Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İKLİM YASALARININ SAKLI BEDELİ

İKLİM YASALARININ SAKLI BEDELİ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Son yıllarda dünyanın dört bir yanında çevre duyarlılığı, yasa haline geliyor. İngiltere’den Şili’ye, Almanya’dan Yeni Zelanda’ya kadar onlarca ülke, “İklim Kanunu” adı altında sert kurallar koyuyor. Peki bu iyi bir şey değil mi? Elbette öyledir.

Ancak her “iyi niyetli yasa” gibi, iklim yasaları da kendi içinde saklı bedeller taşıyor.

Yeşil Görünüp Griye Dönüşen Yasalar

İklim yasalarının temel amacı, sera gazlarını azaltmak ve iklim krizine karşı insanlığı hazırlamak. Ne var ki, bu yasalar bazen çevreyi korurken insanı unutabiliyor.

Köylünün traktörüne konulan karbon vergisiyle, çimento fabrikasının kapısına asılan kapanma kararnamesi aynı torbada sunuluyor. Bunun doğal bir sonucu olarak “Adil geçiş” yerine, ani geçiş ve toplumsal kırılma meydana çıkıyor.

Yasaların Göremediği Hayatlar ortaya çıktı.

Kırsalda yaşayan bir çiftçi için, iklim yasası demek;

Artan gübre fiyatı,

hayvancılığa getirilen yeni kurallar, ve belki de toprağını bırakıp kente göç etmek zorunda kalmak demek.

Bir sanayici içinse;

Yatırımı durdurmak,

enerji maliyetini karşılayamamak,

ve rekabet gücünü yitirmek demek olabilir.

Evet, çevre korunmalı. Ama bu, insanın sırtına yük bindirerek değil, onunla birlikte yapılmalı.

Türkiye Bu Bedeli Öder mi?

Türkiye’de henüz “iklim kanunu” dair yasalar tamamen geçirilmiş uygulamaya alınmış değil.

Ancak taslaklar hazır. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın etkisiyle karbon düzenlemeleri ve sınırda vergiler kapıda. Sorulması gereken soru ise şu;

Bu yasalar hazırlanırken, çiftçi, işçi, sanayici, öğrenci dinlendi mi?

Yoksa sadece küresel merkezlerin “kopyala-yapıştır” baskısı mı uygulandı?

Yeşil Otoriterlik mi, Yeşil Adalet mi?

İklim yasaları demokratik katılım olmadan çıkarılırsa, bu bir çevre zaferi değil, yeni bir bürokratik tahakküm olur.

Vatandaş “düşük karbonlu yaşam” için fedakârlık yapacaksa, bunun planlı, adil ve sosyal destekli olması gerekir.

İklim yasaları bir kalkan olabilir. Ama bu kalkan yanlış kullanılırsa, kılıca dönüşebilir. Doğayı korurken insanı unutan her yasa, ekolojik değil, ekonomik bir kriz yaratır.

Yeşil gelecek, ancak adil geçiş ile mümkündür. Aksi takdirde, karbonu değil, umutları nötrleştiririz.

Bu ve benzeri kanunları çıkartırken konunun tüm tarafları ile bundan etkilenecek her kesim ile detaylı istişareler yapılmalı, birilerinin dayatması Siyonizm’in emperyalizmin baskısı ile olmamalı.

Unutulmamalı ki doğayı korumak diye bir derdimizde böyle bir görevimizde yok doğa kendini kendisi korur bizim sadece doğayla iç içe yaşamayı öğrenmemiz yeterli doğaya zarar vermemek için aksi halde doğa intikamını öyle bir alır ki başa çıkmaya insanın gücü yetmez.

Doğru kavram doğayı korumak değil, doğaya uyum sağlamak olmalı.

İKLİM YASALARININ SAKLI BEDELİ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481