Kuran’ın Türkçe mealini farklı kaynaklardan 4 kez okumuş aydın ve dindar bir insan olarak, Kuran’ın birçok yerinde insanların düşünmeye sevk edildiğini, “Hiç mi aklınızı kullanmazsınız?” şeklinde ayetlerin defalarca geçtiğini görürüz.
Günümüz dincileri, “Hoca” unvanını kullanan şarlatanlar, din taciri yobazlar, kendi sapıklıklarına Kuran’dan ve hadislerden bahane yaratmaya çalışan kurnazlar, yüzlerce yıl öncesinin Müslüman, tasavvufçu ya da alevi inanç önderleri ve düşünürlerinin çok gerisindedir. Ve bence günümüzde, İslamiyet dahil, aslından uzaklaşmamış, özünü yitirmemiş din yoktur.
Dinlerin kaynağı, amacı aynıdır: Gerçek insan olmayı, “iyi” insan olmayı, İnsan-ı Kâmil olmayı öğretmek. Farklı inanç ve yaşam tarzımı benimsemiş kişileri katletmeyi meşru gösteren fetvalar, “Dinde zorlama yoktur” felsefesini benimsetmeye çalışan İslam’la örtüşür mü? Orta Çağ Avrupa’sında din adına yapılan, yaşanan feci olayları yazmaya gerek duymuyorum… Kutsal kitaplar ise, yine bana göre, insanlığa dünya yaşamını öğretmeye, tanıtmaya, rehberlik etmeye yönelik “Talimatnameler” gibidirler.
Aslında bütün dinler ve çeşitli inanç sistemlerinde “ibadet”in özü, kişinin ruhen ve bedenen sağlıklı, huzurlu, uyumlu olmasını sağlamaya yöneliktir. “Tefekkür ve meditasyon” denilen uygulamalar, insanı düşünmeye, farkındalığını / bilincini yükseltmeye, kendini, yaşamı, Tanrı’yı, yaratılışı anlamaya, anlamlandırmaya yöneltmek amaçlıdır.
Yıllardır solcu ve aydın geçinenlere bile anlatmakta güçlük çektiğim 2 düşüncemi vurgulayarak bitireyim: Bu bağlamda, “Bilinç” bilgiden daha üstün ve toplumları ilerleten asıl unsurdur. (Çok bilgili bir insan kötü olabilir, ama bilinçli insan, başkalarının da iyiliğine çalışmaya odaklıdır. Empati, sevgi ve yardım etme, yararlı olma yönü gelişkindir.) Ayrıca, şeriat (kurallar ve yasalar), başlangıçta gerekli olsa da, öz disiplin geliştiren vicdanlı kimseler için, yasal yaptırımlara ve kurallara gerek yoktur; o zaten iyi biridir ve suç / günah işlemez. Şeriat, tarikat kapılarından geçip, marifet aşamalarına gelen insanlar, günümüzde deli, geçmişti cadı, büyücü diye yaftalanıp ağır cezalar aldılar ya da toplumdan dışlandılar. Aynı şey, genelden farklı düşünenlere toplumsal linç uygulanarak yapılagelmiştir. İnsanlığın büyük bir kaybı…
Marifet aşamasını geçerek, hakikate ulaşanlardan olmamızı diliyorum. Bunun yolu da Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar önce eğitimcilerden istediği gibi; “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller yetiştirmekten geçer. Ne yazık ki günümüzdeki siyasal ve ekonomik sistemler, gerici din anlayışı, toplumsal yapı, buna pek uygun değil. Ama, değişecek, evrimleşecek her şey gibi…

