YASİN ARSLAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Güvenin Kaybolduğu Yerde Bereket De Kaybolur

Güvenin Kaybolduğu Yerde Bereket De Kaybolur

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gayrimenkul sektörünün en önemli unsurlarından biri, hatta belki de en önemlisi dürüstlüktür. Bir satışın sağlıklı şekilde gerçekleşebilmesi için satıcının, alıcının ve emlak danışmanının birbirine karşı dürüst olması gerekir. Ancak ne yazık ki günümüzde bu dürüstlüğü görmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Satıcı, emlakçıyı kullanarak mülkünü en yüksek fiyata satmaya çalışıyor. Alıcı, emlakçıdan yerin bilgilerini alıp gayrimenkulü gördükten sonra işi ciddiye bindirirse emlakçıyı devre dışı bırakmanın yollarını arıyor. Emlakçı ise hem satıcıyı hem alıcıyı idare etmeye, yapılan emeğin karşılığını alabilmek için mücadele ediyor. Sonuç olarak herkes birbirini kontrol etmeye çalışırken asıl amaç olan satış ikinci plana düşüyor.

Oysa güvenin olduğu yerde işler daha hızlı, daha kolay ve daha sağlıklı ilerler.

Daha önce de yazmıştım. Aracınızı sürekli aynı ustaya götürüyorsunuz. Sağlığınızı emanet ettiğiniz doktorunuz belli. İlaç aldığınız eczane belli. Muhasebeciniz belli. Alışveriş yaptığınız esnaf belli. Çünkü güven duyuyorsunuz.

Peki hayatınız boyunca sahip olduğunuz en değerli varlıklardan biri olan gayrimenkulünüzü satarken neden tanımadığınız, güvenmediğiniz kişilerle hareket etmeyi tercih ediyorsunuz?

Alıcı tarafında da durum farklı değil. Yarın bir sorun çıktığında size yol gösterecek, satış sürecini yönetecek, resmi işlemleri takip edecek kişiler kayıtlı ve yetkili emlak danışmanlarıdır. Buna rağmen birçok kişi birkaç kuruş daha az ödeyebilmek adına profesyonel desteği devre dışı bırakmaya çalışıyor.

Oysa resmi emlakçının yeri bellidir, adresi bellidir, vergi kaydı bellidir, kamu kurumlarında kayıtları mevcuttur. Bir problem yaşandığında ulaşabileceğiniz bir muhatabınız vardır.

Aslında çoğu zaman sebep bellidir: Komisyon ödememek.

Fakat bugün hangi hizmeti ücretsiz alıyoruz? Başka bir bankaya para gönderirken komisyon ödüyoruz. Fatura ödeme noktalarında hizmet bedeli ödüyoruz. Elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerinde çeşitli ücretler ödüyoruz. Çünkü verilen her hizmetin bir maliyeti vardır.

Emlak danışmanlığı da böyledir.

Bir gayrimenkulün satışa hazırlanması için emlakçı zaman harcar, yakıt harcar, ilan sitelerine ücret öder, sosyal medya reklamları verir, fotoğraf ve video çekimleri yapar, afiş ve branda bastırır, telefon görüşmeleri yapar, resmi işlemleri takip eder. Bütün bunları satış gerçekleşsin diye yapar.

Daha da önemlisi, emlak danışmanları da aile geçindiren insanlardır. Kimsenin hakkını yemeden, alın teriyle, emeğiyle kazanç sağlamaya çalışırlar. Bu emeğe saygı göstermek hem insani hem de vicdani bir sorumluluktur.

Eskilerden büyüklerimiz anlatırdı; insanlar evlerinin ve dükkânlarının kapılarını kilitlemeden uyurmuş. Mahallede borcu olanın borcu el birliğiyle kapatılır, düğünü olanın yükü paylaşılır, hastası olan yalnız bırakılmazmış. Komşunun başarısı kıskanılmaz, aksine onunla gurur duyulurmuş. İnsanlar birbirlerinin yükselmesini ister, birbirlerine destek olurmuş.

Bugün ise ne yazık ki bunun tam tersine şahit oluyoruz. İnsanlar birbirine güvenmek yerine birbirinden şüphe ediyor. Destek olmak yerine köstek olmayı tercih ediyor. Birçok kişi başkasının başarısından mutlu olmak yerine onun başarısız olmasını bekliyor. Adeta herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. Kimse kimsenin büyümesini, gelişmesini, daha iyi şartlara ulaşmasını istemiyor.

Peki ne ara bu hale geldik biz?

Ne zaman paylaşmayı bıraktık?

Ne zaman komşumuzun sevincini kendi sevincimiz gibi görmez olduk?

Ne zaman birbirimize güvenmek yerine birbirimizi kandırmanın yollarını arar olduk?

Teknoloji gelişti, bilgiye ulaşmak kolaylaştı, iletişim hızlandı. Ancak ne yazık ki güven duygumuz aynı hızla gelişmedi. Belki de tam tersine, daha bencil, daha tahammülsüz ve daha şüpheci hale geldik.

Oysa bizlere öğretilen değerler bunun tam tersini söylüyor. Dürüst olmayı, paylaşmayı, kul hakkına girmemeyi, iyi niyetli davranmayı öğütlüyor. Komşusu açken tok yatmamayı, ihtiyaç sahibine destek olmayı, başkasının hakkına göz dikmemeyi öğretiyor.

Belki de yeniden özümüze dönmenin zamanı gelmiştir.

Daha çok kazanmaktan önce daha iyi insan olmayı, daha büyük evlerden önce daha büyük gönüller taşımayı hatırlamamız gerekiyor. Çünkü dürüstlük kaybettirmez. Doğruluk kaybettirmez. İyi niyet kaybettirmez. Tam aksine güven kazandırır, dostluk kazandırır, bereket kazandırır.

Satıcı satıcı gibi, alıcı alıcı gibi, emlakçı da emlakçı gibi davransın. Herkes işini dürüstçe yapsın. Birbirimizi kandırmaya çalışmak yerine birbirimize güvenmeyi öğrenelim.

Unutmayalım ki;

Güvenin kaybolduğu yerde sadece ticaret değil, insanlık da kaybeder. Güvenin olduğu yerde ise bereket vardır.

Güvenin Kaybolduğu Yerde Bereket De Kaybolur
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter