Başarı Nedir, Ne Değildir?
Milas’ta sabah erken saatlerde çarşıya indiğinizde iki farklı insan tipi görürsünüz.
Biri dükkanını açarken söylenir: “İş yok, piyasa kötü, herkes bitmiş…”
Diğeri aynı sokakta kepengini umutla kaldırır: “Bugün daha iyi olacak.”
Şehir aynı şehir. Sokak aynı sokak. Ekonomi aynı ekonomi.
Ama sonuçlar farklı.
Demek ki başarı önce şartlarda değil, zihinde başlıyor.
Biz başarıyı yıllarca yanlış tanıdık.
Başarıyı makam sandık.
Başarıyı para sandık.
Başarıyı alkış sandık.
Oysa başarı; insanın kendi vicdanında kaybetmemesidir.
Bir çiftçi düşünün. Milas’ın bereketli topraklarında zeytin ekiyor.
Hasat yılı kötü geçti. Kuraklık vurdu.
Ama o vazgeçmiyor. Toprağını analiz ettiriyor, sulama sistemini yeniliyor, tarım teknolojilerini araştırıyor.
İşte başarı burada başlıyor.
Sonuçta değil.
Vazgeçmediği anda.
Başarı bir sonuç değildir.
Başarı bir süreçtir.
Bugün gençlerimizin çoğu hızlı başarı istiyor.
Sosyal medyada gördüğü hayatları gerçek sanıyor.
Bir gecede zengin olma hikayelerine inanıyor.
Oysa gerçek hayat Milas Pazarı gibidir.
Sabah 6’da kurulur.
Akşama kadar emek ister.
Soğukta da sıcakta da ayakta kalmayı gerektirir.
Başarı; sabırdır.
Bakın çevrenize. Milas’ta yıllardır ayakta kalan esnafa sorun.
Hiçbiri “şanslıydım” demez.
Hepsi “çalıştım” der.
Başarı şans değildir.
Başarı alışkanlıktır.
Başarılı insanın üç özelliği vardır:
Birincisi: Netlik.
Ne istediğini bilir.
İkincisi: Disiplin.
Canı istemese de yapar.
Üçüncüsü: Sabır.
Hemen sonuç beklemez.
Biz genelde üçüncüsünde kaybediyoruz.
Ektiğimiz tohumu ertesi gün kazıp “Niye büyümedi?” diye bakıyoruz.
Oysa hayat zeytin ağacı gibidir.
Geç büyür.
Ama kök salarsa yüz yıl yaşar.
Başarı da öyledir.
Bir de başarının görünmeyen tarafı vardır:
Ahlak.
Ahlaksız başarı sürdürülebilir değildir.
Kısa vadede kazanır gibi görünür.
Uzun vadede kaybettirir.
Bir şehir düşünün.
İmar planı doğru yapılmamış.
Gelişigüzel büyümüş.
Alt yapısı eksik.
İlk yıllar hızlı büyür.
Sonra tıkanır.
İnsan hayatı da böyledir.
Temel değerler olmadan büyüyen başarı, bir noktada çöker.
O yüzden başarıyı yeniden tanımlamak zorundayız.
Başarı;
Kendini tanımaktır.
Hedef koymaktır.
Plan yapmaktır.
Emek vermektir.
Sabretmektir.
Değerlerinden ödün vermemektir.
Milas özelinde konuşalım.
Bu şehir turizm potansiyeline sahip.
Tarım potansiyeline sahip.
Genç nüfusa sahip.
Ama potansiyel başarı değildir.
Potansiyel, işlenmezse sadece hayal olur.
Bir genç düşünün.
Yazın Bodrum’da çalışıyor, kışın boşta.
Eğer o genç kışın İngilizcesini geliştirirse, dijital pazarlama öğrenirse, turizm teknolojilerine hakim olursa…
Beş yıl sonra sıradan çalışan değil, aranan yönetici olur.
Başarı; bugünü doğru kullanma sanatıdır.
Hepimiz aynı 24 saate sahibiz.
Ama herkes aynı hayatı yaşamıyor.
Çünkü başarı zamanın içinde saklıdır.
Başarılı insan zamanını planlar.
Başarısız insan zamanın akışına bırakır.
Bir de şu yanılgımız var;
“Benim şartlarım zor.”
Doğrudur. Şartlar zor olabilir.
Ama tarih boyunca büyük başarılar zor şartlarda çıkmıştır.
Önemli olan mazeret mi üreteceğiz, çözüm mü?
Bu yazı dizisi boyunca başarıyı romantikleştirmeyeceğim.
Gerçekçi olacağız.
Zor olduğunu kabul edeceğiz.
Ama imkansız olmadığını da bileceğiz.
Çünkü başarı;
Zeki insanların değil, istikrarlı insanların işidir.
Ve şunu unutmayalım;
Başarı başkasını geçmek değildir.
Başarı dünkü kendini geçmektir.
Gençlere mesaj;
Sevgili genç kardeşim,
Milas küçük olabilir.
Ama hayallerin küçük olmak zorunda değil.
İnternet çağındasın.
Bilgiye ulaşmak için büyük şehirde yaşamana gerek yok.
Her gün 1 saatini kendine yatırım için ayırırsan
1 yıl sonra bambaşka bir yerde olursun.
Kimse seni gelip kurtarmayacak.
Ama sen kendini kurtarabilirsin.
Başarı bir anda gelmez.
Ama her gün gelir.
Başarı, başkasını yenmek değil; kendini inşa etmektir.

