Bir motosiklet daha devriliyor… Bir genç daha toprağa giriyor… Bir aile daha evladının yolunu gözlemek yerine cenazesini bekliyor.
Sonra birkaç saatlik haber oluyor.
“Feci kaza…”
“Genç sürücü hayatını kaybetti…”
“Bodrum’da motosiklet kazası…”
“Milas’ta motosiklet bariyerlere çarptı…”
Bir süre konuşuyoruz.
Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor.
Ta ki bir sonraki motosiklet kazasına kadar…
Peki gerçekten hayat kaldığı yerden devam ediyor mu?
Hayır!
Çünkü bir annenin hayatı o evladın ölümünden sonra hiçbir zaman eskisi gibi olmuyor.
Bir çocuğun babası eve dönmediğinde o evin ışığı bir daha aynı yanmıyor.
Bir eş, bir kardeş, bir arkadaş eksiliyor.
Biz ise kazaları çoğu zaman “oldu, bitti” diye görüyoruz.
Oysa ortada kader diye geçiştirilemeyecek kadar büyük bir mesele var;
Trafik kültürümüz.
Rakamlar konuşuyor, biz hala susuyoruz.
Türkiye’de 2025 yılında 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası meydana geldi.
Bunların 288 bin 321’i ölümlü veya yaralanmalı kazaydı.
6 bin 35 insanımız hayatını kaybetti, 403 bin 937 kişi yaralandı.
Daha da çarpıcı olanı şu;
2025 yılında 1.334 motosiklet sürücüsü ve 191 motosiklet yolcusu hayatını kaybetti.
Yani sadece motosiklet sürücüsü ve yolcuları açısından baktığımızda 1.525 insanımızı kaybettik. Motosiklet sürücüleri tek başına trafik ölümlerinin yüzde 22,1’ini oluşturdu.
Kazaya karışan taşıtların yüzde 31,3’ü de motosiklet.
Fakat daha düşündürücü bir başka rakam var;
Ölümlü ve yaralanmalı kazalara neden olan kusurların yüzde 90,6’sı sürücü kusuru.
İşte tam burada durup düşünmemiz gerekiyor.
Demek ki mesele yalnızca motosiklet değil.
Mesele insan.
Mesele eğitim.
Mesele denetim.
Mesele vicdan.
Mesele ahlak.
Motosiklet düşmanlığı yapmayalım.
Burada motosiklet kullanan herkes suçluymuş gibi bir anlayışa kesinlikle karşıyım.
Motosiklet de bir ulaşım aracıdır.
Ekonomiktir.
Pratiktir.
Trafiği rahatlatır.
Üstelik işini motosikletle yapan binlerce insan vardır.
Kuryeler…
Esnaflar…
Çalışanlar…
Gençler…
Aileler…
Dolayısıyla mesele motosikleti yasaklamak veya motosikletliyi suçlamak değildir.
Mesele motosiklet kullanmayı bir özgürlük olarak görürken, o özgürlüğün başkasının hayatını tehlikeye atma hakkı olmadığını anlatabilmektir.
Kask takmadan motosiklete binmek cesaret değildir.
Egzozu bağırtarak mahallede dolaşmak özgürlük değildir.
Şehir içinde yarışmak marifet değildir.
Trafikte otomobillerin arasından makas atmak ustalık değildir.
Tek teker üzerinde gitmek gösteriş olabilir ama hayatla kumar oynamaktır.
Ve kusura bakmayalım…
Bunun adı bazen düpedüz sorumsuzluktur.
Peki otomobil sürücülerinin hiç mi suçu yok?
Elbette var.
Motosiklet küçük diye yok sayan sürücüler…
Sinyal vermeden şerit değiştirenler…
Aynaya bakmadan manevra yapanlar…
Motosikletliyi sıkıştıranlar…
“Ben arabayım, o çekilsin” anlayışıyla hareket edenler…
Bunların da hesabı sorulmalı.
Çünkü trafikte büyüklük, küçüklük yoktur.
Can vardır.
Bir otomobilin kaportası sizi koruyabilir.
Motosiklet sürücüsünü ise çoğu zaman yalnızca kaskı, kıyafeti ve şansı korur.
Bu yüzden otomobil sürücüsünün yaptığı küçük bir hata, motosiklet sürücüsü için ölümcül sonuç doğurabilir.
Muğla’da durum daha da hassas
Muğla sıradan bir şehir değil.
Turizm var.
Yaz nüfusu katlanıyor.
Binlerce araç geliyor.
Binlerce motosiklet yollara çıkıyor.
Bodrum’da, Milas’ta, Marmaris’te, Fethiye’de, Ortaca’da trafik yoğunluğu yaz aylarında bambaşka bir noktaya ulaşıyor.
Üstelik motosiklet kullanımı da çok yaygın.
Muğla Valiliği’nin açıklamalarına göre 2025 yılında il genelinde 696 bin 411 motosiklet ve motosiklet sürücüsü denetlendi; 159 bin 401 sürücü hakkında kural ihlali nedeniyle işlem yapıldı.
Bu rakam bize iki şeyi aynı anda söylüyor.
Birincisi, denetim yapılıyor.
İkincisi ise hala çok ciddi sayıda ihlal var.
Demek ki yalnızca ceza yazmak yetmiyor.
Trafik kültürünü değiştirmek gerekiyor.
Bodrum ve Milas’tan gelen haberler neden alarm veriyor?
2026 yılında Bodrum’da peş peşe motosiklet kazaları yaşandı.
Mart ayında Gürece’de 25 yaşındaki bir motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti.
Mayıs ayında Ortakent’te motosiklet ile hafif ticari aracın çarpışması sonucu 23 yaşındaki motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti.
