Milas’ın Aynasında Kendimizi Bulmak

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Bazen insan kendisini hatırlamak için aynaya bakar.

Ayna yalnızca yüzümüzü göstermez. Nereden geldiğimizi, kim olduğumuzu, neleri geride bıraktığımızı ve yarına ne bırakacağımızı da düşündürür.

Milas’ın da bir aynası vardır.

Sabah kepengini açan esnafta, tarlasına giden üreticide, okul yolundaki çocukta, meydanda sohbet eden büyüklerimizde, geleceğini arayan gençlerimizde…

Milas, aslında her gün kendisini bize gösterir.

Bazen eski taş evlerinde, bazen zeytin ağaçlarının gölgesinde; Bafa’nın sessizliğinde, Ören’in mavisinde, Çomakdağ’ın renklerinde…

Ve binlerce yıllık Mylasa’nın izlerinde.

Bütün bunlar bize aynı gerçeği hatırlatıyor:

Biz Milas’ın sadece sakinleri değil, hikayesinin bir parçasıyız.

Belki de bunu zaman zaman unutuyoruz.

Hayatın telaşı, geçim mücadelesi, trafik, yollar, altyapı ve günlük sıkıntılar arasında yaşadığımız şehrin güzelliklerini görmeye fırsat bulamıyoruz.

Oysa Milas yalnızca çözülmesi gereken sorunlardan ibaret değil.

Milas; emeğin, üretimin, dayanışmanın ve hatıraların şehridir.

Bir esnafın sizi yıllardır isminizle karşılamasıdır.

Komşunun kapısını çalmaktır.

Bayramda aynı sofraya oturmaktır.

Bir cenazede acıyı paylaşmak, bir düğünde aynı mutluluğa ortak olmaktır.

Bizi Milaslı yapan yalnızca bu topraklarda yaşamak değildir.

Birbirimizin sevincini büyütmek, derdine omuz vermek ve bu şehrin geleceğini birlikte düşünmektir.

Elbette daha güzel yollarımız olabilir.

Daha fazla yeşil alanımız, daha düzenli meydanlarımız, gençler için daha çok imkânımız ve turizmde daha büyük hedeflerimiz olabilir.

Bunları konuşacağız.

Eleştireceğiz.

Çözüm isteyeceğiz.

Çünkü Milas’ı sevmek, eksiklerini görmezden gelmek değildir.

Milas’ı sevmek, eksiklerini görüp daha güzelini istemektir.

Ama bunu yaparken birbirimizi de kaybetmemeliyiz.

Siyaset değişir.

Yöneticiler değişir.

Zaman değişir.

Fakat Milas’ın hafızası, insanı ve ortak geleceği kalır.

Bu nedenle birbirimize biraz daha anlayışla, biraz daha empatiyle bakmalıyız.

Çünkü güzel şehirler yalnızca yollarla, binalarla ve projelerle kurulmaz.

Güzel şehirler, birbirine güvenen ve geleceğe birlikte bakan insanlarla kurulur.

Milas’ın geçmişi bize umut vermek için yeterince güçlü.

Binlerce yıldır ayakta kalan bu şehir, nice değişimin içinden geçerek bugünlere geldi.

Şimdi sıra bizde.

Çocuklarımıza yalnızca daha güzel yapılar değil, daha güzel bir şehir kültürü bırakmalıyız.

Birbirine selam veren komşular, birbirinin derdini önemseyen insanlar ve geleceğe inanan bir Milas…

Ben Milas’ın en güzel günlerinin henüz yaşanmadığına inanıyorum.

Çünkü bu topraklarda tarih var.

Bu insanlarda emek var.

Bu şehirde hala dayanışma var.

Ve en önemlisi, yarına dair umut var.

Öyleyse aynaya bir kez daha bakalım.

Kendimizi görelim.

Komşumuzu görelim.

Şehrimizi görelim.

Eksiklerimizi düzeltmek için elimizi taşın altına koyalım, güzelliklerimizi koruyalım.

Çünkü Milas yalnızca yaşadığımız yer değil;

birlikte yazdığımız, birlikte büyüttüğümüz ve çocuklarımıza birlikte emanet edeceğimiz bir hikâyedir.

Ve unutmayalım;

Milas’ın en güzel yanı sadece geçmişi değildir, en güzel yanı geleceğini hala birlikte güzelleştirebilecek insanlara sahip olmasıdır.

Milas’ın Aynasında Kendimizi Bulmak