Müfit Demirkol

SERVET…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Servet, günlük konuşmalarda servet ifadesi, daha ziyade, subjektif büyük bulunan para değeri olarak nitelendirilir. İktisatta ise, bu çok farklıdır. İktisatta, servet kavramı ile 1 TL’lik bir değer de servet olarak nitelendirilir.

Ya, siyasette servet nedir.?

Ortaokul sıralarından arkadaşım olan birinin, yapılmış olan seçimlerde milletvekili seçilmiş idi. Biz de arkadaşlar olarak kendisini telefon ile arayarak tebrik etmiştik. Milletvekili olan arkadaşımızın, işlerinin yoğun olabileceği, vaktinin olamayacağını düşünerek kendisine yapmak istediğimiz ziyaretimizi, ileri bir tarihe atmaya karar vermiştik. Aradan geçen birkaç ay sonra bu ziyaretimizi gerçekleştirmeye karar vermiştik. Meclis binasında ziyaret ettiğimiz millet vekili arkadaşımızın anlattıklarını, seneler sonra anımsadım.

Arkadaşımızın anlattığına göre, mazbatasını aldıktan sonra, meclis binasında da şubesi olan bir banka yetkilisi, arkadaşımıza ne kadar isterse istesin istemiş olduğu krediyi kefilsiz olarak kendisine verebileceklerini söylemiş. Arkadaşımız, seçimlerde harcadığı paralar için sattıkları arazinin daha da büyüğünü almış. Diğer bir yandan da yeni bir araba almış. Bütün bu harcamalarının yanı sıra bir miktar parayı da borsa ya yatırmış. Borsadan da çok iyi para kazanmaya başlayan arkadaşımızın seneler önce anlattıkları ile günümüz siyasetçilerinin durumunu karşılaştırdım.

Şimdiki zamanımız da iktidar partisinin başında bulunan cumhurbaşkanımız da dahil olmak üzere, muhalefet partileri ileri gelenleri ve başkanlarının da hiç birisinin vatandaşımız tarafından çeşitli ihtarların ve hatırlatmaların yapılmasına rağmen gerçek servetlerini halkımıza beyan etmedikleri görülmektedir.

Vatandaşlarımızın ekonomik kriz içerisinde zorla yaşamlarını sürdürmekte oldukları bu dönemde hangi siyasi partiden olurlarsa olsunlar, hiçbiri servetlerini halkımıza açıklamamaktadırlar. Tüm siyasetçilerimiz sahipleri veya ortaklıkları olduğu firmaların açıklanmasını neden istememektedirler.?

Türkiye’de yargının siyasallaştığı, yolsuzluğun ekonomik eşitsizliği artırdığı ve açlık sınırının altında yaşayan kişi sayısının 30 milyonu aştığı ve ayrıca Cumhurbaşkanı, bakanlar ve aile bireylerinin de kapsama alınarak, siyasetteki tüm üst düzey isimlerin gelirleriyle orantısız servet artışlarının da idari ve adli denetime tabi tutulması gerekir.

Sadece, seçim telaşı ve sonuçlarının istendiği gibi olamayacağı korkusu ile, devletimiz özellikle belediyelerden başlayarak, “Kayyum” atamaları yapmaktadır. Bu atamalar sadece halkımızın, siyasete olan nefretlerini arttırmaktadır.

Mal varlıklarının kişisel beyanla değil, devletin ilgili kurumlarının araştırmalarıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Böylece halkın güveni yeniden tesis edilebilir. Son günlerde servet vergisi uygulanması yolunda bazı öneriler medyada ve sosyal medyada yer almaya başladı.

Bizim gibi kayıt dışılığın yaygın olduğu ülkelerde asıl olan servet vergisi almak değil kayıt dışı kazançları yakalamaya ve vergilendirmeye çalışmak olmalıdır. Bunun da en kestirme yolu geçmişte uygulanan gider beyanı ve servet beyanı esaslarının yeniden vergi sistemine getirilmesidir.

Kağıt, kalem tasarrufuyla değil, korumalar, arabalar, lüks binalar, saraylar, üçer dörder maaşlı görevler gibi uygulamalara son verilerek, halkımızın güvenini kazanmak sağlanabilir.

SERVET…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481