Bir devlet düşünün…
Enerjisini başkası üretiyor, iletişimini başkası yönetiyor, hastasını başkası iyileştiriyor, çocuğunu başkası eğitiyor.
Ve siz hala “bu devlet güçlü mü?” diye soruyorsunuz.
Sorunun cevabı basit değil… Ama gerçek çok net;
Stratejik sektörler sadece ekonomik değil, aynı zamanda egemenlik meselesidir.
STRATEJİK SEKTÖRLER NEDEN FARKLIDIR?
Enerji, iletişim, sağlık ve eğitim…
Bunlar sıradan piyasa malları değildir. Bunlar;
Toplumsal düzenin omurgasıdır
Milli güvenliğin sigortasıdır
Vatandaşlık hakkının somut halidir.
Bir ülkede elektrik kesildiğinde hayat durur.
İletişim çöktüğünde devlet kör olur.
Sağlık aksadığında insan ölür.
Eğitim bozulduğunda ise gelecek ölür.
Bu yüzden bu alanlar, sadece “kâr” mantığıyla yönetilemez.
ÖZELLEŞTİRME SONRASI ORTAYA ÇIKAN RİSKLER
- a) Kamu Yararı Yerine kar Maksimizasyonu
Özel sektörün doğası gereği önceliği kardır.
Bu şu sonuçlara yol açar; Hizmetin pahalılaşması, kalitenin maliyet uğruna düşmesi, kırsal ve düşük gelirli bölgelerin ihmal edilmesi.
Örneğin, bir özel hastane, zarar ettiği bölgeye gitmez. Ama devlet gitmek zorundadır. Çünkü mesele kar değil, insandır.
- b) Hizmete Erişimde Eşitsizlik
Özelleştirme sonrası şu tablo oluşur…
Parası olan en iyi hizmeti alır, parası olmayan sistem dışına itilir.
Bu durum Anayasa’daki sosyal devlet ilkesine doğrudan aykırıdır. Çünkü devlet, sağlık ve eğitimde eşitliği sağlamakla yükümlüdür.
- c) Denetim Zaafı ve Yasal Boşluklar
Kağıt üzerinde denetim vardır… Ama uygulamada?
Denetimler yetersiz, cezalar caydırıcı değil. Şeffaflık eksik.
Bu da şu sonuçları doğurur; Kalitesiz sağlık hizmeti, diploması var ama eğitimi yok nesiller, fahiş fiyatlandırma, gizli sözleşmeler ve çıkar ilişkileri, yani sistem, vatandaş lehine değil, güçlü lehine çalışmaya başlar.
SAĞLIK VE EĞİTİMDE DENETİMSİZLİĞİN BEDELİ
Bu iki alan en kritik olanıdır.
Sağlıkta;
Gereksiz tetkik ve tedavi (daha fazla kazanç için)
Hasta yerine “müşteri” anlayışı
Acil durumlarda hizmet aksaması
Bir gün gelir, paranız yoksa ameliyat bile olamazsınız.
Eğitimde;
Parayla diploma
Niteliksiz öğretim kadrosu
Ticarethane gibi işleyen okullar
Ve sonuç; Düşünen değil, yönlendirilen nesiller. Bu sadece bireysel değil, milli bir güvenlik sorunudur.
ENERJİ VE İLETİŞİM ÖZEL SEKTÖRDE OLURSA…
Burada risk daha da büyüktür.
Enerji; Fiyat manipülasyonu, kriz anlarında arz kesintisi, stratejik bağımlılık
Bir ülke enerjide dışa bağımlıysa, savaşmadan kaybetmeye mahkumdur.
İletişim; Veri güvenliği riski, ulusal güvenlik açıkları, bilgi akışının kontrolü, iletişim altyapısı demek, devletin sinir sistemi demektir.
Bu sistem başkasının elindeyse, refleksleriniz bile size ait değildir.
YABANCI SERMAYE KONTROLÜ EN KRİTİK EŞİK
Özelleştirme bir yere kadar tartışılır…
Ama bu alanlar yabancı sermayeye geçerse,
Oluşabilecek riskler; Stratejik bağımlılık, kriz anında hizmet kesintisi, ulusal verilerin dışarıya sızması, ekonomik baskı ve siyasi yönlendirme, enerjiniz, iletişiminiz, sağlığınız ve eğitiminiz başka ülkelerin kontrolündeyse, siz bağımsız değil, yönetilen bir coğrafya olursunuz.
DEVLETİN SORUMLULUĞU
Anayasa’ya göre Türkiye bir sosyal hukuk devletidir.
Bu ne demektir?
Devlet, temel hizmetleri eşit ve adil sunmak zorundadır.
Kamu yararı, özel çıkarın üzerindedir
Stratejik alanlarda denetim ve düzenleme yetkisi devredilemez.!!
Eğer devlet bu görevini zayıflatırsa, ortaya çıkan boşluğu piyasa değil, güç doldurur.
Mesele “özelleştirme iyi mi kötü mü” değil…
Mesele şu;
Devlet, vatandaşın hayatını ilgilendiren alanlarda ne kadar var ne kadar yok?
Eğer yoksa…
Bir gün elektriğiniz kesildiğinde, telefonunuz çekmediğinde, hastane sizi kabul etmediğinde, çocuğunuz eğitim alamadığında…
Soracağınız tek soru şu olacak; “Biz bu devleti ne zaman kaybettik?”
Eskiler ne güzel demiş: “İzahı olmayan şeyin mizahı olur.”
Ama korkarım ki bazı şeyler var…
Ne izahı kaldı, ne de gülecek halimiz.
Yine de biz gülmeye devam edelim…
Çünkü bazen insan, ağlamamak için güler.
“Elektrik özelde, internet yabancı şirkette, hastane pahalı, okul paralı…
Galiba biz de artık kiracıyız.”

