Milas’ın Zenginlikleri Beçin Kalesi

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Muğla’nın Milas ilçesinde, Milas Ovası’na hâkim düz bir platonun üzerinde yer almaktadır. Bizans dönemine tarihlendirilen kaledeki kent yerleşiminden günümüze ulaşan yapı kalıntılarının çoğu özellikle Menteşeoğulları dönemine ait olsa da kentte Kalkolitik, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait buluntular da mevcuttur.

Beçin Antik Kenti, eski kaynaklarda Petzona, Peçin, Barçın veya Berçin isimleriyle de anılmaktadır. Kent, 13. yüzyıl sonlarına doğru Menteşeoğulları’nın eline geçmiş ve bir dönem beyliğin başkenti olmuştur. Menteşe Beyi Ahmet Gazi zamanında en parlak dönemini yaşayan kent, daha sonra Osmanlı egemenliğine girmiştir. 16. yüzyıldan itibaren büyük ölçüde nüfusu azalan kentte yerleşim, 1950’li yıllardan sonra kale içinde oturan son ailelerin de taşınmasıyla tamamen sona ermiştir.

Ünlü gezginler İbn Battuta ve Evliya Çelebi’nin seyahatnamelerinde de adı geçen kentte, geleneksel Türk şehirciliğinin özelliği olan iç kale, sur içi ve sur dışı yerleşimler görülmektedir. Pek çok medrese, hamam, cami, han, zaviye ve türbe kalıntısı bulunan kentte ayrıca Antik dönem nekropol alanı, Helenistik dönem tapınağı ve bir Bizans şapeline ait kalıntılar da bulunmuştur.

Beçin’de inşaa kitabesi günümüze ulaşmış olan tek yapı, Ahmet Gazi Medresesi’dir. Kentte günümüze kadar gelen diğer önemli yapılar arasında Karapaşa Medresesi, Orhan Bey Camisi, Bey Konağı, Bey Hamamı, Kızılhan, Yelli Camisi ve Medresesi bulunmaktadır.

Beçin, Anadolu’da orijinal olarak günümüze ulaşmış nadir Türk şehirlerinden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Türk kültürü ve tarihi açısından önemli bir yere sahip olan kent, erken dönem Batı Anadolu mimarisi hakkında değerli bilgiler vermektedir.

Kalenin yer aldığı tepe üzerindeki insan yerleşimleri Tunç Çağı’nda başlasa da kale Bizans döneminde inşa edilmiştir. 14. yüzyılın ilk yarısına kadar küçük bir yerleşim olarak kalan Beçin bu tarihte Menteşe Beyliği tarafından fethedilerek başkent haline getirildi. Özellikle Menteşe beylerinden Ahmed Bey tarafından imar edilen kale içi yerleşiminin gelişmesi başkent buradan Balat’a taşınınca durdu. Osmanlı zamanında yönetim merkezi Muğla’ya taşınınca kale içi yerleşimi önemini tamamen yitirdi ve harap duruma geldi. Günümüzde kazı ve restorasyon çalışmaları yapılmakta olan kale UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine dahil edilmiştir.

Kaynaklarda Menteşe beylerinin oturduğu başkentler için farklı yerler zikredilir. Beyliğin kurucusu Menteşe Bey Fethiye’de, ondan sonra yerine geçen Mesud Bey ise Milas’ta oturmuştur. Mevlana’nın torunu Ulu Arif Çelebi Mesud Bey’i Milas’ta ziyaret etmiştir. Mesud Bey’den sonra yerine geçen Orhan Bey, babasının yaklaşık 1320 yılındaki ölümünü müteakip Rodos‘a başarısız bir sefer düzenlemiştir. Seferden sonra ise kısa süreliğine kıyı bölgelerden daha içeride güvenli bir şehir olan Muğla’ya yerleşmiştir. Orhan Bey Muğla’dan sonra Beçin’e yerleşmiş ve burayı başkent yapmıştır. Orhan Bey‘in ovada yer alan Milas yerine ovaya hakim konumdaki Beçin Kalesi’nde kalmasını da kalenin stratejik önemine ve güvenliğinin yüksek olmasına bağlanır.

Beçin, yaklaşık 1390 yılında Osmanlı hakimiyetine girdi. Bu tarihe kadar Menteşe Beyliği için önemli bir merkez olan Beçin, Osmanlı’nın yeni oluşturduğu sancağın başkentini Milas’a, 1425’ten sonra da Muğla’ya taşımasıyla önemini yitirdi. Nitekim Beçin’de Osmanlı devrine ait hiçbir yapıya rastlanmaz. 17. yüzyılda kaleyi gezen Evliya Çelebi, kaleiçi yerleşimin eskiden büyük bir şehir olduğunu ama gezdiği şehrin ve kale surlarının harap durumda olduğunu yazmıştır. Evliya Çelebi kale içinde yirmi hane bulunduğunu, kalenin ise hapishane olarak kullanıldığını öne sürmüştür.

Beçin şehri, kale ve bunun güneyindeki bir surun çevrelediği asıl yerleşim kısmından oluşur. Kale girişinin hizasındaki iki çeşme kalıntısıyla bir türbe yıkıntısından sonra iki aslan kabartmasının süslediği çeşmenin önünden geçerek Ahmet Gazi Medresesi’nin kuzeyindeki düzlüğe varılır. Bu düzlükte yer alan yapılar şöyledir: batıda, bir kayalığa yaslanan kubbeli çeşme; güneyde- medresenin tam karşısında Orhan Beyin yaptırmış olduğu caminin kalıntıları; güneydoğuda Kızıl Han ve batıda kalan bir haziredeki iki türbedir.

Tepenin güneybatısında Kara Paşa Hanı; az ilerisinde dik bir yamaca yaslanmış olan küçük bir hamam ve tepenin en üst noktasına doğru gidildiğinde “Emir Avlusu” olarak adlandırılan yapı vardır. Bu alanda “Orman Tekkesi” denilen bir yapının daha kalıntısı vardır. Yine bu civarda 19. yüzyılda Rumlar tarafından inşa edilen ve” Yeni Kilise” olarak adlandırılan bazilikal bir yapı bulunur.

Beçin’in doğusunda Kepez tepesinde, Yelli Camii, medrese ve hamamı vardır. Surlar içinde kalan kısımda, bu yapıların dışında fonksiyonları ve yapıldıkları devirleri belirlenemeyen eski yapı kalıntıları çoktur.

 

Milas’ın Zenginlikleri Beçin Kalesi