Milas yalnızca bir ilçe değildir. Milas; zeytinin gölgesi, ovanın bereketi, üretimin hafızası ve toprağın kıymetini bilen insanların yurdudur. Yüzyıllardır bu topraklarda tarım yapılmış, nesiller geçimini buradan sağlamış, ova denildiğinde bereket akla gelmiştir. Ancak bugün Milas’ın geleceğini sessizce tehdit eden bir süreç yaşanıyor: “Hobi Bahçesi”, “Kooperatif Bahçesi”, “Doğada Yaşam Alanı” gibi isimler altında verimli tarım arazilerinin parçalanarak ticari kazanç kapısına dönüştürülmesi.
Bu mesele artık birkaç örnekten ibaret değildir. Milas’ın özellikle Pomelon AVM arka kısımlarındaki Menteş Ovası, Avşar Ovası, Beçin Kıyılama bölgeleri ve genel olarak ova kuşağında bulunan verimli tarım toprakları sistemli biçimde el değiştirmektedir. Önce geniş alanlar uygun fiyatlara satın alınmakta, ardından bir kooperatif ya da benzeri yapı kurulmakta, sonra bu araziler 200-300 metrekarelik bölümlere ayrılarak etrafı çevrilmekte ve gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlarla satışa sunulmaktadır.
VERİMLİ OVA TOPRAKLARI YATIRIM OYUNCAĞI DEĞİLDİR
Bir ovanın değeri sadece metrekaresiyle ölçülmez. Ova demek; suya erişim demek, tarımsal üretim demek, yüksek verim demek, ülkenin gıda güvenliği demektir. Milas’ın ovaları yıllardır sebze, yem bitkisi, tahıl, zeytin ve çeşitli ürünlerle bölge ekonomisine can vermiştir. Bugün ise bu topraklar üretim amacıyla değil, pazarlama amacıyla değerlendirilmektedir.
Bir zamanlar traktörün geçtiği tarlalardan şimdi küçük küçük yollar açılıyor. Sulama planı olan alanların ortasına tel örgüler çekiliyor. Tarım bütünlüğü bozuluyor. Tek parça işlenebilecek araziler onlarca kişiye pay edilerek kullanılamaz hale geliyor.
Toprak ekilmek yerine sergileniyor. Üretim yerine vitrin kuruluyor.
SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
Yöntem çoğu zaman benzerdir:
- Önce ova içinde büyük ve verimli bir tarla satın alınır.
- Ardından kooperatif, ortaklık veya benzeri bir yapı oluşturulur.
- Arazi 200-300 metrekarelik alanlara bölünür.
- Etrafı çevrilir, yollar çizilir, sınırlar belirlenmiş gibi gösterilir.
- Sonra “doğayla iç içe yaşam”, “hafta sonu kaçamağı”, “yatırımlık fırsat”, “kaçırılmayacak bahçe” gibi sloganlarla satış yapılır.
Son aşamada ise alıcılar, çoğu zaman hukuki niteliğini tam bilmedikleri yerlere yüksek bedeller ödemektedir.
ALAN NE ALIYOR NE SANIYOR?
Vatandaş çoğu zaman “Kendime Ait Küçük Bir Bahçem Oldu” düşüncesiyle hareket ediyor. Oysa satın alınan şeyin hukuki statüsü çoğu zaman sanıldığı kadar net değildir. Hisseli yapı, kullanım hakkı, kooperatif ortaklığı, sözleşmeli alan tahsisi gibi karmaşık modellerle insanlar cezbediliyor.
Yarın ortaklar arasında anlaşmazlık çıktığında, kooperatif dağıldığında, resmi kurumlar işlem yaptığında veya ana mülkiyetle ilgili sorun yaşandığında mağduriyetler ortaya çıkabiliyor.
İnsanlar konteyner koyuyor, tiny house getiriyor, çardak yapıyor, ağaç dikiyor. Sonra yıllar içinde “Burası Benim” duygusu gelişiyor. Ancak hukuki gerçeklik her zaman aynı olmayabiliyor.
