Ne zaman dünyayı anlamaya kalksak, karşımıza hep aynı manzara çıkar;
Sonu “izm”le biten bir yığın düşünce…
Kimisi insanı özgürleştirme iddiasıyla yola çıkıp ruhunu zincirlemiştir; kimisi toplumu aydınlatma sözü verip karanlığın yeni adını oluşturmuştur.
Faşizm insanı yok saydı,
Kapitalizm insanı metaya dönüştürdü,
Sosyalizm insanı devlete mahkûm etti,
Liberalizm insanı yalnızlaştırdı.
Birçoğu “kurtuluş reçetesi” diye ortaya çıktı; fakat sonunda insanı unutan her ideoloji, insanı yaraladı.
Bugün kapitalizmle mücadeleyi tartışırken de aynı kör noktaya çarpıyoruz.
Kapitalizm yalnızca ekonomik bir sistem değil; zihni ele geçiren, tüketimi yaşam tarzına dönüştüren, insanı sürekli eksik hissettiren bir çark.
Bu çarka nasıl direnilir?
Cevap ne sloganda gizli, ne modern masallarda.
Cevap, insanı hatırlatan birkaç sağlam değerde saklı.
Ben bu zeminde, gerçekten topluma fayda üretmiş üç “izm”in altını çiziyorum:
1- Humanizm: Çünkü insanı merkeze koymadan kapitalizm yenilmez
Kapitalizmin en karanlık oyunu; insanı yalnızca “tüketen bir canlıya” indirgemesidir.
Humanizm ise tam tersini söyler:
İnsan aklıyla, vicdanıyla, onuruyla vardır.
Bilimin, sanatın, düşüncenin özgürleşmesi buradan doğar.
Kapitalizmin ürettiği değersizlik duvarı ancak insanın kutsiyetini hatırlatan bir duruşla çatlar.
2- Kooperativizm: Çünkü birlikte duran yenilmez
Kapitalizm bireyi parçalar, rekabeti kutsar, dayanışmayı unutturur.
Kooperatifçilik ise ortak emeğin ortak adaletini savunur.
Üreticiyle tüketiciyi, esnafla vatandaşı aynı masada buluşturur.
Ekonomik sömürünün panzehiri budur:
Birlikte üretmek, birlikte kazanmak, birlikte ayakta durmak.
3- Pluralizm: Çünkü çeşitlilik olmadan özgür toplum olmaz
Kapitalizm, farkları pazarlama aracına dönüştürür;
totaliter ideolojiler ise farkları tehdit görür.
Pluralizm ise başka bir şey söyler:
Farklılıklar çatışma değil, toplumsal zenginliktir.
Nefes alan, konuşabilen, birbiriyle kavga etmeden anlaşabilen toplumların sırrı budur.
Kapitalizmin kültürel tekleştirme gücünü kıran en önemli duruştur.
Bugün kapitalizmin çarkına karşı verilecek en anlamlı mücadele;
sistemi değiştirmeye çalışırken insanı kaybetmemektir.
Değer temelli bir ekonomi kurmak,
Yerel dayanışmayı güçlendirmek,
Tüketimi yönetmek,
Küçük üreticiyi desteklemek,
Medyayı ve eğitimi eleştirel bir akılla beslemek,
Devleti adalet ve şeffaflıkla yeniden tahkim etmek…
Bütün bunların temeli insan, dayanışma ve çoğulculuktur.
Dünyayı yıkan da, toparlayan da “izm”lerdir.
Fakat insanı unutan her “izm”, insanı tüketir.
Bu üçü humanizm, kooperativizm ve pluralizm ise tam tersini yapar;
İnsanı diri tutar, toplumu onarır.
Kapitalizmin gölgesinde yürürken ihtiyacımız olan şey, yeni bir ideoloji değil; insanı merkezine alan yeni bir bilinçtir.

