Şanlıurfa’da bir okulda silah taşıyan bir öğrenci…
Kahramanmaraş’ta arkadaşlarına ateş açan bir başka çocuk…
Mersin’de üzerinde silahla bir çocuk..
Bu haberler artık uzakta değil.
Çünkü mesele şehir değil, zihniyet meselesi.
Ve bugün Milas’ın önünde duran soru çok net;
“Biz hazır mıyız?”
Bu soruya “evet” demek için elimizde güçlü veriler yok.
Ama “hayır” demek için de bir felaket yaşamış değiliz.
İşte tam bu yüzden en kritik noktadayız.
Çünkü güvenlik, olay yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce alınan önlemlerle sağlanır.
Milas’ta bugün okullar genel anlamda sakin.
Koridorlarda panik yok, sınıflarda korku yok.
Ama bu tablo bizi yanıltmamalı.
Çünkü mesele sadece “bugün ne olduğu” değil, yarın ne olabileceği.
Bugün birçok okulda giriş, çıkışlar büyük ölçüde kontrolsüz.
Güvenlik görevlisi olan okul sayısı sınırlı.
Okul çevrelerinde denetim var ama süreklilik yok.
Rehberlik servisleri ise iyi niyetle çalışsa da sayısal olarak yetersiz.
Yani sistem var gibi… ama aslında parçalı.
Bu da şu anlama geliyor;
Milas’ta okul güvenliği bir sistem üzerine değil, alışkanlıklar üzerine kurulu. Ve alışkanlıklar, kriz anında çözüm üretmez.
En kritik eksik ise görünmeyen bir alanda;
Erken uyarı mekanizması yok.
Oysa bir çocuk bir anda değişmez.
Öncesinde sinyal verir.
İçe kapanır… ya da aşırı agresifleşir.
Arkadaş ilişkileri bozulur.
Şiddeti normalleştiren söylemler kullanmaya başlar.
Ama bu sinyaller çoğu zaman ya fark edilmez ya da önemsenmez.
“Ergenliktir geçer” denir.
“Biraz hırçın” denir.
Geçmez birikir ve bir gün o birikim, hepimizi şaşırtan bir sonuca dönüşür.
Burada en büyük sorumluluk üç kesimde;
Aile, Okul ve Kamu.
Aileler çocuklarıyla aynı evde ama çoğu zaman aynı dünyada yaşamıyor.
Birçok anne, baba çocuğunun ne izlediğini ne düşündüğünü, kimlerle vakit geçirdiğini bilmiyor.
Okullar akademik başarıya odaklı.
Sınav var, müfredat var, tempo yüksek.
Ama insan yetiştirme meselesi çoğu zaman geri planda kalıyor.
Kamu kurumları ise daha çok olay olduktan sonra devreye giriyor.
Oysa bu üç yapı birlikte hareket etmediği sürece, hiçbir önlem tam anlamıyla işe yaramaz.
Peki Milas ne yapmalı?
Aslında çözüm karmaşık değil. Ama kararlılık istiyor. Öncelikle okul girişleri kontrol altına alınmalı.
Her okulda kalıcı güvenlik görevlisi olmayabilir ama en azından kritik saatlerde kontrollü giriş sağlanmalı.
Okul çevrelerinde emniyet birimlerinin görünürlüğü artırılmalı.
Bu bir korku atmosferi oluşturmaz, aksine caydırıcılık sağlar.
Rehberlik servisleri güçlendirilmeli.
Bir rehber öğretmenin yüzlerce öğrenciye yetişmesi beklenemez.
Bu alan, en az akademik başarı kadar önemlidir.
En kritik adım ise şu;
Riskli öğrenci takibi sistemli hale getirilmeli.
Bir öğrenci sorun sinyali veriyorsa bu kayıt altına alınmalı. Aileyle temas kurulmalı. Gerekirse Rehberlik Araştırma Merkezi ve sağlık birimleri devreye girmeli.
Bu bir fişleme değil, koruma mekanizmasıdır.
Bir diğer önemli konu da ailelerin sürece dahil edilmesi. Bugün birçok veli, çocuğunun yaşadığı psikolojik sürecin farkında değil.
Okullarda düzenli veli bilgilendirme toplantıları yapılmalı.
“Şiddet eğilimi nasıl anlaşılır?” sorusuna herkes cevap verebilmeli.
Çünkü evde görülmeyen bir sorun, okulda büyür.
Okulda fark edilmeyen bir risk ise toplumda patlar.
Tüm bu adımlar için büyük bütçeler gerekmiyor.
Gereken şey şu;
Koordinasyon.
İlçe Milli Eğitim, okul yönetimleri, emniyet birimleri ve rehberlik servisleri aynı masada buluşmalı.
Parça parça çözümler değil, bütüncül bir yaklaşım geliştirilmeli.
Bugün Milas’ta bu koordinasyon kısmen var.
Ama sistemli ve sürdürülebilir değil.
Oysa güvenlik, süreklilik ister. Şimdi en kritik soruya gelelim;
Bu yaşananlar münferit mi?
Belki evet.
Ama bu sorunun cevabından daha önemli olan bir şey var;
Biz bu ihtimali ciddiye alıyor muyuz?
Çünkü ister münferit olsun ister olmasın, her olay bir uyarıdır.
Ve uyarılar dikkate alınmazsa, tekrar eder.
Bugün Milas için avantaj şu;
Henüz geç kalınmış değil.
Ama zaman da sınırsız değil. Eğer bugün önlem alınırsa, yarın korku konuşulmaz.
Ama bugün “bizde olmaz” denirse…
Yarın çok geç olabilir.
Unutmayalım.!!
Bir okulun güvenliği sadece kapısındaki kilitle sağlanmaz.
O okulun içindeki iklimle sağlanır.
Bir çocuğun eline silah geçmeden önce onun kalbine dokunulmuş olması gerekir.
Bu dokunuş olmazsa, en güçlü önlemler bile yetersiz kalır.
Ve son olarak şunu açıkça söylemek gerekir;
Bir şehir, çocuklarını koruyabildiği kadar güçlüdür.
Milas bugün bir tercih noktasında.
Ya görmezden gelip şansa bırakacak ya da sorumluluk alıp geleceğini koruyacak.
Çünkü mesele güvenlik değil sadece.
Mesele…
Gelecek.!!