Haziran ayında Torba’da motosiklet ile taksinin çarpışması sonucu motosiklet sürücüsü ve arkasındaki yolcu hayatını kaybetti.
Yine Haziran ayında Bodrum’da iki motosikletin çarpışması sonucu iki kişi yaralandı.
Milas’ta ise Temmuz 2026’da Milas-Söke yolunda, TOKİ Kavşağı yakınında bariyerlere çarpan 32 yaşındaki motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti. Haberde sürücünün kasksız olduğu belirtildi.
Bunları yalnızca “kaza haberleri” olarak okumak büyük hata olur.
Çünkü her birinin arkasında bir insan hayatı var.
Ve her birinin bize sorduğu bir soru var.
Biz daha ne kadar bekleyeceğiz?
Denetim sadece ceza yazmak değildir
Denetim dediğimiz şey, motosikletliyi durdurup ruhsatına bakmakla bitmemeli.
Kask var mı?
Kask gerçekten standartlara uygun mu?
Sürücü belgesi uygun mu?
Motosikletin frenleri, lastikleri, aydınlatmaları güvenli mi?
Egzoz sistemi mevzuata uygun mu?
Sürücü hız yapıyor mu?
Alkol veya uyuşturucu etkisi var mı?
Gece ışıklandırması yeterli mi?
Bunların tamamı denetlenmeli.
Ve özellikle ölümcül kazaların yoğunlaştığı noktalara özel trafik güvenliği analizleri yapılmalı.
Bir kavşakta sürekli motosiklet kazası oluyorsa sadece sürücüyü suçlamak kolaycılıktır.
Orada görüş mesafesi mi yetersiz?
Yol geometrisi mi hatalı?
Aydınlatma mı yetersiz?
Bariyerler tehlikeli mi?
Şerit düzeni yanlış mı?
Bunlar da araştırılmalı.
Bir de “ahlak” meselesi var
Evet, kelimeyi özellikle kullanıyorum;
Ahlak.
Çünkü trafik kuralları sadece kanun maddelerinden ibaret değildir.
Kırmızı ışıkta durmak sadece cezadan korkmak değildir.
Yaya geçidinde yayaya yol vermek sadece polis görür diye yapılmaz.
Motosikletliyi sıkıştırmamak sadece ceza yememek için değildir.
Bunların tamamı başkasının hayatına saygı duymaktır.
Trafik kültürü biraz da budur.
Kendini başkasının yerine koyabilmektir.
“Benim acelem var” diyerek başkasının hayatını tehlikeye atmamak…
“Bana bir şey olmaz” diyerek ailesinin hayatını karartmamak…
“Bir dakikada giderim” diyerek bir ömrü tüketmemek…
Artık bir şeyleri değiştirmeliyiz
Bence Muğla’da özellikle Bodrum-Milas hattında Motosiklet Güvenliği Eylem Planı hazırlanmalı.
Kaza haritası çıkarılmalı.
Ölüm ve ağır yaralanma yaşanan noktalar tek tek incelenmeli.
Kask ve koruyucu ekipman denetimleri artırılmalı.
Sürücü eğitimleri yalnızca ehliyet alma aşamasında bırakılmamalı.
Turizm sezonu öncesinde motosiklet ve otomobil sürücülerine yönelik yoğun farkındalık çalışmaları yapılmalı.
Ve en önemlisi…
Denetim, ceza yazmak için değil can kurtarmak için yapılmalı.
Muğla Valiliği’nin motosiklet kazalarını azaltmaya yönelik KASKOM ve benzeri eğitim/farkındalık projeleri yürüttüğü, bazı dönemlerde motosiklet kazalarında düşüş sağlandığı da resmi açıklamalarda belirtiliyor.
Demek ki doğru uygulandığında sonuç alınabiliyor.
O halde neden daha ileri gitmeyelim?
Bir motosiklet sesi duyduğumuzda artık sadece “yine bağırtıyorlar” demeyelim.
Bir motosiklet kazası gördüğümüzde sadece telefonu çıkarıp görüntü çekmeyelim.
Bir genç kasksız motosiklete bindiğinde “aman dikkat et” deyip geçmeyelim.
Bazen bir uyarı bir hayat kurtarabilir.
Bazen bir denetim bir aileyi kurtarabilir.
Bazen doğru yapılmış bir yol düzenlemesi bir gencin eve dönmesini sağlayabilir.
Ve bazen de sadece biraz vicdan yeterlidir.
Çünkü trafikte kimse diğerinden daha değerli değildir.
Ne otomobil sürücüsü motosiklet sürücüsünden üstündür…
Ne motosiklet sürücüsü otomobil sürücüsünden…
Ne de acelemiz başkasının hayatından daha değerlidir.
Bir yere beş dakika erken varmak için bir insanın bir ömür geç kalmasına sebep olmayalım.
Çünkü trafik kazası dediğimiz şey çoğu zaman bir “kaza” değildir.
Arkasında hız vardır.
Dikkatsizlik vardır.
Kural ihlali vardır.
Denetimsizlik vardır.
Eğitimsizlik vardır.
Ve bazen…
Vicdansızlık vardır.
Artık daha fazla “Allah rahmet eylesin” demek istemiyorum.
Daha fazla “başımız sağ olsun” demek istemiyorum.
Daha fazla genç insanımızın fotoğrafının altına taziye mesajları yazmak istemiyorum.
Bizim ihtiyacımız yeni cenazeler değil, yeni bir trafik kültürüdür.
Ve bunun için hepimize görev düşüyor.
Sürücüye de…
Polise de…
Jandarmaya da…
Belediyeye de…
Karayollarına da…
Aileye de…
Ve en önemlisi…
Kendimize.
Çünkü trafikte herkesin elinde bir direksiyon olabilir.
Ama herkesin elinde bir başkasının hayatı vardır.

