Milas’ın geleceğini konuşacaksak artık sadece yolları, binaları ya da yatırımları değil; kadınların üretimdeki yerini de konuşmak zorundayız.
Çünkü bir şehirde kadın ne kadar güçlü ise ekonomi de o kadar güçlü olur. Kadın eve kapanırsa şehir küçülür, kadın üretirse şehir büyür.
Bugün Milas’ın en büyük eksiklerinden biri tam da budur; Kadın emeği var ama kadın istihdamı hala olması gereken yerde değil.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı erkeklerin oldukça gerisinde seyrediyor. Özellikle kırsal bölgelerde ve küçük şehirlerde kadınların büyük bölümü ya kayıt dışı çalışıyor ya da hiç çalışamıyor. Muğla gibi turizm, tarım ve hizmet sektörünün güçlü olduğu bir şehirde bile kadınların önemli bir kısmı ekonomik hayata tam anlamıyla katılamıyor. Oysa Milas gibi hem tarımı, hem turizmi, hem zeytini, hem hayvancılığı olan bir ilçede kadın istihdamı aslında bir “sosyal proje” değil, doğrudan kalkınma meselesidir.
Çünkü gerçek şu;
Milas’ta kadın çalışmak istemiyor değil, çalışacak doğru alan bulamıyor.
Bugün birçok kadın evde üretim yapıyor. Salça yapıyor, erişte kesiyor, zeytin işliyor, el emeği ürün çıkarıyor, çocuk bakıyor, yaşlı bakıyor, tarlada çalışıyor. Ama bunların büyük bölümü ekonomik değer olarak görünmüyor. Kadının emeği var ama adı yok. Sigortası yok. Güvencesi yok. Düzenli geliri yok.
İşte sorun tam burada başlıyor.
Bir şehirde kadın emeği görünmez hale gelirse o şehir potansiyelinin yarısını kaybeder.
Peki Milas bunu nasıl aşabilir?
Aslında çözüm çok karmaşık değil. Yeter ki meseleye “günü kurtarma” mantığıyla değil, gelecek planlamasıyla bakılsın.
Öncelikle Milas’ta kadın istihdamı denince akla sadece tekstil atölyesi gelmemeli. Çünkü Milas’ın potansiyeli çok daha geniş. Bu bölgenin en büyük gücü yerel üretimdir.
Zeytin ve zeytinyağı…
Sabun üretimi…
Doğal kozmetik…
Kurutulmuş gıda…
Ev pansiyonculuğu…
Kırsal turizm…
Kooperatifçilik…
Yöresel ürün pazarlaması…
İşte Milas’ın gerçek kadın istihdam alanları bunlardır.
Ama burada da başka bir sorun ortaya çıkıyor; organizasyon eksikliği.
Bugün birçok kadın tek başına mücadele ediyor. Üretiyor ama satamıyor. Üretiyor ama markalaşamıyor. Üretiyor ama pazara ulaşamıyor. Çünkü modern dünyada sadece üretmek yetmiyor; pazarlamak da gerekiyor.
İşte burada belediyelere, odalara, kooperatiflere ve yerel yöneticilere büyük görev düşüyor.
Kadına sadece kurs vermek artık çözüm değil.
Bugün Türkiye’nin her yerinde tonla kurs açılıyor. Sertifika var ama iş yok. İnsanlar artık duvarda asılı duran belge değil, gerçek gelir istiyor.
O yüzden Milas’ta yapılması gereken şey çok net.!!
Kadını üretime bağlayan değil, pazara bağlayan sistem kurmak.
Örneğin neden Milas’ta kadın kooperatiflerinin ürünlerini tek çatı altında satan güçlü bir dijital platform yok?
Neden Milas’ın kadın emeği ürünleri Türkiye geneline internetten ulaştırılmıyor?
Neden ilçede sadece kadın üreticilere ayrılmış büyük ve modern bir üretici pazarı kurulmasın?
Neden otellerle kadın kooperatifleri arasında doğrudan tedarik anlaşmaları yapılmasın?
Düşünsenize…
Milas’a gelen bir turist otelde kahvaltı yapıyor. Yediği reçeli Milaslı bir kadın üretmiş. Kullandığı sabunu Milaslı bir kadın yapmış. Aldığı hediyelik ürünü yine Milaslı kadın üretmiş.
İşte gerçek kalkınma budur.
Çünkü kadın istihdamı sadece maaş meselesi değildir.
Kadın çalışırsa çocuk daha iyi eğitim alır.
Kadın ekonomik özgürlüğünü kazanırsa aile içi şiddet azalır.
Kadın üretirse şehirde sosyal hayat canlanır.
Kadın kazandıkça yerel ekonomi büyür.
Bu yüzden kadın istihdamı aslında bir “kadın konusu” değil, doğrudan toplum meselesidir.
Üstelik Milas’ın buna çok uygun bir yapısı var. Çünkü burada hâlâ üretim kültürü ölmedi. İnsanlar hâlâ toprağı biliyor. Hala el emeği var. Hala dayanışma ruhu var. Yapılması gereken tek şey bu potansiyeli doğru yönetmek.
Bir başka önemli konu da çocuk bakım meselesi.
Bugün birçok kadın sırf çocuğunu bırakacak güvenli bir yer bulamadığı için çalışamıyor. O yüzden kadın istihdamını artırmak isteyen bir şehir önce kreş meselesini çözmek zorunda.
Mahalle tipi uygun fiyatlı kreşler olmadan kadınların büyük kısmı iş hayatına dahil olamaz. Bu kadar net.
Ayrıca kadınlara yönelik meslek eğitimleri de artık çağın şartlarına göre değişmeli.
Sadece geleneksel alanlar değil;
dijital pazarlama,
e-ticaret,
sosyal medya yönetimi,
uzaktan çalışma,
grafik tasarım,
evden yapılabilecek internet tabanlı işler
gibi alanlarda da kadınlara eğitim verilmesi gerekiyor.
Çünkü dünya değişiyor.
Artık bir kadın sadece fabrikada çalışarak değil, evinden bilgisayarla da gelir elde edebilir.
Yani mesele sadece iş bulmak değil, yeni nesil iş alanları oluşturmak.
Milas bunu başarabilir mi?
Evet, hem de fazlasıyla başarabilir.
Ama bunun için önce şu anlayış değişmeli:
“Kadın çalışırsa iyi olur” anlayışı değil…
“Kadın çalışmadan Milas büyüyemez” anlayışı hakim olmalı.
Çünkü bir toplumun gerçek gücü; meydanlarda yapılan büyük konuşmalarla değil, kadınlarının hayata ne kadar katıldığıyla ölçülür.
Ve artık şunu kabul etmek gerekiyor;
Kadının üretimde olmadığı bir Milas, potansiyelinin yarısını kaybetmiş bir Milas’tır.

