Her yaz olduğu gibi, bu yıl da acı haber yine turizm şehirlerimizden ve güzel Muğla’mızdan geldi. Türkiye’nin yeşil cenneti, turizmin göz bebeği, tarihin ve doğanın iç içe geçtiği ender coğrafyalardan biri olan Muğla, yine alevlerle sınanıyor. Yangınlar sadece ağaçları değil, umutları, yaşamı, geleceği de küle çeviriyor.
Alev Alev Bir Sessizlik
Köyceğiz, Milas, Bodrum, Marmaris, Fethiye… Göz alabildiğine yeşil olan dağlar, vadiler, zeytinlikler ve çam ormanları şimdi siyaha çalıyor. Kuşların sesi susmuş, hayvanlar kaçıyor, insanlar çaresizlik içinde evlerinden, tarlalarından, geçmişlerinden uzaklaşıyor. Geriye kalan tek şey: yanık kokusu ve is kaplı bir gökyüzü.
Neden Her Sene Aynı Acı?
İklim değişikliği artık uzak bir tehlike değil; kapımızda, hatta içimizde. Kuruyan toprağın, artan sıcaklığın ve azalan nemin faturası ormanlara kesiliyor. Ancak bu doğa yangınlarının ardında sadece küresel iklim değil, ihmaller, yanlış politikalar ve ranta açılmış alanlar da var. “Tedbirsizlik yangını büyütür” diyen uzmanlar, erken müdahalenin ve önleyici stratejilerin eksikliğine dikkat çekiyor.
Bir Ağacın Hikâyesi
Her ağaç, onlarca yılın tanığıdır. Dalları kuşlara, gövdesi hayvanlara, kökleri toprağa hayat verir. Oysa şimdi binlercesi yanıyor. O ağaçlar sadece yeşil değil; oksijen, yaşam, denge, huzur demekti. Şimdi onların yok oluşuyla, sadece doğa değil, insan da tükeniyor.
Sessiz Kalmayın!
Yangınları sadece izleyerek söndüremeyiz. Birlik olmak, destek olmak, bilinçli hareket etmek zorundayız. Ormanlarımızı korumak sadece devletin değil, hepimizin sorumluluğu. Her birey, her belediye, her kurum, doğayı korumak adına somut adımlar atmak zorunda. Gönüllü destek ekipleri kurulmalı, yangınlara ilk müdahale birimleri güçlendirilmeli, ormancılık teşkilatları desteklenmeli.
Gelecek İçin Umut Var Mı?
Umut, küllerden doğar. Muğla, defalarca yanıp küllerinden yeniden doğmuş bir şehir. Ancak bu kez sadece “yeniden yeşerir” diyerek geçiştirilemez. Bu kez öncesinde ciddi bir hesaplaşma, ardından ise gerçek bir “yeşil seferberlik” ilan edilmelidir. Eğitimden yasalara, teknolojiden sosyal farkındalığa kadar her alanda doğa için topyekûn bir dönüşüm şart.
Bu sadece bir coğrafi gerçeklik değil, bir uyarıdır. Bir uyanıştır. Doğa artık fısıldamıyor, haykırıyor. Duymamakta ısrar edersek, bir gün konuşacak tek ağaç bile kalmayacak.


Ağzına,kalemine sağlık