Doğu Anadolu’muz Da Yaşamak

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Yurdumuz, Asya’yı, Avrupa’ya bağlayan, üç tarafı denizlerle çevrili bir jeolojik köprüdür. Yedi bölgeye ayrılmıştır. Adı “Türkiye Cumhuriyeti”dir. Bu topraklar güzel vatanımız, evimiz ve ortak yuvamızdır.

Irkı, kökeni, aslı ne olursa olsun, bu vatan toprakları için can veren, kan dökenlerin yaşadıkları yerdir.

Doğu Anadolu’da yaşam şartları; sert iklim, engebeli coğrafya, tarım ve hayvancılık ile gelişen ekonomi ve sosyal imkanların kısıtlılığı gibi temel etkenler nedeniyle ülkenin diğer bölgelerine göre daha zorludur.

Bölge en büyük yüzölçümüne, en fazla yükseltiye ve en engebeli yapıya sahiptir. Cilo ve Ağrı Dağlarında Türkiye’nin en büyük buzulları bulunur. Türkiye’nin en yüksek dağı (Ağrı) ve en büyük gölü (Van Gölü) Doğu Anadolu’muzdadır.

Hayvancılık tarımın önündedir. En fazla büyükbaş hayvan da bu bölgede yetiştirilir. Maden bakımından ve hidroelektrik potansiyeli bakımından Türkiye’de 1. sıradadır. Ama bu madenlerden yararlanacak sanayii tesislerimiz yoktur.

Nüfus yoğunluğu en az olan bölgemizdir. En uzun kışlar ve en kısa yazlar bu bölgede yaşanır. Suyu en bol akarsular ( Fırat ve Dicle) bu bölgededir. En düşük sıcaklıklar da bu bölgede ölçülmüştür. En fazla kar yağışı ve en fazla don olayı bu bölgemizde görülür.

Bu bölgede dağlar 3 sıra halinde uzanır. Güneyde Güneydoğu Toroslar ile Buzul Dağları, Ortada Mercan, Karasu, Munzur ve Palandöken, Kuzeyde Çimen, Kop, Allahüekber ve Yalnızçam.

Volkanik dağları ise Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemruttur.

Doğu Anadolu da “Olağan üstü hal” (OHAL) uygulaması devam etmektedir. Bu uygulamaya göre emniyet kuvvetlerimiz, istedikleri saatte, istedikleri evlere veya mekanlara girerek yoklama ve kontrol yapabilme hakkına sahiptirler. Köylü vatandaşlarımız davarlarını otlatabilmek için dağların eteklerine çıkmak istediklerinde de emniyet güçlerimize müracaat ederek izin almak zorundadırlar.

Bütün bu şartlar altında yaşamlarını sürdürebilen vatandaşlarımızın, iklimsel olarak da yaşamaları zordur. Kışları çok uzun, karlı ve sert geçer. Sıcaklıklar sıfırın altında çok düşük seviyelere iner. Yüksek dağlar ve engebeli yollar ulaşımı zorlaştırır.  Büyük şehirler dışında sanayi ve fabrika sayısı azdır. İş imkanları kısıtlı olduğu için dışarıya göç çoktur.

Sosyal Hayat ve Hizmetler konusunda yurdumuzun diğer bölgelerine kıyasla, hastane, sağlık ocakları gibi hizmet alanlarına hem ulaşım hem de yararlanma çok zayıftır.  Yerleşim merkezlerinde eğitim olanakları çok zordur. Genellikle fen ağırlıklı okullar, imam hatip okullarına dönüştürülmektedir. Köylerde ve küçük ilçelerde kamu hizmetlerine ve okullara ulaşım zordur. Bütün bunlara rağmen halkımız, aşırı misafirperverdir ve geleneksel aile bağları çok güçlüdür.

Doğu Anadolu’da tüm bu zorluklara göğüs germeyi bilen, alın terini esirgemeden üretmeye devam eden insanlarımızın yaşamlarına dikkat etmemiz gerekir. Çünkü bu bölgemizde çalışıp, geçimlerini sağlayacak olan gelire sahip olabilmek için devletimizin yeni işyerleri,  yeni fabrikalar kurarak işsizliği önlemeye çalışması şarttır.

İşsizliğin çok olması, eğitim sisteminin batıya göre çok zayıf olması nedenleri ile bu bölgemiz de “ağalık” sistemi gelişmiştir. Ağalık sisteminin temelinde ise fedoal bağlantılar yatar. Maalesef bu bölgelerimizde ağa ya danışılmadan evlenmek bile olmaz.

Bütün bu şartlar altında yaşamlarını sürdürmekte olan halkımıza devletçe gereken imkanların verilmesi şarttır. Böylelikle Doğu Anadolumuz insanları barış içerisinde yaşayacaktır.

Doğu Anadolu’muz Da Yaşamak