MİLAS OVALARINDA ÇİRKİN BİR GÖRÜNTÜ OLUŞUYOR
Konunun sadece hukuki ya da ekonomik değil, aynı zamanda estetik bir tarafı da var. Milas’ın doğal kırsal görünümü; açık araziler, zeytinlikler, geleneksel tarım düzeni ve sade peyzajıyla özeldir. Fakat bugün ova bölgelerinde rastgele dizilmiş konteynerler, farklı tip tiny houseler, teneke sundurmalar, rengârenk çitler, gelişigüzel yollar ve birbirinden kopuk yapılar görülmektedir. Ne plan vardır ne bütünlük ne de çevreyle uyum. Ortaya çıkan manzara, kırsal yaşam değil; düzensiz bir geçicilik görüntüsüdür.
GERÇEK SORU: NEDEN?
Elbette insanların doğaya yönelmesi anlaşılır bir durumdur. Şehir hayatı yorucu, konut fiyatları yüksek, insanlar nefes alacak alan arıyor. Küçük bir bahçeye sahip olma fikri birçok kişiye cazip geliyor. Ancak sorun ihtiyaç değil, bu ihtiyacın yanlış modelle karşılanmasıdır.
Planlı küçük yaşam alanları üretmek yerine tarım arazileri parçalanıyor. Hukuki güvenceli alternatifler sunmak yerine belirsiz modeller pazarlanıyor. Doğaya dönüş arzusu, toprağın ticarileştirilmesine dönüştürülüyor.
ARTIK SÖZ DEĞİL, ACİL ADIM ZAMANI
Bu noktada hem yerel yönetimlerin hem de merkezi idarenin sorumluluğu büyüktür. Tarım arazilerini koruyacak, hisseli satış ve kooperatif görüntüsü altında yapılan parçalamaları engelleyecek yasal düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Mevcut mevzuat yetersiz kalıyorsa güçlendirilmeli, denetimler artırılmalı, yaptırımlar caydırıcı hale getirilmelidir. Sadece yeni girişimlerin önüne geçmek yetmez. Mevcut şekilde amacı dışında oluşturulan alanlar da ivedilikle incelenmeli; hukuka aykırı uygulamalar iptal edilmeli ve arazilerin yeniden asıl kullanım amacı olan tarımsal üretime kazandırılması sağlanmalıdır.
Çünkü tarım toprağı bir kez parçalandığında sadece mülkiyet yapısı bozulmaz; üretim zinciri, su düzeni ve gelecek planlaması da zarar görür.
MİLAS NE YAPMALI?
- Tarım arazilerinin parçalanmasına karşı denetim artırılmalı
- Kooperatif adı altında yapılan satış modelleri şeffaf biçimde incelenmeli
- Vatandaşlara tapu, hisseli mülkiyet ve imar konusunda açık bilgilendirme yapılmalı
- Tarım toprağını koruyan yerel politikalar geliştirilmeli
- Tarım dışı uygun alanlarda planlı küçük yaşam alanları üretilmeli
- Mevcut usulsüz uygulamalar hızla gözden geçirilerek üretime dönüş sağlanmalı
Menteş Ovası, Avşar Ovası, Beçin kıyılama bölgeleri ve Milas’ın diğer verimli ova alanları sadece bugünün yatırım fırsatı değildir. Bunlar Milas’ın geleceğidir. Bugün tel örgüyle çevrilen her verimli parça, yarın eksilen üretimdir. Bugün 300 metrekare diye pazarlanan her alan, yarın kaybedilen tarımsal bütündür. Bugün kazanç gibi görünen şey, yarın toplumsal zarar olabilir.
TOPRAK YALNIZ PARA KAZANILACAK BİR ŞEY DEĞİLDİR.
TOPRAK, BİR KENTİN ONURUDUR.
MİLAS’IN OVALARI İSE KORUNMASI GEREKEN EMANETTİR.

