknik arıza nedeniyle düşen helikopterde Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can’ın şehit olması da şüpheli bir olay kanımca. Bununla ilgili iki komplo teorisinin dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum: Helikopterin özellikle düşürülerek, Türkiye’nin taraf olup savaşa girmesinin sağlanması; Şehit binbaşı ve teknisyenlerin görevlerinin niteliği… (Ayrıca belleğim beni yanıltmıyorsa; ASELSAN mühendislerinin yıllar önce IAI – Israel Aircraft Industries tarafından TSK’ya satılan helikopterlerin bilgisayar kumanda sistemi üzerinde çalıştıklarını biliyorum.)

Katar’da düşen helikopterde şehit olan 4 Katar ve 3 Türk personel için Katar’ın başkenti Doha’daki İmam Muhammed bin Abdul Vahhab Camii’nde kılınan cenaze namazıyla ilgili görüntülere İYİ Parti Grup Başkan Vekili Turan Çömez, SZC TV’deki programda sert tepki verdi: Evvelsi gün gerçekleştirilen, Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al-Thani’nin ve Katarlı yetkililerin katıldığı törene, Türkiye’nin Katar Büyükelçisi Dr. M. Mustafa Göksu dışında hiçbir rütbeli Türk askerin ve yetkilinin katılmamasını eleştiren Çömez, tepkisini “Bu kabul edilebilir bir şey değil! Benim şehitlerimin naaşı Türk Bayrağına sarılı, Türk bayrağının da üzerine iki ayrı yerden siyah kemerler bağlanmış şekilde yerde yatamaz!” şeklinde dile getirdi. Bence de haklı. Şehitlerimizin naaşı, ayakların dibine değil; katafalka konulmalıydı, cenaze namazları Türk geleneklerine göre kılınmalıydı. Şehitlerimiz ve bayrağımız kutsaldır. Şimdi Katar Büyükelçisi hakkında, şehitlerimizin ve bayrağımızın saygınlığına aykırı törene ses çıkarmadığı için dava açılır mı?…

Son yolculuklarına uğurlanan şehitlerimize Allah rahmet eylesin, ruhları şad olsun. Başımız sağ olsun.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN İTİBARI DENİNCE…